Gökyüzü aydınlık diye mi üzülüyorsunuz?
Teninizi yakan güneşe gülümseyin.
Çünkü karanlığın içindekileri bir kez gördüğünüzde,
𝑏𝑖𝑟 𝑑𝑎ℎ𝑎 𝑎𝑠𝑙𝑎 eskisi gibi olamazsınız.’
Avuç içlerimi kanatan korku
Dönüp dolaşıp yine beni buldu
Geçmişten fırlatılan bıçaklara
Sırtımı mı dönmüştüm sahi,
Unutuldu?
Sana dokunma dedim,
Dokunma!
Dokunma leş hatırana.
Çünkü bu gece ardında bıraktığın
Her zerren felç oldu.
Umudun akrebi, korkunun yelkovanını soktu.
Zaman durdu.
Ay sabah olmayınca doğdu.
gitmek mi istiyorsun?
kanayacaksın,
kapıdan çıkacak cesareti bulana kadar
ve çıktığında
küçüğüm,
kalacaksın
yaraların iyileşene kadar
bu kısır döngü nefes aldığın sürece
devam edecek zihninde
ağlayacaksın,
gözyaşlarını silemeyecek duruma gelene kadar
kesilecek avuç içlerin
kanayacaksın
saçların örülemeyecek kadar kısalacak
dudakların öpülemeyecek kadar kuruyacak,
ciğerlerin nefes alamayacak kadar sönecek
yara bandı tutmayacak açık yaraların,
neşter kesti
iğne dikmeyecek
ipler yeterince uzun değildir, bilirsin
kavuşamayacaklar sevdiklerine
bana nasıl bir kalp verdiğinin farkında değilsin,
zehir pompalıyor zihnime
ve bir kapı görmediğinde artık dört duvar arasında
anlayacaksın,
yalan söylediler
küçüğüm,
bize yalan söylediler
bu dünya gerçek cehennemdi
ve senin kolların
cennetine hiç yetişemedi