Bir gün kalbine, o vakte kadar hiç düşünülmemiş bir şüphe düştü: Behlül! Bu şüphe hiçbir olaydan kaynaklanmıyordu; onları bir gece yan yana, bir resimli dergiye bakarken görerek, kendi kendisine bu genç adamın bir tehlike olabileceğini itiraf etmişti. Fakat Behlül, Bibter'den o kadar uzak görünüyor, Bihter, Behlül hakkında her zaman öyle meyilsiz bir dil kullanıyordu ki ikisi arasında bir tehlike oluşacağı ihtimalinden korkmak Adnan Bey'e, çirkin, utanmaksızın itirafı mümkün olmayan, kaba bir kıskançlıktan kaynaklanan bir aşağılık his göründü. Kendi kendisine bir daha bunu düşünmemek için söz vermişti. Fakat o sırada fark ederdi ki iradesinin dışında bir his onu Bihter'le Behlül'ü araştırmaya sevk ediyor. O zaman kendini bir ayıp işlemekle suçlayarak başka bir şey düşünmek isterdi.
Kendi kendisini böyle düşünürken fark ettikçe silkinir, düşünmemek isterdi. Aşkta kalp susmaya başlayıp da zihin yeteneklerini kullanmaya başlarsa o aşk öyle bir hasta çocuğa benzer ki damarlarında taze bir kan yerine zehirleyici ilaçlar dolaşır. O, bu kıymettar hasta çocuğun damarlarına zehirleyici ilaçlardan koymamak için kendisini düşünmekten menederdi.