Sabır dermandı,
Yaraları zamana sarardı.
Mahallenin hamisi
Israrlı olan Eşref’in,
Dağlar kızı Reyhan sevdaydı
Eşref'ine kavuşmanın hayali içinde…
Kavuşacağı an eşref saati miydi?
Nereden bilsin, dağlar kızı Reyhan, dağlar gibi ulaşılmaz olduğunu
Zamanın en şereflisine yetişmek, nasip işiydi.
Anadolu kültüründen kalmıştı ‘Eşref Saati’
Kâinatın hareket ve tavırlarından çıkartırlardı,
Ustalar zamandan bu saati
Talihli ve talihsiz,
Cimri ve cömert,
Neşeli ve üzgün
İnsanların yaşadıkları bu saate yorulurdu.
Zaman-ı şerefe nail olmak ne ulaşılmazdı.
Bir gün elbette denk gelirim yarın eşref saatine,
Duygusu ulaşılmaz dağın tepesinde
Reyhan'ı çok sarstı.
Gezip, tozmanın, koşup atlamanın değil, bir merdiven basamağını aşmanın bile bin kere şükretmeye değer bir hadise olduğunu biraz erken kavramamız gerekiyor.
Yıldızların burçlar sistemindeki konumları, uğurlu (sa‘d) veya uğursuz (nahs) dönüşümlerle doludur. Gezegenlerin on iki burcu sınırlayan zaman dilimlerine girişleri (yükselen burç) ve duruşları, o burcun Güneş’e göre konumu içerisinde bazen uğurlu, bazen de uğursuz zamana denk gelir. Bu yüzden her burç için aylık veya günlük dilimdeki kutlu ve kutsuz saatler değişebilir; bazen ayın başında olan kutlu saat (sa‘d), bir sonrakinde ayın sonuna; birinde gün ortasına rastlayan kutsuzluk (nahs), ertesi gün akşam veya sabaha rastlayabilir. Bunu ancak astroloji ile yakından ilgilenenler takip edebilirler. İşte, uğurlu olduğu tespit edilen veya öyle zannedilen bir zamanda başlanacak işlerin insana uğur getireceğine inanılır ve buna “eşref saat” denilir.
Eskiler eşref saate çok önem vermişler ve yıldız ilminin bu şubesini ayrıca ele alıp “ihtiyârât” adıyla özelleştirmişlerdir. Emevîler ve Abbasîler’den başlayarak hemen bütün İslâm saraylarında mevcut olan müneccimlerin uğraştıkları işlerden biri de eşref saati tespit etmek ve bunları belli dönemlere ait listeler hâlinde sultana sunmak olmuştur. Osmanlı sarayında da müneccimbaşılık müessesesi bulunur; padişahın tahta çıkması, şehzadelerin doğumu ve isimlerinin konulması, savaş ilanı, ordunun harekete geçmesi, önemli bir devlet işine başlanması, sadrazama mühür verilmesi, bina inşaatına temel konulması, denize gemi indirilmesi, sultan düğünlerinin yapılması gibi pek çok konuda zamanın belirlenmesinde müneccimbaşı son sözü söylemiş ve işler ona göre yürütülmüştür. Hatta eşref saati bir dakika bile geciktirmeyerek bütün teşrifat ve protokolü ona göre düzenleten padişahlar olmuştur. Sultan II. Mehmed’in, İstanbul’un fethi için müneccimlerin belirlediği eşref saatte sefere çıktığı rivayeti de bunlardandır.
Günümüzde açılış