"... tembel kendi kendinin celladıdır. çünkü ruh ve bedenin tembelliği bunaltıcı bir hüzün üretmekte gecikmez."
Ey beni okuyan Osmanlı genci! Şahsî hayatta göstermeye borçlu olduğun faziletleri millî hayatta, toplumsal hayatta da göster. Çünkü medenî vazifelerin en birincisi vatanı sevmektir.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Söyleme Bilmesinler
“Yeter bildiklerimiz be Ethem” dedi. “ Çok bilmek de iyi değil. Söyleme bilmeyeyim…”
Sayfa 200·Kitabı okudu
Şimdi kendisinden ne kadar hürmetle bahsedilse yine az diyebileceğimiz İmam-ı Azam'ın bir sözünü söylemenin sırası geldi. Önünden İbrahim Ethem geçerken ayağa kalkıyor, büyük İmam... "Buyrun, seyyidimiz, efendimiz!.." diyor, İbrahim Ethem'e... O bir derviş... Tâcını, tahtını Allah aşkına feda etmiş bir derviş... Selâm verip geçiyor. Talebeler, (tabiî onlar zahir ehli) koca müçtehid'e dönüyorlar, diyorlar ki: "- Sizin gibi bir mezheb kurucusu, nasıl oluyor da bir derviş parçasına efendimiz diyor?" Şu cevabı alıyorlar: "- Şu yüzden ki, O Allah'ın zatı ile meşgûl, bizse işin dedikodusuyla."
“Başkasının aklıyla yaşayan başkasının hayatını yaşar!”
Sayfa 16·Kitabı okuyor
“İyi bir şey ile karşılaştığında şükür ve hamdolsun demez isen zamanı geldiğinde kötü ile karşılaştığında duaya sarılacak ve neden diyecek gücü, kuvveti veya yüzü nasıl bulabilirsin?”
Sayfa 11·Kitabı okuyor