Yürümek her zaman iyi gelir. Öfkeyi yatıştırır, hüznü dindirir, tembelliği giderir, her bakımdan ufku ve zihni açar, gönlü genişletir. Hayatı hissetmek, fikrin fazlalığından arınmak, duyguların karmaşasını çözmek için yürüyüşler iyi birer temindir.
Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam’ı “C.” de, aradığı “tek” olan “B.” yi hep ıskalar; şehir içindeki ‘aylaklıkları’nda, onun hep yanından geçer. Sonunda, onu gördüğünde de, ona yetişemez, elinden kaçırır ama onun varlığına ve kendisinin de onu bulabileceğine olan inancını hiç yitirmez, yitirmeyecektir.
Yazar da bize bildirir ki; o, gerçekten vardır ama metnin bir noktasında bulunsaydı, metni kesmek gerekecekti artık yazmak gerekmeyecekti…