hiçbir zaman olması gerektiği gibi değil, dedi, insanlar,
müziğin sesi, sözcüklerin
yazılışı.
hiçbir zaman olması gerektiği gibi değil, dedi, bütün
bize öğretilenler, peşinden koştuğumuz aşklar,
öldüğümüz bütün ölümler, yaşadığımız
bütün hayatlar,
hiçbir zaman olması gerektiği gibi değiller,
yakın bile değiller.
birbiri arkasından yaşadığımız
bu hayatlar,
tarih olarak yığılmış,
türlerin israfı,
ışığın ve yolun tıkanması,
olması gerektiği gibi değil,
hiç değil,
dedi.
bilmiyor muyum? diye
cevap verdim.
uzaklaştım aynadan.
sabahtı, öğlendi,
akşamdı,
hiçbir şey değişmiyordu
her şey yerli yerindeydi.
bir şey patladı, bir şey kırıldı,
bir şey kaldı.
Sayfa 93 - Cut While Shaving (original name)·Kitabı okudu
Bütün ırkların bir anda, onları bugün gördüğümüz kusursuzlukta ve yararlılıkta üretilmiş olduğunu varsayamayız; kaldı ki, geçmişini bildiğimiz pek çok olgu da böyle bir varsayımla çelişecektir.
İnsanın çoğu zaman evcilleştirmek üzere, çeşitlenmeye ve değişken iklimlere dayanmaya sıra dışı bir içsel yatkınlık sergileyen bitkileri ve hayvanları seçtiği varsayılmıştır. Bu yetilerin, çoğu evcil ürünümüzün değerine değer katmış olduğunu inkar etmiyorum; ama bir hayvanı ilk kez evcilleştiren uygarlaşmamış bir insan, o hayvanın sonraki nesillerde çeşitleneceğini ve başka iklimlere de dayanabileceğini nereden bilmiş olabilir?
Kalıtımı düzenleyen yasalar oldukça belirsizdir; özgün bir karakterin neden aynı türün farklı bireylerinde veya farklı türlerin bireylerinde kimi zaman kalıtsalken kimi zaman öyle olmadığını; bir çocuğun neden belli karakterler bakımından sıklıkla babaannesine, dedesine veya daha uzak akrabalarına dönüş yaptığını (atavizm); özgün bir karakterin neden çoğu zaman bir eşeyden her bir iki eşeye veya sadece bir eşeye aktarıldığını, ama neden çoğunlukla öyle olsa da her zaman aynı eşeye aktarılmadığını açıklayabilen çıkmamıştır.
Empedokles’in Dostları, Amin Maalouf tarafından yazılmış modern bir sci-fi romanı diyebiliriz. İnsanlık, antik felsefeyi vizyonları olarak kullanan güçlü bir gizli toplulukla karşı karşıya. İki ayrı medeniyetin karşılaşması söz konusu. Birisi nükleer silahlar, radyasyon, ülkeler arası anlaşmazlıklar gibi kritik sorunları olanlar -yani bizler- , diğerleri ise Antik Yunan'dan beri bizimle olan ; bilim, teknoloji ve tıp alanlarında bizimkinden çok daha gelişmiş olduğunu gördüğümüz bir uygarlık. Bu uygarlık o kadar gelişmiş bir teknolojiye sahip ki interneti, radyo dalgalarını ve televizyon yayınını istedikleri zaman ve yerde kesiyorlar. Bunları yapmalarının amaçları ise nükleer silahların kullanılması durumunda insanlığı korumak. İyi niyetlerinin bir göstergesi olarak binlerce gemiyi yüzen hastaneler olarak kullanmak üzere kıyılara yanaştırırlar. Hatta kanserin son evresinde olan Amerika başkanının da Empedokles’in doktorları tarafından iyileştirilmesi üzerine insanlar akın akın bu hastanelere gitmeye başlar. Bizim daha az gelişmiş ve yardıma muhtaç gibi görünmemizden hoşlanmayan bazı insanlar endişelenir ve yüzen hastanelerden birini patlatarak zarar verirler. Bu olayın sonucunda Empedokles yurttaşları ve birçok yurttaşımız ölür. Bu durumun ardından Empedokles'in Dostları, aniden ortadan kaybolur. Ve sonrasında insanların aklında kalan tek soru onların gitmesi mi yoksa kalmasının mı gerekli olduğudur.
Kitabı çok beğendim. Güzel tasarlanmış bir kurgu. Yaşam, ölüm, gelecek ve insanlık hakkında düşünmeye sevk eden bir roman.
Kitabı bitirdikten sonra aklımda kalan birkaç soruyla incelememi bitirebilirim. Medeniyetin batışı ve kendi yok oluşumuza doğru mu gidiyoruz? Teknolojik gelişmenin zirvesine ulaştık mı ve bu bilgiyi bu gezegende hayatta kalmamızı tehdit eden