Önce biraz kendimden alıntı :) sevdiğim bir arkadaşımdan görerek alıntılarını beğenerek ilgimi çekti ve başlamak istedim. Kitaba başlamadan önce arkadaşım hayatımdan gitti. Hatırası olarak kitap kaldı. İyi ki kitabı hatıra olarak kaldı diyorum. ( burada da anısı olsun istedim.) O gidebilir Martin Eden yeter bana :))
Kitaba gelecek olursam
Canım Martin ve Ruth’un aşkının devamını bekliyordum. Her şeye rağmen Ruthun ailesini arkasına almasını ve Martin’i her anlamda Desteklemesini istiyordum. Çünkü Martin, Ruth ve ailesi için aslında en çok da kendisi için çok fedakarlıkta bulundu. Tek istediği Ruth’un onu sevmesi ve aşkına inanmasıydı.
Martin adına sevindiğim yerler de oldu elbette mesela kendini geliştirmesi, sürekli kitaplar okuyup, şiir yazması uzuuuuun bir süre sonra bu uğraşının meyve vermesi beni mutlu etti. Zorlu bir süreçti Martin’le birlikte ben de zorlandığımı hissettim. Şiirleri kabul görmeye başladığında ise Martin hayatı sorgulamaya başladı. Ve ben yine zorlandım. haklıydı da. Çünkü ünlü olmadan önce yüzüne bakmayan, evine almayan, sohbet etmek istemeyen ve hatta kızına uygun görmeyen herkes Martin’in etrafında pervane olmaya başlamıştı. Bu durum Martin‘e insanların samimiyetsiz olduğunu düşündürdü.
Kısacası Martin, “bu kadar çabaladım ama neden mutlu değilim?” içindeki bu boşluk dolmuyordu ve onu daha karamsar bir düşünceye sürüklüyordu. Aslında sürüklenen sadece düşünceleri değildi :((
kitapta ağladığım son satırlar.. sürüklenen beden…