Spinozaya göre; ahlak anlayışında eseri etika ve şöyle geçer; " insanın kendini koruma isteğinin özü ,güçlenme ve olgunlaşma çabasıdır". ( insan; ne kadar güçlü olursa o kadar kendini koruyabilir düşüncesindedir. Lakin belki de bazen yaslanmak, yürümek, durmak veya akışa bırakmakta koruma sayılır. Çünkü her zaman güçlü olamayız ve bazen dinlenmemiz gerek. Tabiki yine de başta güçlenme ve olgunlaşma olmalı. Olgun olmaya başlamak ise zaten bir güçtür!"...)
1000Kitap
".. kolayca acıma duygusu duyan ve başkasının gözyaşları ve sefaletinden üzülen kimse, çoğu kere, sonradan pişman olacağı şeyler yapar.." Etika, Spinoza
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Spinoza etika
İnsan kendini evrenin merkezi sandığı sürece Tanrı’yı anlayamaz. Tanrı, insanın üstünde duran bir kral değil; insanın da içinde olduğu sonsuz varoluşun kendisidir.
Alıntı
Spinoza, Etika'da iyiliği ve kötülüğü anlatırken iyilik için ''.. beklemeyi dolduran şey..'' kötülük için ise ''.. beklemeyi boşa çıkaran her şey..'' der..
1000k
Spinoza, Etika'da iyiliği ve kötülüğü anlatırken iyilik için ''.. beklemeyi dolduran şey..'' kötülük için ise ''.. beklemeyi boşa çıkaran her şey..'' der..
Baruch Spinoza
Baruch Spinoza 17.yüzyılda Avrupa’da dinî otoritelerin oldukça güçlü olduğu bir ortamda yaşayan Baruch Spinoza, Tanrı anlayışını kökten farklı bir biçimde yorumladığı için genç yaşta Amsterdam’daki Yahudi cemaatinden aforoz edilmiş ve hayatını daha izole bir şekilde sürdürmek zorunda kalmıştır; geçimini mercek yontarak sağlamış olsa da düşünceleri ölümünden sonra Avrupa felsefesini derinden etkilemiştir. Spinoza’nın asıl tartışma yaratan görüşü, Tanrı’yı evrenin dışında, irade sahibi ve insan özellikleri taşıyan aşkın bir varlık olarak görmeyi reddetmesidir; onun “Deus sive Natura” yani “Tanrı ya da Doğa” ifadesi, Tanrı ile doğanın özdeş olduğunu anlatır ve bu anlayışa göre Tanrı evrene dışarıdan müdahale eden bir güç değil, evrenin bizzat kendisidir. Bu nedenle Spinoza mucize kavramını kabul etmez; insanlara mucize gibi görünen olayların aslında henüz tam olarak kavranmamış doğa yasalarından ibaret olduğunu savunur ve ölümden sonra bireysel bir yaşam fikrine de geleneksel anlamıyla katılmaz. Görüşlerini en sistemli biçimde Etika adlı eserinde ortaya koyar; burada Tanrı’yı “mutlak olarak sonsuz varlık” şeklinde tanımlar ve yalnızca bir tek töz bulunduğunu, onun da Tanrı olduğunu ileri sürer. Bu töz kendi kendisinin nedenidir ve var olmak için başka hiçbir şeye ihtiyaç duymaz; düşünce ve uzam ise bu tek tözün iki temel sıfatıdır, yani insan zihni ve bedeni aslında aynı gerçekliğin iki farklı görünümüdür. Spinoza’nın sistemi genellikle panteizm olarak adlandırılır; Tanrı ile evrenin bir ve aynı olduğu bu anlayışta evrendeki her şey Tanrı’nın zorunlu doğasının bir sonucudur ve doğa belirli bir amaç doğrultusunda değil, kendi içsel zorunluluğuna göre işler. Bu durumu büyük ve köklü bir ağaç örneğiyle düşünebiliriz: Yapraklar mevsimsel olarak değişir, çıkar ve düşer, fakat ağaçtan
1000Kitap