Tersi ve Yüzü Camus'un ilk kitabı. Kendi de bu kitap için yıllar sonra 'Bu kitaptan bu yana çok yürüdümse de o kadar ilerlemedim, yaşamın kendisi hakkında Tersi ve Yüzü'de acemice söylenenden daha fazlasını bilmiyorum' diyor.
Kendisi 22 yaşında yazdığı için bu kitaba acemice yazılmış gibi bir laf ediyor ancak hiç öyle değil. Kitap 5 denemeden oluşuyor. Sayfa sayısı olarak kısacık denemeler bunlar ancak kitap hızlıca bitemiyor. Çünkü Camus yazdıklarıyla sizi hep belki bir paragraf hatta belki bir cümle üzerine dakikalarca düşünmeye iten bir yazar.. Bence güzelliği de bu denli düşünmeye ve sorgulamaya sevk etmesinde zaten.
Kitap ne mi anlatıyor? Yaşamı. Ölüm, çaresizlik, yalnızlık, sonra tekrar ölüm. Sık sık da yaşamın basitliği diyor. Yazar bunları derken seni de düşünceden düşünceye savuruyor. Ayrıca kitabın çok etkili bir önsözü var, bi başlarken bir de bitirdiğimde yeniden okudum.
Çok kıymetli bir yazar ve çok kıymetli eserler bunlar. Okuyabilmiş olmak lütuftur.
Bir alıntı;
''Bir insan acı çeker, mutsuzluk üstüne mutsuzluğa uğrar. katlanır bunlara, yazgısını benimser, iyice yerleşir içine. saygı görür. sonra, bir akşam, hiç: bir zamanlar çok sevdiği bir dostuna rastlar. dostu biraz dalgın konuşur onunla. evine dönünce, adam kendini öldürür. sonra gizli dertlerden, bilinmeyen dramdan söz edilir. hayır. ille de bir neden gerekirse, dostu kendisiyle dalgın konuştuğu için öldürmüştür adam kendini. böyle işte, dünyanın derin anlamını duyar gibi olduğum her seferde, onun basitliği şaşırttı hep beni.''
Tersi ve YüzüAlbert Camus · Can Yayınları · 20147,1bin okunma
Vejetaryenliğe, et yememeye dair bir kitap bekledim. İçinden bir kadına yapılan fiziksel ve ruhsal şiddet çıktı. Babadan başlayıp, kocaya varan baskılamalar, kararlara saygı duyulmamalar,hor görülmeler,aşağılanmalar. Konu zaten genel olarak rahatsız edici ancak buradaki kadının süreci daha da rahatsız edici şekilde gelişti. Başta kadın bir rüya görüyor ve oradan başlıyor direnişi. Et yemeyi bırakıyor ilk adım olarak, evdeki her şeyi çöpe atıyor. Ancak devamında gelişen olaylar
baya vurucu, bir tramva etkisi gibi..
Kitap 2 yıldır benimle, zamanını buldu, beni şimdi, şu zamanda, şu ruh haliyle yakaladı. Hem vejetaryen olduğum için ve bu nedenle de çokça açıklama yapmam gerektiği için, hem de bir kadın olarak beni biraz daha fazla etkilediğini düşünüyorum.
Yazar hakkında ise;
Han Kang kısa kısa cümlelerle, harika betimlemelerle, ince tespitleriyle sade ama güçlü bir metin çıkarmış. Zaten ödüllü bir yazar. Ödül hakedilmiş bir ödül kesinlikle. Çocuk geliyor kitabı için en iyisi deniyor, ay bitmeden onu da okuyacağım. Naçizane, tavsiye.
VejetaryenHan Kang · April Yayıncılık · 20259,7bin okunma
Huzursuzluğun Kitabı ile eş zamanlı okudum bu kitabı. Kitap hakkında fazla bir yorum okumadan, sadece önerilen ve sevilen bir kitap olduğunu bilip, denk gelip almıştım. Ancak beni bu kadar etkileyeceğini hiç tahmin etmedim. Bir süredir -Pessoa dahil- okurken nabzımı hızlandıran bir kitap olmamıştı. Özellikle kitaptaki ekmek sahnesi beni tam anlamıyla sarstı diyebilirim. O ekmek sahnesini gözümde defalarca canlandırdım, etkisinden çıkamadım Birçok inceleme yazılmış zaten, detay olarak onları okuyabilirsiniz. Ama genel olarak etrafını sürekli gözlemleyen ve buna engel olamayan, düşüncelerinin ucunu yakalayamayan, aklından geçenleri kontrol etmekte zorlanan, iç hassasiyeti yüksek, olana bitene fazla duyarlı kişilerin kitaptan benim gibi çok etkileneceğini düşünüyorum. Genazino'nun diğer kitaplarının siparişini verdim. Pek bi olay anlatmadan, bu kadar çok şey anlatabilen bir yazar ne yazsa okunur diye düşünüyorum. Becerebildiği şey gerçekten harika.
2021 yılında 1860ta yazılmış bir kitap okuyorsunuz, sonra da düşünce ve ifade özgürlüğü neden çok önemli, fikirler neden özgür kalmalı, herkesi dinleyebiliyor muyum, desteklediğim şeyi nasıl savunuyorum, inancımdan neden dindar birine bahsedemiyorum, o beni neden asla dinlemiyor gibi gibi konularla içinizi dolduruyor. Ben kendi adıma şunu anladım ki, inandığımız dinin,desteklediğimiz partinin,takip ettiğimiz insanların, arkasında durduğumuz figürlerin ne olduğundan ziyade, onu nasıl savunduğunuz önemli olan. Kavramları daha soyut hale getirebilmek çok önemli. Belki de en çok gerekli olanı, en laf edilemez ve en dokunulamaz olan, farkında olmadan yoruma kapatılmış, tam tersi bi ifadenin mümkün olamayacağını düşündüren her konuya karşın, farklı bi düşüncenin var olduğunu bilmek ve biliyorsak da buna tahammül edebilmek. Ben kitabı okuyup bitiren biri olarak kendimin hoşgörüsüz ve tahammülsüz yanlarının farkına vardım. Herkes okusa ve herkes kendi için basitçe düşünse acayip rahatlarız diye düşünüyorum bu konularda. Teşekkürler canım kitap.
Bazı kitaplar içerdikleri bilgiler gereği sizi çok fazla rahatsız eder, bazen üzerine kafa yormadığınız bir şey, bazen aslında düşündüğünüz ama boyutunun bu denli büyük olduğunu bilmediğiniz bi şey. Sadece bu dünya düzeninde yaşayan bi insan olduğunuz için bile enayi gibi hissettiriyor. Kitaptaki meseleler hassas. Çocuk, din, eşcinsellik, evlilik, cinsel arzuların boyutu ve sonucu, reklamların hayatımıza nasıl yerleştiği, Prenses Diana’nın ölümü, futbol, politika oyunları gibi konular. Çok şey katacağı, çok düşündüreceği mutlak. Elime kitabı alıp ayakta evin içinde ileri geri hızlı hızlı yürüyerek filan okudum. Bitti.
Yazarın diğer kitabı Cehenneme Övgü tüm insanlığın okuması gerektiğini düşündüğüm acayip güçlü bi metin. O kadar top bi noktaki Cennetin Dibi o noktaya çıkamamış, ama yine çok güçlü ve çok lazım bi kitap.
Kitabın rahatsız ediciliğini anlayabileceğiniz bir alıntı;
Ana Tanrıçaları yıkıp Tanrı'yı tek ve erkek yaptığımızdan bu yana tam iki bin yıldır, bir yandan günah çıkarıp bir yandan da namus kılığında dolaştırdığımız şehvetimiz adına, tarih öncesi taptığımız Tanrıçaları ayaklarımızın altına alıyoruz. Tanrıçalarımıza yaptığımız her kötülük şeytanın zaferi. Klitorisi kökünden sünnet edilen, vajinasının iç ve dış dudakları kesilip dikilen seksen milyon kadın var dünyamızda, seksen milyon! Zifaf gecesinde karısının dikilmiş vajinasını bıçakla kesen Gambiyalı şeytan kocayı, Hindistan'ın bir tek Salem eyaletinde son üç yılda sırf kız doğurdular diye çocuklarını öldüren yedi bin şeytan babayı kim cezalandıracak? Erkek Tanrımız mı?