Hem biliyor musun, Sonya, dün seni nereye çağırdığımı ben şu anda anladım. Oysa dün kendim bile bunun farkında değildim. Tek bir şey için çağırdım ve tek bir şey için de geldim: Beni bırakmaman için. Beni bırakmazsın değil mi, Sonya?
-Tanrı'nın takdiri, ben nereden bilebilirim ki?.. Hem neden sorulmayacak şeyler soruyorsunuz bana? Bu anlamsız sorulara ne gerek var? Böyle bir şey nasıl benim kararım bağlı olabilir? Kimin yaşayıp yaşamayacağına karar verme hakkını bana kim verebilir ki?
Raskolinkov somurtarak homurdandı:
-İşin içine Tanrı'nın takdiri karışınca yapacak bir şey kalmaz zaten.