Osmanlı Devleti'nin belki de en tanınan 3-4 sadrazamından birisi olan Merzifonlu'nun bu denli geniş kitlelerce biliniyor olmasının sebebi olan II.Viyana Kuşatması, ilk hizmet yılları, Köprülülerce himayesi, bozgundan sonraki yılları ve düşünsel, kültürel faaliyetlerinin bir araştırması mahiyetinde olan kitabın yine de en ilgi çekici safhası, elbette Viyana Kuşatması'nın anlatıldığı sayfalardır. Kuşatma devam ederken, gitgide yaklaşılan bozgun, okuyucu olarak sizi endişelendiriyor. Gerek Merzifonlu'nun askeri kibri, gerek Kırım Han'ı Murad Giray'ın rolü, gerekse Paşa'yı uyaran Uzun İbrahim Paşa'nın tutumu, kuşatmanın başarısızlığını net biçimde ortaya koyuyor. Tarihin bir cilvesidir ki, Jan Sobieski ve elit askerleri olan kanatlı hüssarların Osmanlı ordusunu böyle stratejik yanlış ve hatalarla dolu bir alanda yakalaması hüzün vericidir. Hele Paşa'nın ordugahına girildikten sonra karşı tarafın ele geçirdiklerinin sayılıp döküldüğü sayfalarda içinizden bir şeyler koptuğunu hissedersiniz. Kitap her ne kadar "Viyana bozgunu tamamen Merzifonlu'ya ait değildir" dese de, bu başarısızlık olduğu gibi Paşa'ya aittir. Belki Ciğerdelen ve Estergon kaleleri tutulabilmiş olsa kellesi gitmeyecek ve şumullü bir ordu toplayarak yeniden Viyana üzerine yürüyebilecekti ancak bu iki kalenin kaybından sonra IV.Mehmed, saray içindeki Merzifonlu karşıtı kliklerin de çabasıyla idam kararı vermiştir.