9/10
·236 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
Merhaba arkadaşlar… “İşte o gün içimdeki tüm şarkılar sustu. Güneş ışığını kaybetti. Yapraklarım soldu, kuşların konamayacağı kupkuru bir daldım. O gün baharın ardından gelen kışın başlangıcıydı. Hissetmiştim, ruhumda bitmeyen bir kış başlamıştı. “ Hikmet (Terzi Hikmet), Hayriye, Esma, Yusuf, Hüseyin, Yeşim ve diğerleri… Hepsinin bir hikayesi vardı. Yusuf ve arkadaşı Hüseyin Yusuf’un satın aldığı eve taşınırlar ve temizlik yaparken o evin eski sahibi rahmetli Hikmet’in günlüğünü bulurlar. O günlükte yazılanların etkisi altında kalan Yusuf bir yerde kesilen günlüğünün devamını bulabilecek midir? Bugünün devamında neler yazıyordur ben size kısaca bahsedeyim sonrasını temin edip okuyun derim. Hikmet’in doğduğu ev kaderi oldu. Babasının mesleği olan terziliği çok küçük yaşlarda öğrenmek zorunda kaldı. Kavuşamadığı aşkını, evini terk edip gitti o diyardan. Ve kendine yeni bir yol haritası çizmek için bu bir başlangıçtı. Yazarımızın ilk romanı olmasına rağmen o kadar güzeldi ki. Elimden bırakamadım ve bir çırpıda bitirdim. Vallahi zor tutuyorum kendimi spoi vermemek için. Çünkü bu durumda bütün hislerimi sizlere aktarabilirim. Üzüldüm çok yaşanılanlara, yapılanlara, kabul görülenlere… Hayatın getirdiklerine. En çokta Hikmet, Yusuf ve Hayriye’ye. Kaleminiz daim olsun sevgili @aytenyagmurofficial2025. Kelimelerin karakterlerle buluştuğu, bizlere iz bırakan hikayelere dönüştüğü günlere.. ️️ TAVSİYEMDİR ️️
Gölgede KalanAyten Yağmur · İkinci Adam Yayınları · 2025114 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
Beğendi
·
2026 82. kitabı
Kitabı okurken sanki eski bir tanıdığı yeniden görmüş gibi hissettim Çünkü daha önce “Mihrap”ta onun çocukluğunu, babasını kaybettiği o kırılgan dönemleri okumuştuk… Bu kitapta ise Mihrap büyümüş ama içindeki o samimiyet ve kırgınlık hâlâ aynı kalmış gibi. Canım Mihrap seni çok özlemişim. 🪻 Mihrap’ın yetişkinliğini okumak çok farklı hissettirdi bana. Hayatın ağırlığını taşımaya çalışan ama yine de mizahını kaybetmeyen bir karakter olmuş. Tam da bu yüzden kitap hem hüzünlü hem aşırı sıcak geldi. Unutmadan bir kere de evlenip boşanmış ancak ayakları üzerinde duramayınca hayat onu yine annesinin evine döndürmüş. Bir yandan geçmişin yükü ve aile meseleleri var, diğer yandan öyle doğal diyaloglar ve anlar var ki bazı yerlerde gerçekten kahkaha attım. Sinem Sal’ın en sevdiğim tarafı sanırım bu; insanı bir sayfada duygulandırıp diğer sayfada güldürebiliyor Ne tamamen güçlü ne tamamen kırılmış… Hayatla baş etmeye çalışan normal bir insan gibi. Özellikle geçmişiyle kurduğu ilişki ve çocukluğundan taşıdığı eksiklik hissi hâlâ onun içinde yaşamaya devam ediyor Kitapta en sevdiğim şeylerden biri de o “bizden biri” hissiydi. Karakterler konuşurken, tartışırken ya da dalga geçerken sanki roman okumuyor da birilerinin hayatına misafir oluyormuş gibi hissettim. Çok doğal ve samimi bir atmosferi vardı. Ah bir de o eski şarkılar. Sinem Sal’ın dili yine çok akıcıydı. Abartılı olmadan duyguyu geçiriyor ve özellikle aile ilişkileriyle ilgili yazdığı sahneler baya içe dokunuyor. 🪻 Bu kitabın içinde hüzün de var, kahkaha da. Mihrap’ı yeniden görmek gerçekten çok güzeldi . . .
Bizim ZamanımızSinem Sal · Karakarga Yayınları · 20211,854 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
3/10
·88 syf.··
2026 6. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 18:13
Eski Şiirin Rüzgârıyle, Yahya Kemal’in klasik tarzda yazdığı şiirlerinden oluşur. Eser, 6 bölümden meydana gelir. Birinci bölüm “Selimname”dir. Terkib-i bend şeklindeki manzume Yavuz Sultan Selim’i anlatır. İkinci bölüm “Gazeller”dir ve geleneğe bağlı olarak gazeller kafiye harfine göre sıralanmıştır. Üçüncü bölüm “Musammatlar”dır. Dördüncü bölümde “Şarkılar” bulunmaktadır. Şairimiz için otobiyografik özellik taşıyan “İthaf” şiirine, “Hasan Rıza’ya Sesleniş” de eklenerek müstakil bir bölüm ayrılmıştır. Son bölüm “Kıt’alar-Beyitler”dir. Yahya Kemal, bir anlamda geçmiş yüzyılların diliyle geçmişi günümüze taşırken bir anlamda da bizim geçmişi içimizde yaşatabileceğimizi göstermiştir. Unutmamak gerekir ki bu şiirlerinde şair, klasik şiirin şekil özelliklerini korumakla beraber muhteva, mazmunlar vb. bakımlardan eski şiiri tekrarlamaz. Onun gazellerinde eski dönem şairlerimizin gazellerindeki pek çok unsur artık yoktur. Yeni unsurlar, yeni anlayışlar vardır. Meselâ Lâle Devri gazellerinde anlattığı güzel/kadın, klasik şairin anlattığı güzelden bir hayli farklıdır. Ahmet Hamdi Tanpınar’a göre “O, sadece yeni dili bulmamış, eski dili de ayıklamış, basit hayallerin zaruriyetiyle nesre kaçan unsurlarını ve Türkçenin bünyesine uymayan, asırlık yürüyüşünde dil zevkinin kabul etmediği lügat ve deyişleri atmış, sadece zevkiyle, hatta bir çeşit dokunma, yani derinden gelen hisle eski Türkçeyi temizlemiştir.”
Eski Şiirin RüzgârıyleYahya Kemal Beyatlı · İstanbul Fetih Cemiyeti Yayınları · 2022602 okunma
Aziz Bey Hadisesi
Puan vermedi·88 syf.··
2026 25. kitabı
Aziz Bey Hadisesi bitti. Kısacık ama yoğun, insanın içine işleyen bir hikâyeydi. Baştan sona hüzünlü ve kasvetli bir atmosfer vardı. Olay olarak çok büyük şeyler yaşanmıyor aslında ama karakterin iç çürümesi, pişmanlığı ve yalnızlığı o kadar yoğun veriliyor ki kitap bittiğinde insanın içinde uzun süre kalan bir ağırlık oluyor. Aziz Bey bana hep geçmişte yaşamaya devam eden bir karakter gibi geldi. Hayatındaki kırılma anını aşamıyor, gençliğindeki tutkuyu, hayalini, kaybettiği ihtimali bırakmıyor. Bu yüzden gerçek hayattaki sevgiyi de sadakati de göremiyor. Aziz Bey’i zaman zaman Osman karakterine benzettim. Özellikle Aziz Bey’in, babasına benzememek için direndikçe farkında olmadan ona dönüşmesi çok etkileyiciydi. Babasının ölümünden sonra evde bulunan sucuklu yumurta sahnesi bana Şebnem’in babası Cavit Bey’i hatırlattı. Ayfer Tunç’un sıradan detaylarla karakterlerin yalnızlığını anlatma biçimini çok seviyorum. Okurken en çok Maryam’a kızdım, en çok da Vuslat’a üzüldüm sanırım. Çünkü bazı insanlar birinin hayatında yıllarca var olup yine de hiç gerçekten görülemiyor. Bir de kitabın atmosferi çok güçlüydü. İstanbul, meyhaneler, eski şarkılar, gece hissi… Her şey sanki solmuş bir fotoğraf gibi. O yüzden kitap kısa olsa bile insan uzun bir hikâye okumuş gibi hissediyor.
Aziz Bey HadisesiAyfer Tunç · Can Yayınları · 202416,6bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2026 9. kitabı
Şarkılar hayatımıza bir kez girdi mi, bir daha asla tamamen çıkmazlar. Yıllar sonra ansızın bir sokak arasında karşına çıkar ve sana kim olduğunu hatırlatırlar." Zuhal Erol’un kaleme aldığı "Şarkılar Girmiş Hayatımıza" kitabını her elime aldığımda, satırların arasında sadece eski şarkıların nağmelerini değil, hayatın o en duru, en samimi ritmini buluyorum. Ama bu kitap benim için bir okur deneyiminden çok daha fazlası... Çünkü yazar koltuğunda oturan Zuhal Hoca, benim üniversitede dersine girme şerefine eriştiğim, hayatıma dokunan çok özel bir insan. Onu sadece bir akademisyen olarak tanımlamak kesinlikle eksik kalır. Sınıfa adım attığı andaki o asil duruşu, kelimelerin adeta ruh bulduğu kusursuz diksiyonu, ders anlatırken salona yaydığı o büyüleyici enerjisi ve hayata karşı sergilediği vizyonuyla benim için tam anlamıyla "idol" bir kadın. Bir insana hocalık çok yakışabilir ama Zuhal Hoca, duruşuyla ve yaşam tarzıyla rehberlik etmenin ne demek olduğunu her gün yeniden gösteriyor. Kitabında satırlara döktüğü o naiflik, o incelik ve insanı sarıp sarmalayan samimiyet, aslında onun bizzat kendisi. Sınıfta dersini dinlerken aldığım keyfi, şimdi kitabının sayfalarını çevirirken alıyorum. İyi ki hayatımıza şarkılar girmiş ve iyi ki yolumuz sizin gibi hayata değer katan, ilham veren bir kadınla kesişmiş Zuhal Hocam... Zuhal Erol
Şarkılar Girmiş HayatımızaZuhal Erol · Değişim Yayınları · 201911 okunma
Benim Hüzünlü İncelemelerim
4/10
·94 syf.··
2026 9. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 22:29
Adından dolayı, ön yargı ile yaklaşılabilecek bir kitap olsa da; sırf merakımdan dolayı okuduğum ve okuduktan sonra da, okusam da olurmuş okumasam da olurmuş demekle birlikte yer yer etkilendiğim bir kitaptı. Aslında konusu enteresan ve konuyu işleyiş biçimi yazarın, kitabı sonuna kadar okutturuyor. Temelde, insanın yaşlanması; yaşama tutunma arzusu, şefkati vs gibi konuları ele alıyor. Aslında altında enterasan bir psikoloji de var... Konusundan kısaca bahsedecek olursam da şöyle özetleyebilirim.. Hayatı boyunca kadınlarla yalnızca para karşılığı ilişki kurmuş, hiç evlenmemiş ve gerçek anlamda hiç bağlanmamış 90 yaşındaki yaşlı bir gazete köşe yazarı, kendisine sıra dışı bir doğum günü hediyesi vermek ister.Genelev işleten eski bir tanıdığından genç ve el değmemiş bir kız bulmasını ister. Ancak odada uyuyan kızı gördüğünde, içinde fiziksel bir arzudan ziyade derin bir şefkat ve koruma içgüdüsü uyanır.İhtiyar, geceler boyu genç kıza (ona taktığı isimle Delgadina'ya) dokunmadan sadece onun uykusunu izler, ona şarkılar söyler, şiirler okur ve hayatında ilk kez "aşk" duygusunun ne olduğunu bu sessiz odada keşfeder... Dediğim gibi ilginç bır konu ve merak ediyorsanız okuyabilirsiniz. Benim Hüzünlü Orospularım Gabriel Garcia Marquez
1000Kitap
Benim Hüzünlü OrospularımGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202625bin okunma