"Beden artık yalnızca ruhun bir kabuğu veya ilahi bir emanet değildir; o, bireyin kendi kendisini inşa ettiği, sınırlarını zorladığı ve dünyaya sunduğu en temel mülkü haline gelmiştir. Ancak bu özgürleşme bir tezatı da beraberinde getirir: Modern insan bedenini keşfettikçe, onu aynı zamanda toplumsal normların, kusursuzluk arayışının ve bakışların bitmek bilmeyen denetimine mahkûm etmiştir."
Dualarınızda anılmak duasıyla; bu bir veda değil, sadece ruhun kendi derinliğinde huzur bulması için verilmiş bir duraktır.
Bazen kalem, kağıttan önce ilhamını gönül pınarından süzmek ister. Toprak nasıl kışın dinlenip bahara hazırlanırsa, ben de kendi iç mevsimime dönüyor; hayatın dışımdaki yoğunluğundan ve zihnimin kendi dehlizlerinden uzakta, sadece kalbimin hakikatini duymaya çekiliyorum.
Her kelime, evvelinde uzun bir sükûneti barındırır. Yarım kalan satırların ve yorulan gönlümün yeniden o saf berraklığa kavuşabilmesi için bir müddet kendi iç alemimin gölgesinde olacağım.
Bu süreçte üzerimde emeği olan herkese ve sizlere karşı duyduğum sorumlulukla, yeniden düzenlemem gereken iki editörlük kitabımı mahcubiyetle ama büyük bir özenle yayına hazırlayacağımı sayın yazar arkadaşlarımın bunu bilmelerini isterim; beklettiğim her satır için içtenlikle özür diliyorum.
Daha duru ve daha aydınlık bir kalple yeniden kavuşana dek; sevgim kalbinize, emanetlerim ise anlayışınıza emanet.
Bana ulaşmak isterseniz: hanifecita336@gmail.com
Not: Kalbimden geçenlere eşlik etmek isteyen tüm okurlarımın güzel dileklerini ve yorumlarını aşağıda okumayı çok isterim. Her birinizin varlığı bana güç veriyor. İyi ki varsınız, herşey gönlünüzce olsun... Sevgiyle, iyilikle, güzelliklerle kalın...