Anne kapıdan içeri giriyor. Kapı hep açık. Ardına kadar. Oğlan hep beş yaşında. Makas hep keskin. Kumaşlar hep parlak. Zaman hep yuvarlak. O yüzden devamlı aşa dönüyor kader. Katiller yeniden yeniden ve yeniden doğuyorlar. Kadınları itinayla itinayla itinayla severek ve severek ve severek bir bir öldürüyorlar. Her başarılı erkeğin arkasında kabus gibi bir anne.
Korku nedir, artık hiç bilmiyorum. Bildiğim tek şey.. Bu hayat bir ada... Hayırsız bir ada. Bizi ta ne zaman atmışlar bu adaya. Birbirimizi yiyoruz iştahla.
...bir okur zaten var olan bir yolda ilerleyen bir yolcudur. Ve bu yol sonsuzdur. Ağaç kaleme alınmıştır çoktan ; taşı ve dalı kıpırdatan rüzgar, bu dala duyulan özlem ve gölgelerin yasladıkları sevda.. Normalde yabancısı olacağım bir zaman dilimi olan günde birkaç saati bu yolda geçirmekten daha büyük bir mutluluk bilmiyorum. Bir ömür yetmez bu yolda yürümeye. Borges'in bir cümlesinin yarısını çalayım : Kütüphane zamana açılan bir kapıdır.
Kimse bir kitap kaybetmek istemez. Bir daha okumayacak olsak da başlığında eski, belki de kaybolmuş bir duyguyu taşıyan bir kitabı kaybetmektense bir yüzük, saat veya şemsiye kaybetmeyi yeğleriz.