⋆。゚︎。⋆。 ゚☾ ゚。⋆(spoiler içerir) ⋆。゚︎。⋆。 ゚☾ ゚。⋆
Macerayla dolu olan bilim-kurgu kitaplarında bize hep aşırı cesur ve fedakar bir ana karakter profili sunulur. Çünkü onlar ya seçilmiş kişilerdir ya da kendilerini seçtirecek kadar fedakar ve güçlülerdir. Kitaba başlarken biz de Ryland’ı öyle sanmıyor muyduk zaten?-ki kendisi de kendini öyle zannediyordu…
“…Bulgularımı dünyaya ulaştıracak küçücük sondalarım var. Ama ben burada kalacağım.”
“Görev niye böyle, soru?”
“Gezegenimin ancak bu kadar yakıt üretecek vakti vardı.”
“Dünya’dan ayrılırken bunu biliyordun, soru?”
“Evet.”
“Sen iyi bir insansın.”
Fakat Ryland’ın aslında bir korkak olması ve başına gelen hiçbir şeyi kendi tercih etmiş olmaması onu daha az kahraman yapmıyor, bunun pekala hepimiz farkındayız. Buna rağmen bilimkurgu kitaplarımızın ana karakterleri neden sürekli cesur, güçlü ve fedakar o zaman? Çünkü ilgi çekmesi için bu bir gereklilik. Fakat bu kitapta böyle bir durumla karşılaşmıyorsunuz çünkü ana karakter en az sizin kadar gerçek: Evet, o korkağın teki. Ve bu gerçek benim cidde aşırı hoşuma gidiyor… Ayrıca Ryland’ın karakter gelişimini de çok rahatlıkla görebiliyoruz. Başlangıçta ölmekten ölesiye korkan, daha nerede olduğundan bile emin olamayan bir karakter görürken kitabın sonunda arkadaşını ve tanımadığı bir ulusu kurtarmak için bile bile ölüme giden o klasik bilimkurgu karakterlerinden birini görüyoruz…
Başlangıçta kitaba inceleme yazmayı düşünmüyordum çünkü her ne kadar zevk alsam da kitap bana hiçbir şey hissettirmemiş ya da düşündürmemişti. Ve bu benim için cidden tuhaftı çünkü genelde etik ikilemlerle dolu distopyalar okuyan biriyken bir anda fizik hesaplamaları yapılan bir bilimkurgunun içine dalmıştım… Ama durup düşününce aslında bu kitapta da fark edecek, hissedecek ve üstüne