Merhaba, uzun bir aradan sonra yine buradayım. Az önce inanılmaz sevdiğim bu kitabı bitirdim. Bu kadar uzun zamanda okumakla haksızlık etmişim ancak zaten kitabın önemli kısmı daha doğrusu beni içine en çok çeken kısmı ilk yarıdan sonra yani Nietzsche ve Breur' un görüşmelerinin başladığı kısımdı. İki birbirinden zeki insanın bu denli zorluklar yaşaması ve anlam arayışları beni derinden etkiledi. Breur dışardan bir gözle baktığımız zaman imrenilecek bir hayata sahipti ancak kendisi bu hayatın içinde hapsolduğunu düşünüyordu. Ne zaman ki özgürlüğü tatmaya kalktı işte o zaman hayatının farkına vardı ve iyileştiğini gördü. Saplantının hayatımızdaki var olabilecek etkisini görmek çok ilgi çekiciydi. Başından beri Breur'u çok samimi oldum zorlansa da en azından dile getirebildi üstüne gitmeye çalıştı ama bu süreçte Nietzsche de benzer sorunlarına sahipken atıp tutmakta çok başarılıydı. Aslında kendisinin söylediğine göre bunu yapmaktaki amacı Breur' u korumaktı. İkisinin arasındaki konuşmalar çok etkileyiciydi ve kitabı gerçekten çok sevdim. Breur Bertha'ya olan saplantısının arkasında anlam arayışı olduğunu Nietzsche sayesinde anladı ve kendi gözleriyle görünce fark etti. Sonra aynı şekilde Nietzsche' ye yardım ederek onun saplantısından kurtulmasına yardımcı oldu aslında amaçladığı tedaviyi kendinin de tedavi edilmesine izin vererek ulaştı. Nietzsche beni son sayfalarda çok üzdü gerçekten de ağladı aslında o atıp tutmalarının büyük ve keskin konuşmalarının ardında hiç sevilmemesinden kaynaklı bir yalnızlık varmış. Umarım bundan kurtulabilmiştir. Ayrıca kitapta hoşuma giden şeylerden birisi de insanın inanca her zaman ihtiyaç duymasının üzerinde durulmasıydı bu illa bir ilah kavramıyla olmak zorunda değildi. İnsan her zaman kendine tapma seviyesinde inanabileceği şeyler