Estergon Kalesi
Estergon Kalesi su başı durak, Kemirir içimi bir sinsi firâk. Gönül yâr peşinde yâr ondan ırak. Akma Tuna akma ben bir dertliyim, Yar peşinde koşar kara bahtlıyım. Estergon Kalesi su başı hisar, Baykuşlar çağırır bülbüller susar; Kâfir bayrağını burcuna asar. Akma Tuna akma ben bir dertliyim; Estergon'u ele vermiş yandım kara bahtlıyım Estergon kalesi subaşı kaya Kemirir gönlümü aşk denen bela Üftadeni hoşgör gel etme cefa Akma Tuna akma ben bir dertliyim, Yar peşinde koşar kara bahtlıyım.
Tarih
Bizim Türkümüz
Balkanlarda büyük, öksüz kubbeler Minareler, şadırvanlar, kervansaraylar Bizi söyler, anlatır Mimar Sinan'dan beri Üsküp'te, Estergon'da, bir atar damar gibi Davullar, zurnalar ve serhat türküleri... Yüzyıllardan beridir Altaylardan Tuna'ya Bizim türkülerimizdir söylenen Konuşan dil, bizim dilimizdir Renk renk, nakış nakış uzayan toprak değildir Kilimlerimizdir... Yine bir dağ gibi, bir dev gibi doğrulacağız Yeni bir ruh doğacak toprağımızdan Tanıyacak bizi dünya yeniden heyecanla Burma bıyığımızdan, kalpağımızdan. Bizim türkümüzde gurbet var artık. Hasret var, yürek var, toprak var balam Gönlümüzü sımsıcak alan topraklar Tiyan-Şan, Kadır-Gan Dağları'na dek uzar Kim demiş vatanımız Edirne'den Kars'a kadar. (Yavuz Abimden)
Şiir
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Şehzadeler Güzidesi Mehmed
Estergon seferi dönüşü Edirne’de çadırında konaklayan Kanuni Sultan Süleyman Han, yüreğini yakan bir haberle sarsılmıştı. Pek sevdiği şehzadesi, ecel şerbetini içmişti. Vefat haberi, gerek sarayda gerekse İstanbul halkında derin üzüntüye sebep olmuş, cenaze merasimi, elim bir hadise olarak hafızalardaki yerini almıştı… Yedikıta Dergisi - Sayı 209 (Ocak 2026)
Osmanlı Tarihi
Estergon Kal'ası dinleyelim
Tuna nehri̇'ni̇n güneyi̇ndeki̇ savaş alanini gösteren resi̇m. Alan, solda nehi̇r, sağda i̇se bi̇r tepe i̇le sinirlanmiştir. Görünüm, kabaca doğuya doğrudur. Gran kalesi̇ (bugün estergon) sol üst arka planda, parkan köprübaşi (bugün štúrovo) i̇se tuna'nin di̇ğer tarafinda görülebi̇lmektedi̇r. Osmanli çadir kampi, arkadaki̇ düzlükte tasvi̇r edi̇li̇rken, i̇mparatorluk yardim ordusu önde konuşlanmiştir. İki̇si̇ni̇n arasinda bataklik bi̇r arazi̇ var. Osmanlilar kuşatmayi birakmiş ve i̇mparatorluk ordusuna hücum etmi̇şlerdi̇r. Yedikıta Dergisi - Sayı 207 (Kasım 2025)
1000Kitap
ESTERGON’UN İKİNCİ DEFA FETHİ
Estergon Kalesi, ilk olarak Kanûnî Sultan Süleyman Han’ın son Avrupa seferinde fetholunmuştu. Daha sonra 1595 tarihinde Osmanlı elinden çıkmış, 1605 tarihinde Sultan Birinci Ahmed zamanında, Vezîriâzam Lala Mehmed Paşa tarafından tekrar fethedilmiştir. Vezir Lala Mehmed Paşa, bu sefer için Belgrad’da hazırlık gördükten sonra ordugâhta sefer hakkında beylerle istişârede bulundu. Kolay yoldan ganimete meyleden bir kısım beyler dediler ki: “Budin ve Estergon kaleleri, muhkem ve düşmana karşı koymaya kâfi gelirler. Düşman, ondan öteye yol bulamaz. Ancak Kanije tarafındaki eyaletler ise pek zengin topraklardır. Kanije fethinden sonra o cihete akına fırsat kalmamıştı. Şimdi o cihetlere sefer edip ganimetlerle, gazilerin gayret ve kuvvetini artırmak yeğdir.” dediler. Böylece harp ve çarpışma cihetinden ganimet cihetini evlâ gördüler. Çok kelâm edip veziri ve orada bulunanları kendi arzuları cihetine meylettirdiler. Vezîr Lala Mehmed Paşa, o mecliste bulunan ilmiye sınıfından Vildânzâde Molla Ahmed Efendi’ye hitap ile “İşbu mecliste, Kanije tarafına gidileceğine icmâ olduğuna dair hüccet yazınız. Padişahımız sorduğunda arz ederiz.” dedi. Molla Ahmed Efendi, şu cevabı verdi: “Devletlü vezir! Bana bunu teklif etme, zira düşman bizi gözetlemekte iken bu cihetleri boş bırakırsak, Allah muhafaza, Budin ve diğer kalelere zarar vermeye hazırdırlar. İslâm beldelerinin zarar görmesine rızâ göstermek dine ve şerîate uygun değildir. Zararın defedilmesi, menfaat celbinden evlâdır. Bir İslâm kalesine, hattâ bir İslâm köyüne bir zarar erişse padişah huzurunda cevaba kadir olamazsınız. Hele de siz Âsitâne’de Sultanın huzurunda iken, Halife Hazretleri, Estergon fethine dair işarette bulunmuşlardı. Emîru’l-Mü’minîn’in rızasına muhalefet de câiz değildir.” Vezîrin kalbi, bu nasihatten
Osmanlı Tarihi