Babamın yüzü yaz başında açmış çiçeklerle örtülmüştü. Çiçeklerin tazeliğinde ürkütücü bir şeyler vardı sanki. Çiçekler sanki bir kuyunun dibine doğru bakıyor gibiydiler. Çünkü, bir ölünün yüzü yaşadığı zamankine göre yüzeyden çok derinlere düşmüş gibi olur, bizlere sadece maske gibi bir şey kalır; bir daha yüzeye çıkamayacak kadar dibe düşmüştür. Aslında fiziksel maddelerden ne kadar uzakta olduğumuzu, onların gerçek varoluşuna erişmemizin ne kadar imkânsız olduğunu bir ölünün suratından daha gerçekçi bir şekilde ifade edebilen başka bir şey yoktur.