8/10
·436 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2026 18:55
Edebi anlamda çok bir şey beklemeden, keyifle okunabilecek sürükleyici bir roman. Romanda beni en memnun eden şey 16.yy. sonlarında Osmanlı Devleti'nin ve Balkanlardaki Türklerin mücadelesinin tarihi gerçekliğe uygun şekilde anlatılmasıydı. Haçova Savaşı, Eğri ve Estergon gibi kalelerin fethi, Kanije Müdafaası çok güzel anlatılmıştı. Kitabın zayıf tarafı ise karakterlerin ve diyalogların yapaylıktan kurtulamaması. Ancak yine de güzel bir roman. Yazarın diğer eserlerini de okuyacağım. Ortaokul seviyesi öğrencilerin de sıkılmadan severek okuyabileceği bir kitap. Bana Ömer Seyfettin hikayelerini anımsattı yer yer. Ancak tabi ki o hikayeler çok daha edebi. Kısacası yazarın tarihi romanları edebilik beklentisine girmeden Ömer Seyfettin, Mustafa Necati Sepetçioglu veya Bahaeddin Özkişi edebiliği ummadan okunabilir.
Son AkınBekir Büyükarkın · Ötüken Neşriyat · 2020102 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2025 43. kitabı
Orta Avrupayı gezerken okudum bu kitabı ve çoğu zaman rehberin bile bilmediği bilgilerin yazdığı bölümler vardı. Budapeşte’de ki Gül baba türbesini sordum rehbere haberi bile yok ama kitapta yazıyordu sonra baktım ki gerçekten de varmış. Ve bunun gibi daha birçok yer ve birçok şey okudum. Estergon kalesi ile ilgili yazdıkları ve bugün orda olmayan ne yazık ki elimizde hiç kalmamış tarihi eserleri de yine bu kitapta okuyabilirsiniz. Yavuz Bülent Bâkiler zaten çok sevdiğim bir yazar ve çok fazla kitabını okumuştum ama bu sefer özellikle gezdiğim yerlere denk geldi ve çok güzel yerlerde okudum. Budapeşteyi okuyunca inip Budapeşteyi gezdim. Benim açımdan kitaptan inanılmaz faydalandım Herkese şiddetle tavsiye ederim İyi okumalar
Avrupa'da Türk İzleriYavuz Bülent Bâkiler · Yakın Plan Yayınları · 201799 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·272 syf.··
Beğendi
·
2025 6. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2025 02:17
Tarihte isimlerini pek bilmediğimiz ancak çok büyük fedakarlıklar yapıp başarılar elde etmiş kahramanları kısaca ele alan bir kitap. Yıldırım Beyazıt han zamanında yüzbinleri aşan Bir Haçlı ordusunun günlerce Tuna nehri boyundaki Niğbolu kalesi'nin kuşatmasında büyük bir kahramanlık gösterip kuşatmayı engelleyen *Doğan bey'i* anlatmakla başlıyor. Fatih Sultan Mehmet han döneminde akıncıların en küçüğü olan 11 yaşındaki *Mehmet'in* nasıl Akıncı olduğunu kahramanlığı ve şehadetini anlatıyor. Kanuni Sultan Süleyman'ın orta Avrupa'nın büyük şehirlerinden olan Belgrad'ı fethederek Avrupa'ya açılan en büyük kapıyı aralamış, bu sebeple ismine "Darü-l Cihad" denilmiş. Belgrad yüzlerce yıl bir Osmanlı şehri olarak huzur içinde yaşamış. Büyük denizci ve ilim adamı *Seydi Ali Reis'in* Hint denizinde düşmana karşı göstermiş olduğu kahramanlığı, Osmanlı tarihinde destan olarak geçen bugünkü Macaristan devleti sınırları içinde ve zigetvar kalesi yakınlarında yaşanan cenkte adı geçen "başını vermeyen şehidi" ve görülen mucizeleri anlatmakta. Lala Mehmet paşa tarafından Estergon kalesi savaş sırasında düşmana teslim edilip 10 yıl sonra yine aynı kahramanlar tarafından nasıl geri alındığını anlatmakta. Estergon kalesi düşman elinden alındıktan sonra Osmanlı Devleti'nin adaletli iradesini görünce buradan gitmeyip Osmanlı hizmetine girmişler. Yaşı küçük olduğu halde orduya katılan genç Osman'ın göstermiş olduğu kahramanlıklar, ve Budin kalesi'nde 12 yaşında savaşa katılan Küçük Kahraman sucu Mehmed'i anlatmaktadır. Keyifli okumalar...
Tarih-Araştırma
Tarihimize Şan Veren KahramanlarKolektif · Çamlıca Basım Yayın · 20085 okunma
7/10
·260 syf.··
2024 56. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Kasım 2024 23:25
Ciğerdelen, Tuna nehri kıyısında Estergon kalesinin karşısında yer alan bir palanka yani ahşaptan yapılma bir kalenin adı. Günümüzde Slovakya’nın güneyinde Sturova adlı kasaba sınırlarında kalıyor. Kitabın konusu, ikisi de Hersekoğlu Ahmet Paşa’nın soyundan gelen Turhan ile Canzi (Cangüzel) arasındaki aşkı anlatıyor. Bu Cumhuriyetin ilk dönemlerinde geçiyor. Bir de Canzi’nin yazdığı Osmanlı döneminde geçen hikayeler var. Asıl çoğunlukla beğenilen kısımlar bunlar. Eski kelimelerin sıkça kullanılması, bunların anlamlarının verilmemiş olması ve Canzi ile Turhan’ın karakterlerinin tam olarak oturmaması sevmediğim şeylerdi. Safiye Erol’un (1902-1964) kalemini tanımak açısından ise iyiydi.
CiğerdelenSafiye Erol · Kubbealtı Neşriyatı · 20241,418 okunma
Puan vermedi·560 syf.··
2024 2. kitabı
·
40 günde okudu
·
Okunma: 27 Temmuz 2024 18:07
Osmanlı Devleti'nin belki de en tanınan 3-4 sadrazamından birisi olan Merzifonlu'nun bu denli geniş kitlelerce biliniyor olmasının sebebi olan II.Viyana Kuşatması, ilk hizmet yılları, Köprülülerce himayesi, bozgundan sonraki yılları ve düşünsel, kültürel faaliyetlerinin bir araştırması mahiyetinde olan kitabın yine de en ilgi çekici safhası, elbette Viyana Kuşatması'nın anlatıldığı sayfalardır. Kuşatma devam ederken, gitgide yaklaşılan bozgun, okuyucu olarak sizi endişelendiriyor. Gerek Merzifonlu'nun askeri kibri, gerek Kırım Han'ı Murad Giray'ın rolü, gerekse Paşa'yı uyaran Uzun İbrahim Paşa'nın tutumu, kuşatmanın başarısızlığını net biçimde ortaya koyuyor. Tarihin bir cilvesidir ki, Jan Sobieski ve elit askerleri olan kanatlı hüssarların Osmanlı ordusunu böyle stratejik yanlış ve hatalarla dolu bir alanda yakalaması hüzün vericidir. Hele Paşa'nın ordugahına girildikten sonra karşı tarafın ele geçirdiklerinin sayılıp döküldüğü sayfalarda içinizden bir şeyler koptuğunu hissedersiniz. Kitap her ne kadar "Viyana bozgunu tamamen Merzifonlu'ya ait değildir" dese de, bu başarısızlık olduğu gibi Paşa'ya aittir. Belki Ciğerdelen ve Estergon kaleleri tutulabilmiş olsa kellesi gitmeyecek ve şumullü bir ordu toplayarak yeniden Viyana üzerine yürüyebilecekti ancak bu iki kalenin kaybından sonra IV.Mehmed, saray içindeki Merzifonlu karşıtı kliklerin de çabasıyla idam kararı vermiştir.
Merzifonlu Kara Mustafa PaşaMetin Aydar · Timaş Yayınları · 20235 okunma
8/10
İtiraf edeyim ki, Safiye Erol ismini bir yazar hanımefendi tavsiye edene kadar hiç duymamıştım. Döneminin en meşhurlarından olmasına rağmen bir süre unutulan ama son yıllarda kitapları yeniden basılmaya başlanan, içi Rumeli hasretiyle yanan, tam bir Osmanlı kadını, Türk aşığı olan yazar 1902 Edirne doğumlu. Erol, bu “en sevdiği” romanını yazmıyor, yaşıyor. O kadar içten yaşıyor ki, on iki kilo verip iki kez de bayılıyor ve bunu da “ben bir eserimde bir aşk hicranını tarif ederken o hicranı bütün şark kadınları namına yaşadım” şeklinde ifade ediyor. Ciğerdelen (Slovakça, Štúrovo; Macarca, Párkány) bugünkü Slovakya’nın en güneyinde yer alan, Macaristan’ın Estergon şehriyle sınır komşusu. Ülkeleri ve dolayısıyla Çiğerdelen ile Estergon’u Tuna Nehri ayırıyor. Şehir 1541 yılında Osmanlı’nın eline geçiyor, 1683’te elimizden çıkıyor. (Bu kaybettiğimiz topraklar ve geride bıraktığımız insanlar derin bir yaradır hep) Romanda 1600’lü yıllarda sınır boyunda şehri savunan Türk beyliğinin başından geçenler, Avusturya, Macar, Sırp ve diğer milletlerle olan ilişkiler, kadın gözüyle aşk’ın felsefesi, dünyevi aşk’tan ilahi aşka giden yol ve bu aşk’ın Cumhuriyet’in başındaki bir çiftteki etkisi anlatılıyor. Hele bir “yedi peçeli hikayesi” var ki, tüm kadınların okumasını tavsiye ederim. Öte yandan yazar, o kadar güzel kelimeler kullanmış ki zaman zaman sözlüğe bakma ihtiyacı hissettim. Balkan Türklerinin kendilerine özgü bir şivesi olduğunu daha iyi anladım. “Ben evvelâ aşkı aradım, sonra Allah'ı aradım. Bunca çile pahasına aşkın da, imanın da manasını insanlığa hizmet olduğunu öğrendim.” “İnsanın gönlüne tanrı makamından bir nûr düşerse o kişi emsâline karşı yükselmiş olur. En çok seven en büyük işleri başarmak borcundadır. Şöyle ki: Aşık olan zaten alacağını almıştır, Artık birşey
Roman-Edebiyat
CiğerdelenSafiye Erol · Kubbealtı Neşriyatı · 20241,418 okunma