Düşünce bir defa yazıldı mı artık sağda solda dolaşır; anlayanın anlamayanın eline düşer; kime bir şey söylemeli kime söylememeli bunu seçemez; çünkü yazı da resim gibi derin bir sükûttur. Onu konuşturan kişi, simgelerin temsil ettiği gerçeklikleri bilmiyorsa hakikati bulamaz; yalnızca hoşça / boşça vakit geçirir. 
Yalnızlık, insanın etrafında hiç kimsenin olmamasından değil, kendisi için önemli olan şeyleri anlatamamaktan veya başkalarının kabul edilemez bulduğu belirli görüşlere sahip olmaktan kaynaklanır.
Hayatım boyunca kendimle ilgili olarak uzun açıklamalara girmekten kaçındım. Yani duygularımı bütün açıklığıyla uzun uzun anlatmadım kimseye. Bunu yapmak doğru muydu bilemiyorum ama bu böyle sürdü. İstedim ki bana bu kadar yakın olan insanlar birkaç kelimeyle, birkaç cümleyle, bir bakışla, bir nefes alışımla anlasınlar neler olup bittiğini. Çünkü ben böyle anlayabiliyorum. Eğer sahiden birinin yakınında duruyorsam, bu kadarla da olsa farkına varabiliyorum olup bitenlerin. Yakınlarında olmanın hakkını veriyorum ve bunu onlardan da bekliyorum.
Niyazi-i Mısri hazretleri "Bir eline gözyaşından kıl asâ / Bir eline derd odundan yak cerâğ" buyuruyor.
Yani ki "Ey yolcu!.. Genç yahut ihtiyar olsan da, dünya denen şu vadide hakikati aramaksa maksadın, bir eline gözyaşından bir asa, diğer eline de dert ateşinden bir çıra alarak yola çık! Çünkü bu vadide yollar tehlikeli ve karanlıktır."
Burcu E. Kndmr Kalp o asayı taşır ama asayı yürütecek olan içindeki dert ateşidir. O ateşle harmanlanmadıkça eldeki asa kuru bir odun, göğüsteki o cevher ise sadece bir et parçasından ibaret kalıyor.