Çoktan unutmuştu alınmayı, ne söylerlerse söylesinler, ne yaparlarsa yapsınlar, umurunda bile değildi. Öylesine kanıksamıştı ki yaşadığı dünyayı, her şeyi itirazsız kabul etmişti. Belki de itiraz etmenin artık hiçbir işe yaramayacağını bildiği için böyle sessiz, böyle aldırmaz, böyle umursamaz olmuştu.
"Beklemek demiştim ya size, bütün bu bekleyişlerin köküne kıran girsin. Gelmeyişlerin, ölümlerin, ayrılıkların köküne kıran girsin. Yaşanmayan anıların, ıskalanan her dakikanın, yoksulluğun,, hasretin köküne kıran girsin. İnsan yarım kalır demişti annem, ne yaparsa yapsın bir gün mutlaka yarım kalır. Ben yarımda kalmadım. Benden geriye bir şey kalmadı. Gittiğin gün ruhumdaki bütün kuşlar öldü. Bulutlar çekildi bir bir. Gökyüzü mavilik yüzü görmedi bir daha. Gittiğin gün ben de gittim. Kendi içimden kendimden gittim... "