Yahu, bakın kamere! Yıldızlarla denizler, her biri de kendine mahsus birer lisanla, “Ehlen sehlen, merhaba,” derler. “Hoş geldiniz, bizi tanımaz mısınız?”
“Yokluk karanlığından çıkacak iraden, gücün yoktu.
Seni yokluk karanlığından alıp; muhatap olabileceğin her şeye — güneşe, bir karıncaya, bir sese, bir yere — gönderdi. Bu bile tek başına yeterlidir.
‘Yok şuyum eksik, buyum eksik’ .. bir şeylerin tam olsun diye gelmedin buraya.
Bir şeylerin nasıl var olduğunu, var edildiğini ve nasıl muhatap kılındığını görmeye geldin.”