'Hayat ne biriktirir bizim için?
Kırık dökük aşklar, yaşanmamışlıklar, olmamışlıklar, bir çocukluk anısına teğellenmiş hüzünler, aşkın sonsuz bekleyişleri, ayrılıklar, kentler, köyler, yollar, rüzgarlar, gündoğumları, biraz keder, biraz da neşeyle çatılmış evler... Hayat bizim için saklamaya hazır olduklarımızı, bize yakışanları, ihtiyacımız olanları ve bizi büyütecekleri, bizi biz edecekleri biriktirir...'
Aynen öyle değil mi, birazcık düşününce bunu görmüyor muyuz , hiç bir şey boşa değil, herşey yaşanması gerektiği için, ne bir fazla ne bir eksik hepsi tam vaktinde yaşanıyor hayatlarımızda... Anın içinde anlayamasakta bazen, ben bunun böyle olduguna inanıyorum.
Orada biyerde her neredeysen, diyorsan ki; hayır olamaz ben hakettiklerimi yaşamıyorum böyle olmamalı-ydı vs. bu da sana, 'Aklını dolduran tek şey; nasibinin seni bir gün bulacağı olsun. Her şey insana yazılıyor diye düşün, ama bazen ulaşmıyor. Bilmediğimiz nedenlerle dolaşıp duruyor hayatın içinde. Bazen yanından geçiyor insan yazgısının, bazen elinden tutuyor ama bunun kaderi olduğunu anlamıyor. Tam yakalayacak gibi oluyor ama uçup gidiyor. Sonra bir gün, hiç hesapta yokken, hiç beklemezken, başka alemlerdeki seyrini tamamlıyor senin olan şey, çıkıp geliyor ve seni buluyor.' İşte hepsi bu kadar.
Bunlardan ve bizden hikayelerin yer aldığı bir kitap olmuş 'Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu'... İsmiyle de hayatında hiç koleksiyoner olmamış birine bile bir kez daha düşündürtecek bir kitap... (Bunu bir daha düşünün, emin misiniz?)
Kalemine, hayal dünyana, samimiyetine sağlık Şermin abla demek istiyorum. 'Şermin abla' çünkü onu sosyal medyadan takip edenler samimiyetini sıcaklığını yüreğini açması, sevincini kederini bizlerle paylaşmasıyla artık evimizin Şermin ablası gibi oldugunu bilir. :) Doğaya bakıp olanın