• GENE BEN, GENE BEN, GENE BEN. BİLİYORUM, ÇOK KIZIYORSUNUZ UZUN OLUYOR DİYE, AMA BU SEFER FAZLA SPOILER VERMEDİM. :)) GÖNÜL RAHATLIĞI İLE OKUYABİLİRSİNİZ.

    Jules Verne bilim kurgunun babası mıdır? Sanırım bunun cevabını alabilmek ve bu babalık durumunu aydınlatabilmek adına elimizde DNA testi için fiziki bir materyal yoksa da bir veya birkaç kitabı var. Çok başarılı bir yazar olan Verne ile diğer bilim kurgu yazarları arasında çok büyük bir fark göremiyorum doğrusu. Verne'in yanı sıra, H.G. Wells veya Hugo Gernsback'in de bu tür eserlerin ağa babası olarak değerlendirilmesi gerekiyor.


    Dünya genelinde ünlü olan Fransız roman yazarı Jules Verne 8 Şubat 1828 yılında Fransa’nın Nantes şehrinde dünyaya geldi. Kendisi yaşamakta olduğu Nantes’da bir süre eğitim, öğrenim gördükten sonra Paris’e geçer. Çeşitli sebeplerden ötürü çok kolay geçmeyen öğrenimini tamamlarken bir hayli zorluklarla karşılaştı ve mücadele etti. Kendisini tanıdığımız yazarlık hayatına tiyatro ile başladı ve Verne her daim yazmayı tercih edenlerdendi. Seksen Günde Devri Âlem, Denizler Altında 20.000 Fersah, İki Yıl Okul Tatili, Aya Yolculuk, Doktor Ox’un Deneyi, Dünyanın Ucundaki Fener, Meteor Avı, Dünyanın Hâkimi, Balonla Beş Hafta, Dünyanın Merkezine Yolculuk, Kaptan Grant’ın Çocukları, Esrarlı Ada ve 20. Yüzyılda Paris eserleri ülkemizde biz okurlar tarafından en bilindik olanlardır.


    Yazarın kaleme aldığı birçok eseri sonradan tiyatroya uyarlanmış ve hatta filmleri çekilenler de olmuştur. Verne’nin kendisine edebiyat ödülleri kazandıran romanlarında vardır ve ülkemizde bize kendisini sevdiren, Serveti-Fünun dergisi kurucusu Ahmet İhsan Tokgöz’dür. Kendisi ilk defa on dokuzuncu yüzyıl sonlarında Verne’nin eserlerini Türkçe’ye çevirme zahmetine girerek, Türk okuyuculara sevdirmiş ve de geniş ölçüde okunmasına vesile olmuştur. Tabi Jules Verne’yi bir tek Ahmet İhsan Tokgöz çevirmemiştir ve ilerleyen zamanlarda çeşitli kişiler tarafından yeni çevirileri de yapılmıştır ve yayınlanmaya devam edilmektedir.


    Ay’a Yolculuk kitabını, yazarın ergenler için modern masallar inşa eden, işte öylesine yazılmış bir esermiş gibi düşünebilirsiniz, ama kitabı okuduktan sonra bu düşüncelerinizde ne kadar da haksız olduğunuzu ve belki de erken ön yargılı davrandığınızı bir defa daha etkileyici bir şekilde öğreneceksiniz. Kitap yazıldığı yıllarda olan teknoloji ve bilim göz önüne alındığında, bilimsel meseleleri tartışmak, tartışmaya açmak ve varsaymak adına eşsiz bir nimettir. Olaylar zinciri tüm teknik bilgi ve bilimsellikle yavaşça hareket ediyor. O kadar ilginçtir ki, aslında kitabımızın kahramanı sayılan karakterimiz Fransız “astronot” Michel Ardan, romanın neredeyse yarısına kadar ortalıkta görünmüyor. Kitap yazar tarafından 1865 yılında yayınlanmıştır ve ilginçtir ki, iki süper güç arasında yeni bir rekabet olan uzay yarışında Sputnik 1 uydusu, SSCB (Rusya) tarafından 4 Ekim 1957'de uzaya gönderilen ve yörüngeye oturtulan ilk rokettir. Evet, insan aslında duyduklarına, daha doğrusu okuduğuna inanmak istemiyor. Bu nasıl mümkün olabilir? Bir insan nasıl olur da, bir asır öncesinden fırlatma tarihinin nasıl belirlendiğini, fırlatma işleminin nerede gerçekleşeceğini, kapsülün yapımını ve malzemelerini, kullanılacak roketin kimyasal yapısını ve fırlatma rampalarını, atmosferden çıkarken mekikten ayrılan yakıt tüplerini güvenlik ile ilgi tehlikeleri, mali finansman düzenlemelerini ve Ay'ın yüzeyine yapmış olduğu inişi titizlikle hayal edebilir ve bu kadar netlikle kaleme alabilir?!


    Verne ayrıca kitabının konusunun kültürel ve politik sonuçlarına da gayet duyarlıydı. On dokuzuncu yüzyıl gibi bir zamanda ABD'deki silahlanma endüstrisi, iç savaşın sona ermesiyle birlikte gelen yeni bir sorun ile baş etmeye çalışıyordu. Barış zamanında dünyada kendilerine biçilen rollerini kitleye karşı haklı çıkarmak için yeni bir hedefe ihtiyaçları vardı. Burada Amerika için çok değerli birisi tarihin perdesini aralayarak sahneye giriyordu. Makine ve uzay mühendisi olan Wernher von Braun!!! Braun roket teknolojilerinin babası olarak kabul edilirdi ve İkinci Dünya Savaşı esnasında Amerikalılara esir düştükten hemen sonra Amerikan vatandaşlığına geçen Wernher von Braun, daha sonra NASA’nın başına geçmiş ve Apollo uzay programını geliştirerek Amerikalıların bu yarışta ipi göğüslemesini sağlamıştır. Verne bu kitabı ile sadece uzay yolculuğunun özelliklerini açıklamakla kalmadı, aynı zamanda daha sonrasında gelişecek olan “askeri-sanayi kompleksi” olarak adlandırılan şeye de dikkat çeken ilklerden biri olarak düşünülebilir.


    Kitap Amerika’da kuzey ve güney arasındaki savaş ve düşmanlıkların sona ermesinden sonra, Baltimore Silah Kulübü'de Bay Tom, Bay Maston ve Bay Bilsby’nin sohbeti ile başlar. Sohbet konusu ilerlerken aya gitmekle ilgili bir düşünceyi de mütalaa ederler. Akıllarına Ay'a bir mermi ateşleyecek kadar büyük, muazzam bir topun yapımı gelir. Aya nasıl gidecekleri hakkında planlar yaparlar ve bunu bütün ülkeye duyururlar. Bu fikir, projenin finanse edilmesi için dünyanın dört bir yanından gelen bağışların akılda tutulduğu kadar kıymetli ve heyecan vericidir de.


    Bu muazzam fikir ve projeden haberdar olan bir Fransız ise, bu fikre hayran olur ve Ay’a Yolculuk için planlanan bu eşsiz projede yer almak için gönüllü olarak başvuru yapar ve plana dâhil olur. Kendisinin bu projeye olan katılım isteği ve ilgisi ile birlikte, bu etkinlik bir anda tüm dünyaya kısa süre içerisinde yayılır ve artık insanlar aya yolculuk için yapılacak olan bir merminin varlığından haberdarlardır.


    Tüm işlemler sonrasında Fransız’ın yanına deney amaçlı koyulan iki köpek ile birlikte Ay’a yapılacak olan heyecan verici yolculuk başlar. Yolculuk süresince her şey tahmin edildiği gibi gitmektedir, fakat geri dönüş aşamasında bazı şeyler beklenildiği gibi yürümemektedir. Spoiler olmaması adına devamı kitapta arkadaşlar… :))


    Bu romanını kaleme aldığında, Verne henüz Amerika Birleşik Devletleri'ni hiç ziyaret etmemişti, fakat bu onun bazı kültürler arası yorumlarda bulunmasını engel değildi. Tüm iyi kalpliliği, samimiyeti ve kalemiyle, basmakalıp stereotiplerle oynuyor ve ortak bir Amerikan-Fransız uzay misyonunun kurulumunun mümkün olabileceği ihtimalini de burada okura vermeye çalışıyordu.


    Jules Verne, yazdığı kitaplar ve romanları sayesinde biz okurlara, kendi sahip olduğu hayal gücü ile yaşadığı dönemin ve devrin bir hayli ilerisinde olduğunu kanıtladı. Onun on dokuzuncu yüzyılın ortalarına doğru yazdığı eserleri ile karşımıza çıkan birçok şeyin bugünkü gündelik hayatımızın içinde yer aldıklarını görüyor ve büyük bir şaşkınlık ile karşılıyoruz. Yazmış olduğu eserlerinde muhteşem fantastik öğeleri anlatan, ele alan Jules Verne, kitabını okurken biz okurlara, yeri geliyor denizlerin altında muhteşem bir atmosfer ya da arşta inanılması imkânsız maceralar yaşatıyor. Jules Verne’nin sevenleri, genelde kendisinin romanlarının bir solukta bittiğinden şikâyet ederler. Bu arada yazarın romanlarını yazarken kullandığı akıcı dil ve kaleminin gücü ile maceraya kendinizi kaptırır gidersiniz. Özellikle çocukken kendisinin “Denizler Altında Yirmi Bin Fersah” adlı eserini okurken o kadar beğenmiştim ki, bunu size nasıl anlatayım bilemiyorum. Kendimi çocuk aklımla ve hayalimle karakterlerin yerine koyduğum çok olmuştur.

    Şimdiden keyifli okumalar dilerim arkadaşlar.

    Bir sonraki kitap yorumu ve değerlendirmesin de görüşmek dileğiyle. Esen kalınız!

    ~ Adem YEŞİL ~
  • Agatha Christie

    Agatha Christie kitaplarında bir filtreleme daha doğrusu mükerrer kayıtları birleştirme işlemi yaptım. Yazarın kitapları birden farklı isimde ülkemizde yayımlanmıştı. İnternet üzerinde bir kaynak buldum ve bu kaynağa göre işlem yaptım ama hala mükerrer olduğunu düşündüğüm kayıtlar da mevcut diye düşünüyorum.

    yararlandığım kaynağa göre

    Kahraman Ayrımlı Detay Liste (Ayhan Hocha):

    Hercule Poirot Serisi:

    1-Ölüm Sessiz Geldi / Katil Kim / Styles'teki Esrarengiz Vaka / Aşkımı Sen Öldürdün (The Mysterious Affair at Styles, 1920)
    2-Dersimiz Cinayet / Zincirleme Cinayetler / Golf Sahasındaki Cinayet (The Murder on the Links, 1923)
    3-Roger Ackroyd Cinayeti / Ölümün Sıcak Eli / Şok / Roger Ackroyd Öldürüldü / Akroydun Katli (The Murder of Roger Ackroyd, 1926)
    4-Büyük Dörtler / Büyük 4 / Esrarengiz Dörtler (The Big Four, 1927)
    5-Mavi Trenin Esrarı / Yakut Kana Bulandı / Öldüren Miras (The Mystery of the Blue Train, 1928)
    6-Acı Kahve (Black Coffee, 1930)
    7-Son Evdeki Tehlike / Cesetler Ağlamaz / Miras / Kızlara Suikast (Peril at End House, 1932)
    8-Lord Edgware'i Kim Öldürdü? / Lordun Ölümü / Birisi Ölecek (Lord Edgware Dies / Thirteen at Dinner, 1933)
    9-Doğu Ekspresinde Cinayet / Şark Ekspresinde Cinayet / Simplon Ekspresindeki Cinayet / Ölüm Ekspresi (Murder on the Orient Express / Murder in the Calais Coach, 1934)
    10-Üç Perdelik Cinayet / Üç Perdelik Trajedi / Kadehteki Zehir (Three Act Tragedy / Murder in Three Acts, 1935)
    11-Ölüm Diken Üstünde / Havadan Gelen Ölüm / Bulutlar İçinde Ölüm (Death in the Clouds / Death in the Air, 1935)
    12-Cinayet Alfabesi / Dilsiz Tanık (The A.B.C. Murders / The Alphabet Murders, 1936)
    13-Mezopotamya Cinayeti / Gece Gelen Ölüm (Murder in Mesopotamia, 1936)
    14-Briç Masasında Cinayet / Briç Masası Cinayeti (Cards on the Table, 1936)
    15-Sessiz Tanık / Ölüden Mektup Var / Mektupla Gelen Ölüm / Aptal Tanık (Dumb Witness / Poirot Loses a Client / Mystery at Littlegreen House, 1937)
    16-Nil'de Ölüm / Nil Nehrinde Cinayet / Nil Cinayeti / Kim Ölecek, Kim Dönecek? (Death on the Nile, 1937)
    17-Arka Sokaktaki Cinayet / Ölünün Aynası (Murder in the Mews / The Incredible Theft / Dead Man's Mirror, 1937)
    18-Ölümle Randevu (Appointment with Death, 1938)
    19-Noel'de Cinayet / Tatilde Cinayet (Hercule Poirot's Christmas / Murder for Christmas / A Holiday for Murder, 1938)
    20-Esrarengiz Sanık / Koltuktaki Ölü / Morfin / Ölüme Doğru / Zehirli Miras (Sad Cypress, 1940)
    21-Iskemlede BeŞ Ceset / Cinayet Salgını (One, Two, Buckle My Shoe / An Overdose of Death / The Patriotic Murders, 1940)
    22-Ölüm Oyunu / Büyülü Ada (Evil Under the Sun, 1941)
    23-Beş Küçük Domuz / Mazideki Cinayet (Five Little Pigs / Murder in Retrospect, 1942)
    24-Hollow Malikanesi Cinayeti / Ceset Katilini Arıyor / Kutsal Tören / Uğursuz Malikhane (The Hollow / Murder After Hours, 1946)
    25-Hercule'ün On Iki Görevi (The Labours of Hercules, 1947)
    26-Ölüm Dalgaları / Şeytan Dönemeci / Şantaj / Poirot Söylerse (Taken at the Flood / There is a Tide, 1948)
    27-Bayan McGinty'nin Ölümü / Fotoğraftaki Lekeler / Hizmetçinin Ölümü / Korkunç Sır / Gördü ve Öldü (Mrs McGinty's Dead / Blood Will Tell, 1952)
    28-Cenazeden Sonra / Ölenin Ardından / Ecelin Çağrısı / Cenaze Merasiminin Ardından (After the Funeral / Funerals are Fatal / Murder at the Gallop, 1953)
    29-Üç Yanlış Üç Ceset / Üç YanlıŞ / Hikori Dikori Dok / Poirot Bilir (Hickory Dickory Dock / Hickory Dickory Death, 1955)
    30-Sonuncu Kurban / Ölü Adamın Dönüşü (Dead Man's Folly, 1956)
    31-Güvercinler Arasında Bir Kedi / Kapı Tekrar Vuruldu (Cat Among the Pigeons, 1959)
    32-Noel Kekinin Gizemi (The Adventure of the Christmas Pudding, 1960)
    33-Ölüm Saatleri / Saatler (The Clocks, 1963)
    34-Üçüncü Kız / Tavuskuşu Cinayeti (Third Girl, 1966)
    35-Elmayı Yılan Isırdı (Hallowe'en Party, 1969)
    36-Filler de Hatırlar (Elephants Can Remember, 1972)
    37-Hercule Poirot Iz Üzerinde (Poirot's Early Cases / Hercule Poirot's Early Cases, 1974)
    38-Ve Perde Indi (Curtain, 1975)
    39-Işıklar Sönünce (While the Light Lasts, 1997)

    Miss Marple Serisi:

    40-Ölüm Çığlığı / Evdeki Korku / Yerin Kulağı Var (The Murder at the Vicarage, 1930)
    41-Cinayetler Kulübü / Cinayet Kulübü (The Thirteen Problems, 1932)
    42-Cesetler Merdiveni / Kitaplıkta Bir Ceset / Kütüphanedeki Ceset (The Body in the Library, 1942)
    43-Cinayet Reçetesi / Zehirli Kalem / Esrarengiz Kalem / Arsenik / Daktilodaki Parmak (The Moving Finger / The Case of the Moving Finger, 1942)
    44-Cinayet Ilanı / MeŞum Ilan (A Murder is Announced, 1950)
    45-Zarif Bir Cinayet Gecesi / Yürüyen Ceset (They Do It with Mirrors / Murder with Mirrors, 1952)
    46-Porsuk Ağacı Cinayeti / Kara Tavuk Cinayeti (A Pocket Full of Rye, 1953)
    47-16:50 Treni / Lahitteki Ceset / Dört Elli Treni / Trende Cinayet / 4:50 Treni (4.50 from Paddington / What Mrs. McGillicuddy Saw! / Murder She Said, 1957)
    48-Ve Ayna Kırıldı / Kırık Ayna (The Mirror Crack'd from Side to Side / The Mirror Crack'd, 1962)
    49-Ölüm Adası (A Caribbean Mystery, 1964)
    50-Cinayetler Oteli / Otel (At Bertram's Hotel, 1965)
    51-Ölüm Meleği (Nemesis, 1971)
    52-Uyuyan Ölüm (Sleeping Murder, 1976)
    53-Miss Marple'ın Son Maceraları (Miss Marple's Final Cases, 1979)

    Tommy & Tuppence Serisi:

    54-Meçhul Düşman (The Secret Adversary, 1922)
    55-Suç Ortakları / Cinayet Ortakları (Partners in Crime, 1929)
    56-N veya M? / Ölüm Pusudaydı / M. or N. (N or M?, 1949)
    57-Pembe Evdeki Ölü (By the Pricking of My Thumbs, 1968)
    58-Kader Kapısı / Cinayetler Kapısı (Postern of Fate, 1973)

    Başkomiser Battle serisi:

    59-Köşkteki Esrar / Köşkte Cinayet / Chimneys Şatosunun Esrarı (The Secret of Chimneys, 1925)
    60-Dört Neşeli Arkadaş / Kasadaki Dosya (The Seven Dials Mystery, 1929)
    61-Zehiri Kim Verdi / Kolay Cinayet / Yedi Sigara (Murder is Easy / Easy to Kill, 1939)
    62-Sıfıra Doğru (Towards Zero / Come and Be Hanged, 1944)

    Serilerden Bağımsız Romanları:

    63-Kahverengi Elbiseli Adam (The Man in the Brown Suit, 1924)
    64-Ölümün Tam Zamanı / Esrarengiz Ar Lö Ken (The Mysterious Mr. Quin, 1930)
    65-Sittaford Malikânesi'nin Gizemi / Ruhların Cinayeti / BeŞi Yirmibir Geçe (The Sittaford Mystery / Murder at Hazelmoor, 1931)
    66-Kanatların Çağrısı (The Hound of Death, 1933)
    67-Neden Evans'a Sormadılar? / Esrarlı Kayalık / Ceset Dedi ki / Uçurumdan AŞağı (Why Didn't They Ask Evans? / The Boomerang Clue, 1934)
    68-Parker Pyne İz Üzerinde (Parker Pyne Investigates, 1934)
    69-On Küçük Zenci / Negro Adasının Sırrı (Ten Little Niggers / And Then There Were None / Ten Little Indians, 1939)
    70-Sonunda Ölüm Geldi / Yılan İçini Döktü / 4000 Yıl Önce İşlenen Cinayet / Firavun Ağacı (Death Comes as the End, 1944)
    71-Şampanyadaki Zehir / Yanlış Cinayet / Bir Kadeh Şampanya (Sparkling Cyanide / Remembered Death, 1945)
    72-Beklenmeyen Şahit / Zehir (The Witness for the Prosecution, 1948)
    73-Çarpık Evdeki Cesetler / Çarpık Ev (Crooked House, 1949)
    74-Fare Kapanı (Three Blind Mice / The Mousetrap, 1950)
    75-Bağdat'a Geldiler / Bağdat'taki Randevu / Bağdat'ta Buluşalım (They Came to Baghdad, 1951)
    76-Bilinmeyen Hedef / Ölüm Çölü / Nereye? (Destination Unknown / So Many Steps to Death, 1954)
    77-Şahidin Gözleri / YanlıŞ Hüküm / Içimizden Biri (Destination Unknown / So Many Steps to Death, 1958)
    78-Beklenmeyen Misafir (The Unexpected Guest, 1958)
    79-Ölüm Büyüsü / Öldüren Büyü (The Pale Horse, 1961)
    80-Geceyarısı Cinayeti (Endless Night, 1967)
    81-Frankfurt Yolcusu / Benim Adım Ölüm (Passenger to Frankfurt, 1970)

    şeklinde oluşan bir liste var. Agatha Christie sayfasını daha düzenli yapabilmek için yarımcı olabilirsiniz.

    Teşekkürler şimdiden.
  • Güliverin gezileri, define adası ve bu acaba özellikle çocukken okunduğunda acaba aynı yerden mi bahsediyorlar gibi bir düşünceye kapılsanızda aralarında ki farkları fark edebiliyorsunuz.
  • dokuz yaşında doğum günü armağanı olarak aldığım ve ilk okuduğum kitabım, süper bir maceraydı o zaman benim için, herkesin çocuklarına Jules Verne maceralarını okutturması lazım , okumuyorlarsa bi zahmet alın karşınıza siz yüksek sesle okuyun o ve onlar dinlesin, işten geldim yorgunum demeyin, ileride çok şeyler kazanır, kazandırısınız, Jules Verne öyle bir hayal dünyası ve maceraperest bir vizyon kazandırır ki size şaşarsınız
  • İlk okuduğum kitaptır. İlkokul 3'e giderdim. Benim için yeri çok ayrıdır. Mutlaka okunmalıdır. Bir adaya düşen insanların başından geçenleri akıcı biraz da basit bir dille anlatır
  • Eser, yapısı bakımından ayrı ayrı öykü­lerden oluşuyor havasında. Öyküler ara­sındaki bağlantı, anlatılan kişilerin aynı çevreden se­çilmesi ya da birbirleriyle karşılaşmaları yoluyla ku­rulur. Bir bakıma yazar, merkezi Burgaz olan bir mekanda ve savaş yıl­larının egemen olduğu bir zaman diliminde kü­çük insanların dünyasını sergiler.

    Fakir balıkçıların, berberlerin, aylakların, hır­sızların, esrarkeşlerin ve çocukların öyküleriyle erkek berberi olan Melek’in sevdiği üniversiteli Fahri ve onun Adapazarı yaşamıyla yolculuğu sı­rasında dinlediği serüvenler parça parça birbiri­ne eklenir. Fahri’nin hastalıktan kurtulamayıp ö­lüşü, Hikmet’in Melek’e olan sevgisi yapıtı ro­manlaştırmaya yetmez. Babası Ali Rıza kızgın­lıkla dükkandaki eşyaları parçalayınca Melek ka­çar. Hikmet de Kaşık adasına bekçi olur. Roma­nın son bölümünde üç serserinin (Musta­fa, Recep, Hasan) ve bir kızın (Marika) öy­küsü eklenir. Yine bir "ada" metaforu oluşuyor derken üç ahbap çevredeki adalarda dokuz köşk soyar ve polisler Kaşık adasına gelip hepsini yakalarlar. Suçsuz Hikmet hapis­hanede manevi babası Ali Rıza’yla karşılaşır. Bir gece esrarlı cıgarayı birlikte içerek hayale dalar­lar. Ali Rıza, “Don yağıle yağlanmış” bir direk­ten boyuna kayarken; Hikmet, rüyada gibi medarı maişet kayığıyla suya gömülür.
  • Sinestezi; kısaca duyuların birleşmesi anlamına geliyor. Sinestezikler için her harfin, her sayının, her günün, bir rengi ya da notaların tadı var. Sinesteziyle başlayan kitapta ağırlıklı olarak alzheimer anlatılıyor. Çünkü sinestezik kahramanımızın annesi alzheimer.

    Noel, annesini iyileştirmek için üç arkadaşının (Norval, Samira, Jean Jacques) desteğiyle çalışmalarına başlıyor. Bir klinikten yardım alarak ilaç kullanmaya başlayan annesi iyileşme göstermeyince, bunlara ek olarak Noel bitkisel karışımlar hazırlamaya başlıyor. Bu karışımlarla da kalıcı bir ilerleme görülmeyince iş büyü yapmaya kadar varıyor.

    Kitap kesinlikle çok yönlü. Noel'in sinesteziyle baş etmesini, annesi için çabalamasını, annesinin günden güne yaşadığı değişimleri, ve Noel in arkadaşlarının hayatını okuyoruz. Tüm bunların yanında yazar; Esrarlı Ada'dan, Binbir Gece Masalları'ndan, Don Kişot'tan alıntılar yaparak içeriği zenginlestirmiş. Ayrıca Sylvia Plath, Van Gogh, Ömer Hayyam, Vladimir Nabokov, Primo Levi, Baudelaire, Dante gibi yazar, şair ve ressamlarla ilgili de detaylar bulunuyor. İçerikle ilgili hoşuma giden bir diğer nokta günlükler oldu. Kitaptaki her karakterin günlüğünü okuyoruz, böylece aynı olayı farklı bakış açısıyla görebiliyoruz. Bilimsel terimler sıkça kullanılmış ama dip not olarak açıklaması yapılmış. Bu arada Noel'in hem annesi hem kendi için gittiği kliniğin doktoru da dip notlarla kitaba katkı sağlıyor. Çok keyif alarak okuduğum bir kitap oldu, filmi yapılsa da izlesem