Kısa süre önce yapılan bir araştırmaya göre mutlu olduğumuz zamanların yalnızca %12’sinde tebessüm ediyoruz ve kızdığımız zamanların yalnızca %28’inde kaşlarımızı çatıyoruz.
Yıllarda beyindeki “korku devresi”bölgesinin amigdala olduğu var sayıldı. Bu kelimeyi bir arama motoruna yazdığınızda bunu destekleyen birçok sonuçla karşılaşırsınız. Fakat bu bilgi doğru değil. Artık biliyoruz ki amigdala hasarı olan ya da hiç amigdalası olmayan bazı insanlarda bile korku deneyimleniyor. Ayrıca amigdala diğer birçok zihinsel faaliyetlerin gerçekleşmesinde de rol oynuyor(düşünme,hatıralar, empati ve diğer duygular), yani bir korku devresi değil.
Bilinçli duygu,bir bakıma hilelidir. Duygular bizim yaptığımız şeyler değil; bize olan şeylerdir. Duygularımızı manipüle etmeye çalışırız ancak aslında yaptığımız; belirli duyguları tetikleyen dış dünyayı belli bir düzene sokmaya çalışmaktır. Duygularımız üzerinde doğrudan kontrolümüz yoktur. Hislerimiz çoğu zaman düşünce yoluyla kapı dışarı edilir ancak aslına bakarsanız düşünceler, duygulara karşı verdikleri savaşta çoğunlukla mağlup olur.
Dünya nesnelerden, renklerden,seslerden ve kokulardan oluşmuş gibidir. Ancak esasında var olan,ışık ışınları ve ses dalgalarıdır; yani bedenimizin üzerine yağmur gibi durmaksızın yağan atomlar ve titreşen moleküllerdir. Beyin, karmaşık ve şaşırtıcı derecede ayrıntılı bir süreç aracılığıyla bu uyaranları bilindik algılara dönüştürür.