Puan vermedi·272 syf.··
2026 27. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 19:48
Mükemmel bir roman. Gerçekten işini iyi yapan insanlar eskidendi. Fakir Baykurt nereeeee günümüzdeki yazarlar nere. İmgeleme,konu,bağdaştırma... Ne diyeyim ki? Edebiyat sanatı diye bir şey var. Her önüne gelen kitap yazarsa,(ki yazsınlar,yazsınlar ki bu tür kitapların değerini daha çok artırsınlar) yazılan kitap da hayat hikayesi,kişisel gelişim olursa edebiyat sanatı denilen şey biter. Ne şanslıyız ki gerçek edebiyata sahip kitapları ayırt edebiliyoruz. Konudan saptık ama kitabın konusundan sapmayalım;köy hayatında, varsılların yoksullar üzerindeki baskınlığını anlatan köy romanı. Çok güzeldi.
Yılanların ÖcüFakir Baykurt · Adam Yayınları · 20037,3bin okunma
7/10
·448 syf.··
2026 20. kitabı
Skylar 18 yaşında, istifçi annesi ile çöp evlerinde yaşayan, birkaç hastalığa sahip naif kızımız. Jude ise 34 yaşında, dövmeli, dışarıdan soğuk ama çevresindeki insanlara karşı kibar mı kibar erkeğimiz… Yolları; Skylar’ın arabasının Jude’nin çalıştığı iş yeri önünde bozulması ile kesişiyor. Birbirleri ile önce arkadaş oluyorlar fakat bir gün ansızın Skylar’ın okul önünde bayılması ile Jude, onun tüm hastalıklarını öğreniyor. Annesinin destek olmaması ve babasının seneler önce evi terk etmesi üzerine Jude ona evlilik teklifinde bulunuyor ve tüm olaylar yavaş yavaş başlıyor. Kitap bana kalırsa güzeldi. Jude’nin kibar bir erkek olması kitaba vereceğim düşük puanı yok etti. 5-6 vermeyi düşünürken 7 vermeye karar verdim. Tabii absürt durumlarda var; 34-18 yaş ve aralarında geçen +18 durumlar? Bunu yazan ne düşünerek yazdı? Hangi duygular ile yazdı? Neden yazdı? Sorguluyorum ama kitap beni saçma bir şekilde içine de çekti. Belkide bitirmek için uğraştığımdan kaynaklı da olabilir. Bilemiyorum. Amcası ya da babası yaşındaki biri ile hangi düşünceler altında bir ömür geçirmek istedi Skylar onu da anlamıyorum. Fakat Jude tatlıydı. Sevimliydi. Ve onu sevmeme neden oldu… Belkide Skylar’ın her haltta hastalığını öne çıkarıp ay bunu yiyemiyorum ay bunu içemiyorum diye pick me davranıp, Jude’nin ona rağmen kibar ve sevgi dolu olmasından kaynaklı olabilir… Not: Jude’nin gençken yaptıkları da berbat ötesi(bana göre)… yok gençtim. Gençken yaptım, onlar eskidendi diye güzelleme yapması… tam bir saçmalık!!! Ayrıca kitabı bitirirken nedense saniyelik kalbim sızladı. Sevdiğim birine veda etmişim gibi hissettim. Bazı duygusal yanları olduğu için olabilir… Okumak isterseniz pek sıkılmazsınız. Öneriyorum ama sakin yazılmış bir kitap… Öyle koca koca aksiyonlar yok. İyi okumalar… Carian Cole
1000Kitap
Sakın Gelini ÖpmeCarian Cole · Martı Yayınları · 2024404 okunma
Reklam
Bir Kitap Sohbeti - 9
9/10
·224 syf.··
2026 37. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2026 14:56
@ggkcen ile birlikte okuduğumuz Magda Szabo 'nun Iza'nın Şarkısı kitabının söyleşisini siz değerli okurların ilgisine sunuyoruz. Galeyan : Bir soruyla başlayalım o halde, İza'nın Şarkısının melodisi nasıldı sizce ? @ggkcen : Güzel bir soru öncelikle. Iza şarkısının sonunu getirmeye cesaret edemiyor gibi yansıdı bana daha çok. Her zaman pozitif olanı duymak isterken hayatın dualitesini hesaba katmıyor. Fazla iniş-çıkışlara izin vermiyor ki müziğin doğasında da bu vardır. Siz ne düşünüyorsunuz peki? Galeyan : Benim açımdan İza'nın şarkısının melodisi hüzünle birlikte mahkum olduğu ve annesini mahkum ettiği yalnızlığın oluşturduğu hırçınla harmanlanmış gibiydi. İza'nın ikircikli haliyle ilgili olarak bir şey daha sormak istiyorum. İza, kendi şarkısının sonunu mu getirmeliydi yoksa ısmarlama bir notalarda söylediği şarkı ruhundan uzak mıydı? @ggkcen : Şu alıntıyla cevap vermek isterim: “Iza’nın yapacak işi çoktu, ağlamak veya düşünmek için zaman yoktu pek.” Şarkısının sonunu getirebilmesi için kontrolü elden bırakmayı göze alabilen bir karaktere sahip olmalıydı. Her ne kadar şarkı sözlerine önem verse de hatıralardan kaçan yapısı bir uyumsuzluk yaratıyordu isteğiyle. Sizin şarkı olasılığınız da kaçtığı melodiye kendiyle beraber herkesi hapsetmesi bir yerde. Galeyan : "Moda olan aşk şiirlerini duygularıyla değil aklıyla söylemesinin sonucu gibi." Peki İza suçlu muydu? Özellikle annesine karşı? @ggkcen : Herkes kendince en doğru bildiği şeyi yaptı. Ama karakterlerin yoğun suçluluk duygusu yer yer çok hissediliyordu. “Sadakatsizlik ederken suçüstü yakalanmış gibi kızarıp ürperdi: Küçücük dahi olsa, Vince’siz nasıl sevinç hissedebiliyordu?” Bu cümle mesela yarım asırlık eşini kaybeden yaşlı kadının gelgitli suç hislerini epey yansıtıyordu. Galeyan : Profilinizde
Iza'nın ŞarkısıMagda Szabo · Yapı Kredi Yayınları · 20245,5bin okunma
10/10
·
Beğendi
Kalbin yansımasıdır… Kalp söyler, mürekkep yazar ve dökülür düşler ırmağından sonsuz dizelerime akar gider. Aslında bir güneşin doğup batışını anlatan bir serüvendir. Yıllardır bende anı olan, mazi olan, hatıra olan dize dize şiirler ırmağı olan satırlardan tutuşan dizelere uzanan bir yoldur. Eskidendi çok eskiden, şimdi ise bende kaybolan düşler oldu. Şimdi olmasa da o duygular geçmişte yaşarken ki yansımasıdır bu dizeler. Şimdi kalmasa da o duygular tarih oldu sözcükler… Ben artık yeni sahillere yelken açmışken, sahte olan her şeyi geride bırakıp dualarla gerçek aşkı beklemekteyim. Ama bu sözler yaşanmışlık olsa da geçmişi anış değil, geleceğe bakıştır. Bir güneş battığı gibi yeniden doğmasını da bilir. Ama yalanda olsa gerçekte olsa yaşadığım hiçbir duyguyu okurlarımdan saklamam. O yüzden bu serüveni başlattım. “Bir Güneştir Sevda”nın devamı gelecek. Siz değerli okurlarıma duygulu, içten okumalar… Yürekten selamlar, saygılar, sevgiler… Beni YouTube ve Instagram’dan takipte kalınız…
Bir Güneştir Sevda - 1Tayfur Bozkurt · İkinci Adam Yayınları · 20250 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
Beğendi
·
2022 19. kitabı
"Harika annelik mi dedin gülüm? O ben olsam bari ben olsam bariiii" "Saklambaç oynarken tenha yerlere ve inşaatlara girmeyin uyarıları, birilerinin bizi kaçırıp kolumuzu kesip dilendirebileceğinden fazlasını ifade etmiyordu. Benim için en kötü senaryo buydu. İnsanların ne kadar korkunç olabileceğini öğrenmeden büyüyen şanslı çocuklardan biriydim." "Eskiden çocuklar böyle değildi, şimdikiler bir garip cümlesi var. Ama kimse nedenini düşünmüyor. Önceden bir çocuğu bir yetişkin cümleleriyle yaraladığı zaman çocuk bunu sokakta arkadaşlarıyla oynarken,mahalle bakkalı ile dertleşirken ya da bağıra bağıra sokakta ağlayarak en az hasarla atlatabilirdi. Şimdi 4 duvar arasında ağlaması bile kontrol altında olan çocuklara, eskiden psikoloji mi vardı diye söylenmek haksızlık değil mi? Eskiden arkadaş terapiydi,sokaklar terapiydi,gökyüzü terapiydi. Şimdi, küçük bedenlerine hapsolmuş yetişkin ruhlu evlatlarımıza bakınca diyorum ki: Çocuk olmak bile eskidendi." "Bizi yoran sadece eşimiz mi? Dün akşamki dizide karısını aldatan adama duyduğumuz öfkeyi kocamıza kusuyor olmayalım ya da bakıcılarla büyüyen çocukları görünce kendi çocuğumuzun bizi zorladığını düşünüyor olmayalım." "Kimse için çok çabaya değmez derdim 20 yaşıma. Herkesi memnun edemezsin, herkes tarafından sevilmek ve herkesle iyi geçinmek zorunda değilsin. İnsanları seç, yoluna bak deyip, güler yüzünden öperdim." " Günlük hayatta, özellikle de sosyal medyada en çok ne anlatıyoruz? Çevremize vermek istediğimiz mesaj nedir? Fotoğraflarımızın altını hangi sözcükler işgal ediyor? Mutluyum, çok seviyorum, dürüstüm, kocam bana aşık, eşim bana sâdık, çok titizim, huzurluyum sözcükleri mi? Huzurlu muyum gerçekten? Peki, öyleyse neden sürekli anlatma gereği duyuyorum? Neden herkese duyurma çabasındayım? Kime ispat etmeye
Burası Gerçek DünyaŞeyma Çekici · Cezve Kitap · 2018522 okunma
Sınır Tanımayan Bir Aşkın Kısa Öyküsü
Puan vermedi·80 syf.·
2025 38. kitabı
Cengiz Aytmatov yıllar öncesinden artık kaybetmeye yüz tutacak bir aşkın modern destanını kaleme almış belki de farkında olmadan. Bir savaşın ortasında küçük bir bozkır köyünde cepheye emek yetişmesi için devamlı buğday taşıyan insanlar. Dışları güçlü görünen ama içleri kendi ruh zayıflıklarıyla malül ve mağrur erkekler. İşte burada karşımıza çıkan savaş gazisi bir anti-kahraman Danyar. İçinde yılların yorgunluğu, kimsesizliğin ezginliği ile yaşama türkülerle tutunan bir kahraman. Tüm bunların ortasında bir sevgisizliğin içinde gülüşüyle varolmaya çalışan bir kadın: Cemile Kısa bir öykü ama bir roman kadar yoğun. Altını çizdiklerimden: “Varsın Danyar'ın kaputu eski, pabuçları delik olsun! Ondaki ruh zenginliğinin bizim hiçbirimizde bulunmadığını çok iyi biliyordum ben. Cemile'nin onunla mutsuz olacağına hiç inanmıyordum.” Artık sevme duygusunun bile satın alma duygusuna benzer şekilde sürekli manipüle edildiği bir çağda, cinselleştirilmiş beden görüntüsünün temel belirleyici olduğu bir çağda, spor salonlarının ve pilates kurslarının kısa süreli flört ve date pazarına arzu edilebilir meta benlikler ürettiği bir çağda Aytmatov’dan sakatlanmış, kambur bir bedenin ana kahraman olduğu bir sevda öyküsü okumuş olmak çok buruk geliyor insana. Üstelik içinde araba ve ev gibi hesaplar yok. Arabanın markası yok, ev kaç odalı belli değil. Beyaz eşyaların markası yok, ev bütün bir yeryüzü. Mülksüz iki bedenin mantığı ve sınırları aşan hesapsız aşkının öyküsü bu. İşte bunun adına sevda deniyor. Bir Sezen Aksu şarkısı giriyor devreye. “Hani herkes arkadaş, hani oyunlar sürerken Hani çerçeveler boş, hani körkütük sarhoş gençliğimizden. Hani şarkılar bizi henüz bu kadar incitmezken. Eskidendi, eskidendi, çok eskiden…”
Edebiyat
CemileCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 201944,6bin okunma
Reklam
Reklam