İsraili gelenekte Havvâ karşıtlığı kadın karşıtlığına dönüşürken; İslam, kadını "kendisi ile huzur bulunan"¹ olarak tarif eder. Mümin erkekler ve mümin kadınları birbirlerine dost kabul edip birbirleri ile değil, kötülükle mücadelede ve iyilikte yarışanlar olarak tavsif eder.²
¹Rûm,30/31
²Tevbe,9/71
"Mü'minin vazifesi, kâinatta en büyük ve en yüksek hakikat olan imanı elde etmiş olmasından dolayı, Cenab-ı Hakk'a şükür ve hamddır. Bunun dışında imanına mukabil hiçbir maddi manevî menfaat beklememeli, hatta kalben arzu etmemelidir. Zira, iman nimetine kavuşmanın ve Müslümanlık şerefiyle şereflenmenin karşılığı olarak verilecek mükâfat uhrevidir. Ancak o âlemde Cenab-ı Hak, fazl ve keremi ile bu eşsiz mükâfatı ihsan eder."