Esma

Doğu’nun Franz Kafkası olarak bilinen Sadık Hidayet, en bilinen romanı Kör Baykuş’ta ruh durumunu şu şekilde ifade etti: Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzâm gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen, kemiren yaralar. Kimseye anlatılmaz bu dertler. Çünkü henüz çaresi de, devası da yok bu dertlerin. Düşündüm, herkesin gökyüzünde bir yıldızı varsa, benim yıldızım uzak, karanlık, anlamsız olmalı. Belki de hiç yıldızım olmadı. İçimde müphem bir arzu: Bir deprem olsa da, bir yıldırım düşse de, sakin pırıl pırıl bir dünyaya yeniden doğsam? Azap çeken bir ruh gibi bekliyor, kolluyor, arıyordum, lakin boşuna! Dünya,ıssız yaslı bir ev gibi görünüyordu gözüme ve ben bağrımda bir acı duyuyordum. Bana göre değildi bu dünya; bir avuç yüzsüz, dilenci, bilgiç, kabadayı, vicdansız, açgözlü içindi; onlar için kurulmuştu bu dünya. Gönlümde düğümlenen bir şeydi bu ıstırap, bu kederli hal; kasırgadan az önceki havayı andırıyordu. Hissettim ki benim düşüncelerim de dayanıksız bir avuç kor gibidir, kül olmuştur, bir üflemeye bakar. Birbirine ters düşen öyle çok şey gördüm, birbiriyle çelişen öyle çok şey duydum ki! Artık hiçbir şeye inanmıyorum. Bazı kimselerin ölümle savaşı daha yirmisinde başlar; birçokları da yağı bitmiş lambalar gibi, sessiz yavaş, ecelleriyle sönerler. Yalnız ölüm yalan söylemez! Ölümün varlığı bütün vehim ve hayalleri yok eder. Bizler ölümün çocuklarıyız, hayatın aldatmacalarından bizi o kurtarır. Kimse göründüğü kadar dayanıklı değildir. Sadece görünmeyen yangınlar, duyulmayan fırtınalar, gizlice çürüyen ruhlar vardır. Nedir günler, nedir aylar? Benim için bir önemi yok bunların; Mezarda olan için zaman, anlamını kaybeder.
Reklam
Çabam sevilmek için değil, sevdiğim içindi...
İnsan zamanını durdurmak istediği yere aittir.
"Yalnız, hissediyorum ki artık bunun sonu yok.Saatlerce evde hiçbir şey yapmadan oturuyorum.Sonra tam çıkarken evde kalsaydım bir şeyler yapabilirdim gibi hissediyorum.Galiba hep acele ettim.Hep yapması gereken çok şey olduğunu hissedip, hiçbir şey yapmak istemeyen biriydim.İçimde adı boş ukdeler biriktirdim. Dolduracak birini bekledim,kendimden umudu kestikten sonra. Sonra beklemekten de vazgeçtim."
“Keşke aşık olabilseydim ama tutkuyu yitirmiş, arzuyu unutmuş gibi hissediyorum. Kendime fazla dönüğüm. Kendi kişiliğim benim için bir yük haline geldi. Kaçmak, uzaklara gitmek, unutmak istiyorum...”