Bilge Yiğit

Bilge Yiğit
@esnoloji
Zamanı tükenmeden, yaşamın özünü arayan bir garip yolcunun kitaplığı.
Öğretmen
Eğitim Fakültesi/ Eğitim Bilimleri Enstitüsü
6 Şubat 1999
209 kütüphaneci puanı
115 okur puanı
Mayıs 2019 tarihinde katıldı
5/10
·127 syf.··
2026 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2026 20:53
Selamlar sevgili okurlar, Gogol’ün Müfettiş adlı tiyatro eseri, taşrada geçen ve bir söylentiyle ortalığın karışmasını konu alan, hicvi bol bir metin. Başkentten bir müfettişin geleceği haberi yayılınca, yerel yöneticiler arasında tatlı bir (!) telaş başlıyor. Herkes bir şeyleri örtbas etme, açıklarını kapatma derdinde… Gerisi zaten bol yanlış anlaşılma, bol panik. Tiyatro eserleri okumaya bayılıyorum. Özellikle İngiliz edebiyatı benim için adeta bir edebiyat şöleni. Rus eserleriyle ise çok barışabildiğimi söyleyemem; Rus tiyatrosu yerine her zaman İngiliz tiyatrosunu tercih ederim. Bu eseri okumadan önce yaşadığım şehirde canlı tiyatro olarak izlemiştim. Okurken resmen izlediğim oyunu birebir canlandırdım gözümde; o anlamda okumak benim için çok keyifliydi. İzlerken bazı boşluklar kalmıştı — haliyle sahnede kısaltılmıştı — ama metni okuyunca her şey yerine oturdu. Şunu net söyleyebilirim: izlemek başka, okumak bambaşka bir deneyim. Tıpkı filmi olan kitaplar gibi… Okudukça eserin derdi, mizahı ve alt metni çok daha iyi anlaşılıyor. Bu eseri tek bir cümleyle özetleyecek olsam, “Dinsizin hakkından imansız gelir.” derdim. Rüşvet, adam kayırma, torpil, kaytarma… Herkes bir şeylerin peşinde ama kimse suçlu olduğunu kabul etmiyor. Kimse “biz yanlış yaptık” demiyor; herkes kendi suçunun korkusuyla zaten kendini ele veriyor. Genel olarak keyifliydi. Tiyatro severleri ve Rus klasiği sevenleri fazlasıyla eğlendireceğine eminim. Ama ben mi? Ben net İngiliz tiyatrosu sevdalısıyım Kitaplarla kalmanız dileğimle.
Kitap Yorumu
MüfettişNikolay Gogol · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20216,3bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·429 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2026 16:48
Selamlar sevgili okurlar; Sırfıldayan, normal dünyada yaşayan Benjamiah adlı bir çocuğun, beklenmedik bir şekilde Örülüdünya’ya geçmesiyle başlayan büyülü bir yolculuğu anlatıyor. Bu dünyada Elizabella ve babası Hansel ile tanışan Benjamiah, Elizabella’yla birlikte büyük ve anlamı giderek derinleşen bir yolculuğa çıkıyor. Bu yolculuk yalnızca fiziksel bir macera değil; aynı zamanda sevgi, dostluk ve aile bağlarının insanı nasıl dönüştürdüğünü gösteren duygusal bir serüven. Spoiler vermeden söylemek gerekirse, kitabın son bölümleri okurda oluşabilecek tüm soru işaretlerini ustalıkla ve tatmin edici bir biçimde çözüme kavuşturuyor. Kitaba başlarken çok büyük beklentilerim yoktu; hatta açıkçası kitabı almış olduğum için okumaya başlamıştım. Ancak ilk bölümden sonra elimden bırakamadım ve kitabı bir çırpıda bitirdim. Böylesine şahane kurgusu olan, her detayı birbirine çok iyi bağlayan fantastik romanların günümüzde kolay bulunmadığını düşünüyorum. Kitabın arka kapağında “Harry Potter ve Narnia Günlükleri hayranları için başyapıt niteliğinde” ifadesi yer alıyor. Bu cümleye güvenerek kitabı almıştım ve iyi ki almışım. Konu olarak benzemeseler de; olayları işleme biçimi, detayları sabırla örmesi ve sonunda her şeyi anlamlı bir sonuca ulaştırması açısından bana güçlü bir Harry Potter hissi verdi. Kitap, tüm bu fantastik dünyanın içinde, sevginin her şeyin üstesinden gelebileceğini, dostluğun ve ailenin en karanlık anlarda bile yol gösterici olabildiğini çok sıcak ve samimi bir dille anlatıyor. Bu yönüyle yalnızca bir macera romanı değil, aynı zamanda kalbe dokunan bir hikâye. Okurken insan farkında olmadan nefesini tutuyor; “Biraz daha okuyayım, şimdi ne olacak?” diyerek sayfaları hızla çeviriyor. Bu duyguyu çok özlemişim. Bir çırpıda biten, okuru yormayan ama aynı
Kitap Yorumu
SırfısıldayanJordan Lees · Genç Timaş Yayınları · 2024166 okunma
Kitap yorumum
4/10
·128 syf.··
2026 1. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2026 00:37
Selamlar sevgili okurlar, İnsanlığımı Yitirirken’i bitirdim. Doğrusunu söylemek gerekirse öveceğim bir kitap olmadı. Başladıktan sonra bitirmek zorunda hissettim; kitapları yarım bırakmayı sevmediğim için devam ettim. Elbette çok seveni de vardır, her kitap herkese hitap etmeyebilir. Benim için ağır, boğucu ve zor ilerleyen bir okuma deneyimiydi. Ruh hâlim çok uygun değildi sanırım. Okurken yer yer sıkıldım; buna rağmen yazarın iç dünyasını bu kadar çıplak ve filtresiz yansıtabilmesi dikkat çekiciydi. Bununla birlikte, ana karakterin kadınlara karşı kullandığı dil ve kadın düşmanı bakış açısı beni rahatsız etti. Bu yönüyle kitapla kurduğum bağı olumsuz etkiledi. Herkesin her zaman keyif alacağı bir kitap değil; ancak doğru zamanda okunduğunda farklı hissettirebilir.
1000Kitap
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,1bin okunma
Puan vermedi·83 syf.··
2025 30. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 02 Kasım 2025 11:36
Selamlar sevgili okurlar Belki de ölümden değil, yaşamın boşluğundan korkuyoruz... Tolstoy bu kitapta bence ölümün bir son değil, bir gerçekle yüzleşme ve huzur bulma süreci olduğunu anlatmak istemiş. Kitabı okurken bir anda kendimi içinde buldum. Sadece seksen sayfalık bir kitap olmasına rağmen bu kadar yoğun duygular hissetmeme çok şaşırdım. Okudukça kendi hayatımdan, kendi yaşantımdan izler gördüm. “Acaba ben de bir İvan İlyiç miyim?” diye düşünmeden edemedim. İvan İlyiç… Bu dünyadan bir İvan İlyiç geçti ve gitti… Konusuna kısaca değinmek istiyorum; kitabın adından da anlaşılacağı üzere Tolstoy, İvan İlyiç’in doğumundan ölümüne kadar geçen hayatını anlatıyor. Fakat bu sadece bir yaşam öyküsü değil; ölümle yüzleşmenin, içsel bir yolculuğa çıkmanın hikayesi. Düşünün… Bir arkadaşınız ölseydi, ilk aklınıza gelen şey ondan boşalan koltuğa geçmek olur muydu? Tolstoy tam da bu sorgulamayı yaptırıyor bize: hayatın yüzeyselliği, ölenin öldüğüyle kalışı ve yaşayanların hiçbir şey olmamış gibi devam edişi… İvan İlyiç’in hikayesini okurken karakterin hissettiklerini derinlemesine hissettim. Dışarıdan bakıldığında sıradan ama başarılı bir hayat yaşarken, aslında içsel olarak ne kadar yavaş yavaş çöktüğünü görmek çok etkileyiciydi. Başlarda mutlu bir evlilik yapıyor, sonra o mutluluğu kaybedip işine sığınıyor. Aslında İvan, hep kaçmayı ve bahanelere sığınmayı seçmiş biri. Belki de o meşhur bel ağrısı, içsel çöküşünün bedenine yansımasıydı. İnsanların sahte tepkileri, onun “herkes yalan söylüyor” düşüncesini daha da güçlendiriyor. O korkuyu, öfkeyi, yalnızlığı ben de iliklerime kadar hissettim. Okurken kendi kendime sordum: Biz de bazen düşüncelerimizle, inançlarımızla olmayan şeyleri büyüterek kendimize zarar mı veriyoruz? Ölüm elbette kaçınılmaz bir son, ama onu kabullenip
1000Kitap
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202261bin okunma
Spoiler içerir
Puan vermedi·95 syf.··
2025 29. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 01 Kasım 2025 10:48
·
Selamlar sevgili okurlar Ekim ayında bol bol tragedyalarla dolu bir Shakespeare yolculuğuna çıkmıştım. Bu tragedyalarla dolu yolculuktan sonra “Bir Yaz Gecesi Rüyası” tam bir nefes molası gibiydi benim için! O ölen ölene eserlerden sonra masal gibi geldi ama öyle sıradan bir masal değil; yetişkinlere yazılmış, hem güldüren hem düşündüren bir masal. Shakespeare’in hem kaleminin oyunbazlığını hem insan ruhunun karmaşasını gösteriyor. Okurken içimde sanki yıldız tozları uçuştu Masal gibi, rüya gibi, büyü gibi… Birazcık konusundan bahsetmek istiyorum ama spoiler vermeden yazamıyorum konusunda bol bol spoiler olacak. Konusu; Bir yanda Atina dükü ile Amazon kraliçesinin evliliği hazırlıkları… diğer yanda Hermia, Lysander, Helena ve Demetrius’un aşk üçgeni… Bir de üstüne peri kraliçesi Titania ile kral Oberon’un tatlı sert atışmaları eklenince ortaya büyülü bir karmaşa çıkıyor. Ve tabii ki Puck! O küçük yaramaz, olayları karıştırmasa bu kadar eğlenceli olur muydu hiç? Onun sihirli hataları sayesinde herkes birbirine karışıyor ama sonunda her şey tatlıya bağlanıyor. Tam “keşke ben de o ormanda olsaydım” dedirten bir atmosfer Ben en çok o masalsı geceleri sevdim; perilerin fısıltılarını, insanların duygularıyla dalga geçen o büyülü havayı… Tek kafamı karıştıran kısım okurken de çok zorlayan Atina dükünün düğününde zanaatkarların tiyatrosuydu. Adeta “tiyatro içinde tiyatro”oynadılar. Oyuncuların birden adlarının değişmesiyle bir anda ne oldu bu kimdi karışıklığını zor çözdüm. Aslında izlemiş olsaydım hemencecik anlaşılacak şeyler okurken pek de kolay anlaşılamıyor. Ama ona rağmen orası bile tatlı geldi. Spoiler olacak kısım karakter analizi yapmak istiyorum; •Hermia & Lysander ; Gerçek aşkın cesur hali. •Helena & Demetrius; Biraz ağlatan, biraz güldüren karşılıksız
1000Kitap
Bir Yaz Gecesi RüyasıWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202522,8bin okunma