Estergon Kalesi, ilk olarak Kanûnî Sultan Süleyman Han’ın son Avrupa seferinde fetholunmuştu. Daha sonra 1595 tarihinde Osmanlı elinden çıkmış, 1605 tarihinde Sultan Birinci Ahmed zamanında, Vezîriâzam Lala Mehmed Paşa tarafından tekrar fethedilmiştir.
Vezir Lala Mehmed Paşa, bu sefer için Belgrad’da hazırlık gördükten sonra ordugâhta sefer hakkında beylerle istişârede bulundu.
Kolay yoldan ganimete meyleden bir kısım beyler dediler ki: “Budin ve Estergon kaleleri, muhkem ve düşmana karşı koymaya kâfi gelirler. Düşman, ondan öteye yol bulamaz. Ancak Kanije tarafındaki eyaletler ise pek zengin topraklardır. Kanije fethinden sonra o cihete akına fırsat kalmamıştı. Şimdi o cihetlere sefer edip ganimetlerle, gazilerin gayret ve kuvvetini artırmak yeğdir.” dediler. Böylece harp ve çarpışma cihetinden ganimet cihetini evlâ gördüler. Çok kelâm edip veziri ve orada bulunanları kendi arzuları cihetine meylettirdiler.
Vezîr Lala Mehmed Paşa, o mecliste bulunan ilmiye sınıfından Vildânzâde Molla Ahmed Efendi’ye hitap ile “İşbu mecliste, Kanije tarafına gidileceğine icmâ olduğuna dair hüccet yazınız. Padişahımız sorduğunda arz ederiz.” dedi. Molla Ahmed Efendi, şu cevabı verdi: “Devletlü vezir! Bana bunu teklif etme, zira düşman bizi gözetlemekte iken bu cihetleri boş bırakırsak, Allah muhafaza, Budin ve diğer kalelere zarar vermeye hazırdırlar. İslâm beldelerinin zarar görmesine rızâ göstermek dine ve şerîate uygun değildir. Zararın defedilmesi, menfaat celbinden evlâdır. Bir İslâm kalesine, hattâ bir İslâm köyüne bir zarar erişse padişah huzurunda cevaba kadir olamazsınız. Hele de siz Âsitâne’de Sultanın huzurunda iken, Halife Hazretleri, Estergon fethine dair işarette bulunmuşlardı. Emîru’l-Mü’minîn’in rızasına muhalefet de câiz değildir.”
Vezîrin kalbi, bu nasihatten