10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 246. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 10:34
Zenginlerle arkadaşlık ederken izzet-i nefsini korumanı, fakirlerle sohbet ederken alçak gönüllü ve ihlas üzere bulunmanı tavsiye ederim. Böyle yapman ve bu yolda yürümen Yaradan’ın azamet ve kudretini temaşa etmeni ve bu temaşanın devamını sağlar. Sebepler zincirinde Allahu Teâlâ’yı zan altında tutma. Bütün gayretinle Allah’a dayanıp sükunet bul. Din kardeşle- rinin haklarını aranızdaki sevgiye dayanarak zayi etme. Miskin ve düşkünlerin sohbetine tevazuu içinde devam et. Sakın edep ve cömertliği elden bırakma. Nefsini öldür ki yaşayasın. İnsanların Allah’a en yakını, ahlaken en güzel olanıdır. Amellerin en üstünü, Allah’tan başkasına iltifat etmemenin sırrına riayet etmektir.
Hayata Dair
Kalbe Dökülen DamlalarAbdülkadir Geylani · Gelenek Yayınları · 2016123 okunma
Puan vermedi·280 syf.·
2026 450. kitabı
Sınırlar, insanın hayatta kalmak için sınırlarını zorlamasını değil, sınırlarını tanımasını anlatır.” Roy Jacobsen Roman, II. Dünya Savaşı'nın son dönemlerinde, Ardenler bölgesinde (Lüksemburg ve Almanya sınırında) yaşayan insanların dramını merkeze alır. Bireysel Sınırlar: Sınır kavramı yalnızca jeopolitik olarak değil; insanların kendi ruhlarında, ahlaki değerlerinde ve toplumla kurdukları ilişkilerde karşılaştıkları zorluklar olarak işlenir. Sınırlar boyunca göç etme isteği, yerleşik hayatın zorlukları ve sınırları aşma/aşmama çabası gibi varoluşsal sorunlar sorgulanır. Roy Jacobsen bireysel yaşam öykülerini tarihi gerçekliklerle harmanlayan tarzının en etkili örneklerinden biri olarak kabul edilir Tarih severler Sınırlar
Edebiyat roman tarih siyaset politika
SınırlarRoy Jacobsen · Yapı Kredi Yayınları · 202519 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi
Spoiler Henüz bitirmedim ama beni rahatsız eden önemli bir konu var kadın baş karakter Georgia heeeer şeyde ama her şeyde o kadar kararsız ki sürekli herkes bunu ikna etmek için alternatif seçenekler yollar üretmek zorunda Max'e anlam veremedim abicim tamam güzel kız hoş kız da niye bu kadar vuruldun bu kadar özveri gerektiren br işe girdin ya . Kız sürekli anksiyete krizine girmek için yer arıyor . Eski sevgilisi pardon açık ilişkide olan sevgilisi ile olan kısım tamamen saçmalık zaten herif bunu terk etmiş bu hala ama onun doğru insan olduğuna emindim. Demek ki senin bu çok düşünme analiz etme durumların doğru sonuç vermiyor ablacım ya . Bir insan saçını boyatmak için 3 yıl düşünür mü ? Kuaför sandalyesin de hala tereddüt eder mi okuduğum yerr kadar tereddüt etmeden yaptığı bir şey yok zaten de neyse. Böyle bir karakterin başarılı bir işletmesinin olması da imkansız bu arada. Neyse
The Summer ProposalVi Keeland · Publishing Corp · 018 okunma
Piyon Olmayı Reddeden Bir Ruhun Hikayesi
Puan vermedi
Stefan Zweig, "Dürtü" adlı eserinde, savaşın gölgesinde ezilen bireyin iç dünyasını ve toplumsal histerinin insan iradesi üzerindeki yıkıcı etkisini her zamanki psikolojik ustalığıyla masaya yatırıyor. I. Dünya Savaşı'nın militarist baskısından kaçıp İsviçre'ye sığınan ressam Ferdinand’ın, gelen bir seferberlik emriyle tepe taklak olan huzuru, aslında hepimizin içinde uyuyan o tehlikeli dürtüyü tetikliyor: Otoriteye körü körüne itaat etme güdüsü. Zweig, karakterin gitmek istemediği halde kendisini konsolosluğa çeken o görünmez kelepçeleri öyle muazzam tasvir ediyor ki, okurken devlet aygıtının ve toplum baskısının bireyi nasıl bir piyona dönüştürebileceğini iliklerinize kadar hissediyorsunuz. ​Kitabın asıl kırılma noktası ve felsefi derinliği ise Ferdinand ile eşi Paula arasındaki o muazzam zihinsel çatışmada gizli. Paula, yaşamın, aşkın ve her şeyden öte bireysel özgürlüğün sesini temsil ederken; Ferdinand, çocukluğundan beri ruhuna işlenmiş olan "vatan görevi" ve "düzenin kuralları" arasında sıkışıp kalıyor. Zweig bu iki karakter üzerinden aslında çok temel bir soruyu tartışmaya açıyor: İnsanın asıl mecburiyeti, başkalarının çıkarları uğruna kurgulanmış ölüm makinelerine hizmet etmek midir, yoksa kendi varlığına, insanlığına ve sevdiklerine sadık kalmak mıdır? Bu yönüyle eser, sadece bir savaş karşıtlığı anlatısı değil, aynı zamanda bireyin kendi iradesini geri kazanma mücadelesidir. ​Eserin sarsıcı ve bir o kadar da umut verici sonu, körü körüne teslimiyete karşı atılmış en büyük çığlıktır. Ferdinand’ın bürokrasinin o ruhsuz, insanı sadece bir sayıdan ibaret gören çarkları arasından sıyrılıp kağıtları fırlatarak özgürlüğe koşması, her türlü totaliter baskıya karşı insan onurunun zaferini simgeliyor. Zweig, trajik hayat hikayesinin aksine bu kitapta bizlere güçlü
DürtüStefan Zweig · Martı Yayınları · 201975,1bin okunma
Bilgeliğin en güzel hali; sessizlik...
Puan vermedi·304 syf.··
Beğendi
·
2026 77. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 17:26
Kirpinin Zarafeti , ilk sayfalarında beni zorlayan kitaplardan biri oldu. Anlatımının felsefi yönü ve karakterlerin düşünce dünyası nedeniyle hikâyeye alışmam biraz zaman aldı. Hatta bir ara kitabın bana hitap etmeyeceğini düşündüm. Fakat sayfalar ilerledikçe fark ettim ki bu roman, aceleyle okunmayı değil; durup düşünmeyi isteyen bir eser. O noktadan sonra hikâye beni adeta sarıp sarmaladı. Romanın merkezinde apartmanın kapıcısı Renée Michel ve genç bir kız olan Paloma Josse bulunuyor. Dışarıdan bakıldığında sıradan görünen bu iki karakter, aslında çok derin bir düşünce dünyasına sahip. Özellikle Renée'nin bilgeliği bana uzun süre düşündüren bir bakış açısı kazandırdı. Kitap bilgeliğin gösterişle ölçülmeyeceğini çok güzel anlatıyor. Günümüzde insanlar çoğu zaman bildiklerini kanıtlama, kendilerini sürekli ispat etme ihtiyacı hissediyor. Gerçek bilgi sessiz olur. Her şeyi bildiğini herkese söylemek, bunu sürekli hissettirmeye çalışmak zorunda değil. Seni gerçekten anlamak isteyen, seni olduğu gibi görebilen insanlar zaten içindeki zenginliği fark edecektir. Kendini herkese ispatlamaya çalışmanın çoğu zaman bir anlamı yoktur. Belki de kitabın adı tam da bunu anlatıyor. Kirpi, dışarıdan bakıldığında dikenleriyle mesafeli görünür; ama içinde zarif ve hassas bir dünya taşır. İnsanlar da böyledir. Dış görünüş, meslek ya da toplumun bize biçtiği roller, bir insanın gerçek değerini anlatmaya yetmez. Bu kitap bende yalnızca güzel bir hikâye bırakmadı; insanlara bakışımı da biraz değiştirdi. Artık birini değerlendirirken ilk izlenimin ne kadar yanıltıcı olabileceğini daha çok düşünüyorum. Çünkü bazen en büyük bilgelik, sessiz kalabilmektir. En derin insanlar ise kendilerini en az anlatanlardır. Başlangıcı sabır isteyen ama sonunda okuruna hem felsefi hem de insani açıdan çok değerli
Kirpinin ZarafetiMuriel Barbery · Kırmızı Kedi Yayınları · 20259,8bin okunma
Puan vermedi·191 syf.··
2026 62. kitabı
"Solucandan en büyük memeliye dek, her canlı varlığın kendine özgü bir zekası bulunduğunu, her hayvanın biricik olduğunu bulguluyoruz. Dolayısıyla artık, salt insana özgü olmadığı ortaya çıkan düşüncenin daha omurgasızlarda bile var olduğu anlaşılıyor; güzellik duygusunun, bilincin, acı çekme yetisinin, kendi kendisiyle barışma, korku ve haz duyabilme yeteneğinin, herhangi bir toplumsal kümede kendine bir hedef tahtası seçmenin ya da başka türlerle iletişim kurmanın hayvan dünyasında da var olduğu görülüyor." İnsanlar kendini tüm hayvanlardan daha üst bir cins olarak görse de; bence üstün olan tek yeteneği, yok etme yeteneği! Yaşam zincirini bu yok etmelerle ne kadar bozduğunu ve kendi sonunu hazırladığını bir gün fark eder mi insancıklar, pek ümidim yok. Bana çok şey öğreten, bildiklerimi de güçlü şekilde pekiştirmemi sağlayan bu kitabı çok severek okudum.
1000Kitap
Hayvanların En Güzel TarihiPascal Picq · İş Bankası Kültür Yayınları · 2003184 okunma