"Günahlardan sakının. Şüphesiz bir kul elbette bir günah işler de onun yüzünden kendisi için hazırlanmış olan bir rızıktan mahrum bırakılır." (Hadis-i Şerif)
Bir dilenci, Süfyan bin Uyeyne'den bir şey istedi. Yanında verecek bir şeyi olmayınca Süfyan ağlamaya başladı. Neden ağlıyorsun diye sorduklarında: ''Bir adamın senden bir iyilik beklentisine girip de senden onu elde edememesinden daha büyük musibet ne olabilir.'' dedi
"Ey aşkın kitabı!
Hala birinci sayfadayım; çünkü henüz kabul etmedin beni huzuruna.
Bir kadını uzaktan sevmek, hep aynı sayfasını okumak gibidir bir kitabın.
İzin ver, sayfayı çevireyim."
Yıldırım Kerem Çambel
Ve sonunda geldi aşk bir tesettür gibi
Ruhunu çırılçıplak göstermekten daha erdemli
Sen ey yolumu aydınlatan kandilim
Sevmeyecek misin daha beni?
Tebessüm ettiğin o anlar
En günahsız geçen dakikalar…
Tenime ılıklığı düşmeyecek mi teninin?
Yolu kalbimden geçmeyecek mi evinin?
Bu aşk bir kelebek gibi kirpiklerine konsun
Dudakların dudaklarımdayken zaman donsun
Yıldırım Kerem Çambel
gözleri sürmeli bir kadın
birbirine karışmayan denizler gibi
yan yanayız ama yasak
seraba koşan bir susuz gibi izliyorum onu
karşılıksız aşklar üretiyor kâküllerinde.
yürüdüğünde titriyor sokak lambaları
yalnızlığı sürüklüyor eteğinin ucunda.
melankolik bir âyine başlıyor çatı katında
kimsede denenmemiş acılar,
kaderine terk edilmiş tutkular,
secdeye kapanıyor yatağında.
iyi ki varsın diyeni yokmuş gibi ağlıyor
en son aldığı çiçek kurumuş masasında
göze çarpan aksesuarlar:
yerden göğe kadar uzanan bir yorgunluk
saçlarına konaklayan bir mutsuzluk
ve çöllerden daha vahşi bir uykusuzluk.
birkaç yıldız indirebilsem gökten
ve onları bu şiirin içine koyabilsem
her kelimeyi ayrı ayrı tütsüleyip
bir melekle kapısına gönderebilsem…
onunla karşılaştığım günden beri
her gece hayal mesaisindeyim
bir bilsem aradığı nedir dünyada
nedir en duymak istediği cümle
aşkın genetiğiyle oynardık göz göze
rahat ederdi bilinçaltımızdaki ihtiras
avuçlarımızda filizlenirdi yasak meyve
Yıldırım Kerem Çambel