Esma Nur Bigin

7/10
·104 syf.··
2026 2. kitabı
Dilini biraz ağır bulduğum ancak kısacık olduğundan akıp giden bir kitaptı. 15yy da gerçekten de yaşanmış ve sebebi tam olarak bulunamayan dans vebası adlı olayı kurgulayan kitap oldukça etkileyiciydi. O zamandan bu zamana devlet yöneticileri ve din adamları arasında yaşanılan olayların hiç değişmediğini gösteren, bir çırpıda biten ve bittikten sonra da hakkında çok da düşünceye kapılmadığım bir kitaptı.
Dansa DavetJean Teule · Sel Yayıncılık · 202011,1bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
kafa karışıklığı
10/10
·524 syf.··
2026 1. kitabı
Aklımda inanılmaz düşünceler topluluğu. Kitabı bitirir bitirmez hemen buraya koştum. Aslında kitabı okurken cpt ile sohbet ediyordum. Önce ona haber verdim bitirdiğimi onunla biraz konuştum ve kafam daha da karışık bir halde buraya geldim. Cidden biz ne okuduk böyle. İlk sayfaları okurken kitabının sonunun böyle biteceğini asla düşünmezdim. Tipik bir aşk hikayesi okuyacağımı zannediyordum. Sonrasında geldik ortalara ve Kemal'in aşk acısı çektiği yerleri okurken bazı zamanlar sağlıklı bir aşk acısı olduğunu hissederek olağan kabul ettim çünkü bu bazı yerler bana geçti. Ancak bazı zamanlar da aşkın o takıntı dediğimiz yerine geldik ki işte orada iflahım kesilmeye başladı. İlk başlarda kızdığım tek kişi Kemal'di. Hem nişanlısını aldattı hem de o kadar küçük yaştaki bir kızın daha neler hissedip neler yapması gerektiğini ya da yaptıklarının arkasından durup duramayacağını bilmesine rağmen kendisinin yaşının ve tecrübesinin çok daha fazla olmasına rağmen bu ilişkiyi devam ettirdi. Bana göre zaten başlaması hata olan bir ilişkiydi. Sonra geldik kitabın o asla bitip tükenmeyen yerlerine. Bitmek bilmedi resmen her ne kadar kitabın tamamına çok saygı duysam da o kısımlarda hissettiklerimi söylemeliydim. Resmen geçmedi o kısımlar. Okurlar bu kısımların Kemal'in Keskinler' in evine gidip geldiği kısımlar olduğunu çoktan anlamıştır. Okurken Füsun' a sinirlenmeye başladığım ilk zamanlar bu kısımlardır. O evdeki herkesin bu durumu normal karşılaması da cabası kimsenin bir şey dememesi de sinirimi baya bozdu açıkçası. Sanırım herkes gerçek aşk olduğunu düşündü. Asla öyle değildi bence ama neyse. Hayatımın hiçbir zamanında aşk duygusunun bu kadar takıntılı olabileceğini ya da bu kadar büyütülebileceğini kabul etmek istemedim çünkü bu durum bana çok uzak. Aşk duygusu bana hep masum,
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,4bin okunma
Düşüncelerim,düşüncelerim
10/10
·416 syf.··
2025 3. kitabı
Merhaba, uzun bir aradan sonra yine buradayım. Az önce inanılmaz sevdiğim bu kitabı bitirdim. Bu kadar uzun zamanda okumakla haksızlık etmişim ancak zaten kitabın önemli kısmı daha doğrusu beni içine en çok çeken kısmı ilk yarıdan sonra yani Nietzsche ve Breur' un görüşmelerinin başladığı kısımdı. İki birbirinden zeki insanın bu denli zorluklar yaşaması ve anlam arayışları beni derinden etkiledi. Breur dışardan bir gözle baktığımız zaman imrenilecek bir hayata sahipti ancak kendisi bu hayatın içinde hapsolduğunu düşünüyordu. Ne zaman ki özgürlüğü tatmaya kalktı işte o zaman hayatının farkına vardı ve iyileştiğini gördü. Saplantının hayatımızdaki var olabilecek etkisini görmek çok ilgi çekiciydi. Başından beri Breur'u çok samimi oldum zorlansa da en azından dile getirebildi üstüne gitmeye çalıştı ama bu süreçte Nietzsche de benzer sorunlarına sahipken atıp tutmakta çok başarılıydı. Aslında kendisinin söylediğine göre bunu yapmaktaki amacı Breur' u korumaktı. İkisinin arasındaki konuşmalar çok etkileyiciydi ve kitabı gerçekten çok sevdim. Breur Bertha'ya olan saplantısının arkasında anlam arayışı olduğunu Nietzsche sayesinde anladı ve kendi gözleriyle görünce fark etti. Sonra aynı şekilde Nietzsche' ye yardım ederek onun saplantısından kurtulmasına yardımcı oldu aslında amaçladığı tedaviyi kendinin de tedavi edilmesine izin vererek ulaştı. Nietzsche beni son sayfalarda çok üzdü gerçekten de ağladı aslında o atıp tutmalarının büyük ve keskin konuşmalarının ardında hiç sevilmemesinden kaynaklı bir yalnızlık varmış. Umarım bundan kurtulabilmiştir. Ayrıca kitapta hoşuma giden şeylerden birisi de insanın inanca her zaman ihtiyaç duymasının üzerinde durulmasıydı bu illa bir ilah kavramıyla olmak zorunda değildi. İnsan her zaman kendine tapma seviyesinde inanabileceği şeyler
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202469,9bin okunma
9/10
·481 syf.··
2025 7. kitabı
Evet yine uzun bir aradan sonra geri döndüm. Kitap biraz uzundu ama ben de uzun sürede okudum içinde bir çok olay vardı ama asla akmıyor da değildi. Bir noktada sona gelmek için hadi artık dediğim çok oldu ama yazar her yeri ince düşünerek yazmış gerçekten. Kitabın sonunda etkilenmemek elde değildi. Karakterleri de ben çok sevdim özellikle de profesörü ve okurken de zihnimde netflix dizisi Good Place' deki yaşlı başrol olarak canlandırdım bence aşırı benziyorlar. Kitap hakkında sevdiğim bir diğer özellik de bana yeni bilgiler katmış olması mesela Struma Gemisi'ni yeni duydum ve o zamanda yapılmış zalimlikler karşısında şok oldum. Kitap, akıcı kitap arayanlara ve bir şeyler öğrenmek isteyenlere tavsiyemdir.
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020164bin okunma
9/10
·296 syf.··
2025 5. kitabı
Gerçekten son incelememi 4 ay önce yazdığıma inanamıyorum. 4 ay önce bu kitaba başlayıp bitirdiğime de ayrı inanamıyorum. Birtakım yoğunluklar dolayısıyla kitap okumaya ara verdim ancak bu kitabı da gittiğim her yere götürdüm(asla okumasam da).Tüm bunlar kitap asla sarmadığı için olmadı tabii ki tamamen benim hatam. Tamam artık incelemeye geçelim. Öncellikle kitap çok tatlı bir kitap ve okunması da çok kolay. Hatta bu kadar uzun sürede okuduğuma da seviniyorum çünkü kitabı baya bir sindirdim gibi. Ah be Nora (ana karakter). Kendi hayatından vazgeçip olası hayatlarını deneyimledin ancak sonunda yine aynı yerdeydin. Ölmeyi bile istedin ancak bütün bu olası hayatlar senin içindeki potansiyel sayesinde yaşanıyordu bunu ancak sonlara doğru idrak edebildin. Farklı seçimlerin farklı hayatlara yol açacağı hayatları ben de yaşamak isterdim cidden görmek güzel olabilirdi ancak üzücü de olabilirdi belki. Çok daha farklı ve güzel hayatları yaşadığımı görmek Nora'nın da dediği gibi aslında neleri başarabilecek kabiliyette olduğumu da gösterebilirdi. Kitaptan çıkarımlarımı tek tek yazamayacağım ama yaşıyoruz ya gerçekten yaşıyoruz ve yaşıyorsak diğer şeylerin hiçbir önemi yok. Her ne kadar bize öyle gelse de. Kitabın bana kendi hayatımdaki bir olumsuzluğa da motivasyon sağlamasını isterdim ancak sanırım sadece Nora için sevinmekle kaldım. Belki de içten içe faydası olmuştur da ben farkında değilimdir. Bu kadar hayatın içinden en mükemmel ve sevgi dolu hayata da kendini ait hissedememesi cidden garipti ancak kitabın vermek istediği mesaj zaten kendi hayatımızın önemini anlayabilmemiz ve başka hayatlarla karşılaştırma yapmamız gerektiğiydi. Her şeyiyle çok güzel bir kitaptı. Umarım kitap bittikten sonraki hislerimi unutmaz kendi hayatıma da empoze edebilirim.
1000Kitap
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,3bin okunma