Merhaba,
Orhan Kemal’in El Kızı romanı, sessiz ama derin bir hikâye. Okurken Nazan’ın dünyasına öylesine kaptırdım ki kendimi, her sayfada onun ne yapacağını, ne yaşayacağını düşündüm durdum. Nazan,
Kitap, 5 bölümlük kısa hikayelerden oluşmaktadır. İnsanların nasıl öldüğünden ve onların çevresinin nasıl bir ruh halinde olduklarını anlatıyor bu hikayelerde. Okurken "aslında hayatta her şeyi bu kadar düşünüp kafaya takmaya değmezmiş," dedim. Çünkü fark ettim ki ölüm herkese aynı değilmiş. Hatta yapılan cenazelerin bile sınıfsal oluşu aşırı canımı sıktı. Hayatın acı bir gerçeği yüzüme vurulmuş gibiydi.
Siz bu kitabı okudunuz mu? Okuduysanız yorumlarınız nedir?
Hepinize iyi okumalar dilerim.
Hakan sayesinde bu kitaba başlamıştım. Öncelikle itiraf etmeliyim ki kitaba karşı bir önyargı içerisindeydim; çok popüler oluşu kitaptan beni bir tık soğutmuştu. Fakat sevgili Hakan'ın yorumunu gördükten sonra birçok bilgi edindim ve bu bilgiler doğrultusunda kitaba başlamak istedim. Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'ün sevdiği bir kitap oluşunu Hakan Bey sayesinde öğrendim ve bu kitaba olan ilgimi daha da arttırmıştı. Kitaba başladığım vakit neden sevilen bir kitap olduğunu daha da iyi anladım fakat kitabın beni içine bu kadar çekeceğini hiç düşünmemiştim! Feride sanki içimdeki çocuktu. Öylesine bağlantı kurmuştuk ki Feride ile, o benim için bir kitap karakteri değil, bir Çalıkuşuydu. Yazar kitabı yazmamış da bize geçmişten bir anıyı izletiyormuş gibiydi.
Okuduğum her satırda güzel Türkçemizin güzel kelimelerinin sakinliği ile dolmuş olsam da konunun ilerlemesiyle Feridenin yalnızlığı ve hırçın oluşu beni daha da etkilemiş, bende ağlamış ve üzülmüştüm...
Kelimelerim bu noktadan sonra yetersiz kalıyor o yüzden Hakan bey'e teşekkürlerimi sunar, hepinize iyi okumalar dilerim.
"Gençlik insanı böyle sebepsiz yere gülümsetir. Gençliğin en büyülü yanlarından biri de budur zaten."
Dorian Gray gençliğinin güzelliğine öyle kapılmış ki! Kibrinin onu yönettiğini görememiş! Kitabı okurken her bölümde hayretler içinde kaldım. Sonlara yaklaşırken Dorian'ın artık güzelliğinden söz edilmesinden bıkmış bir şekilde buldum. Anladım ki insan elde edemediği, onda kalıcı olmayan şeylerle mutlu olabiliyormuş. Her bölümde Dorian'ın farklı bir yüzünü gördüm. Tabii onun değişimini tek fark eden ben değildim :)
"Tanımak? Seni gerçekten tanıyor muyum acaba? Ruhunu görmeden böyle bir soruya cevap veremem."
"Ruhumu görmek mi?" diye mırıldandı Dorian. Koltuktan kalktı, korkudan beti benzi atmıştı.
"Evet," dedi Hallward ciddi bir ifadeyle. "Ruhunu görmek. Fakat buna yalnızca Tanrı'nın gücü yeter."
Spoiler vermeden nasıl anlatılır bu kitap bilemedim ve diğer incelemelere göz attığımda bu konuda yalnız olmadığımı gördüm. Eğer okumakta kararsız kaldıysanız kesinlikle şu an kitabı elinize alın ve kendinizi kitaba bırakın! İyi okumalar.
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202398,8bin okunma