Ruşen Eşref içeriye girdiğinde Mustafa Kemal’i bir sedirin köşesine bağdaş kurmuş otururken buldu. Tüm gün boyunca tanık olduğu manzaralar karşısında başı öne düşmüş halde sessizce ona baktı. Yarının Adamı misafirinin içinde bulunduğu hali anlamakta gecikmedi. Önce emir eri Bekir’den kahve getirmesini istedi. Ardından sigarasını yaktı ve Ruşen Eşref’in sessizliğinin dile getirdiği soruyu duymuşçasına “Yazınız,” dedi:
“Eskişehir’in düşmesi acıdır. Fakat bu düşüş sıfırdır. Maksat ordudur. Ordu ayaktadır. Yenilmemiştir. Çok değil, yirmi beş gün daha vakit kazanalım. Onlara göstereceğiz. Ne olursa olsun onları mahvedeceğim!”
Bu çağın en büyük trajedisi; insanın sadece görünen, müşahhas ve ölçülebilir olana kıymet verip, ruhunun dinamiklerini, vicdanın sesini ve kalbin ihtiyaçlarını ihmal etmesidir.