Puan vermedi·80 syf.··
2026 12. kitabı
88 sayfalık ansiklopedi… Felsefe,Edebiyat… varda var. Kitabı gözünüz ile hızlı okursanız 2 saatte biter. Ruhunuz ile okursanız belkide kapak kapanır ve açılmaz. İki kavuşamayan aşk; hepimize tanıdık bir çoğumuz bu duyguyu bizzat tecrübe etti. Defalarca kitaplarda bu hikayeleri okuduk. Böylesini okumadınız. Allaha böyle dua eden bir kadın duymadınız… Kitabı okudukça duygularınız kabaracak,soluğunuz kesilecek,kemikleriniz kırılıyor gibi hissedeceksiniz. Ve Ruhunuz başkasına, bedeniniz başkasına ait olduysa belkide okumamalısınız !
Kırık KanatlarHalil Cibran · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202512,4bin okunma
Puan vermedi·258 syf.··
2026 24. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 13:46
Çok az bir sayfam kalmıştı bitmesine, meğerse o son sayfalar beni alıp götürecek en güzelleriymiş. Pek çok bağlamda değerlendirilebilecek bir kitap evet. Beni ele geçiren tek kelime (biraz iddialı belki ama) Kibir! Bir anda göz döndürebilen, içteki yanlış duyguları beslediğimizde bizi mutsuzluğa çaresizliğe belki de ölüme itebilen o kavram, duygu, özellik.. Ve diğer çarpıcı olan tarafı ise ceza çekmek ile ilgili olan kısım oldu. İşlenilen günahların! cezası çekildiğinde arınma öyle mümkün ifadesi. "Dua; günahlarımızı bağışla değil de yaptığımız kötülükler için bizi cezalandır olmalıydı." Tüm kitap ne üzerinden ele alınmalı sorusu ise; belki de insanı diğer her şeyden ayıran değerler üzerinden oldu benim için. Keyifle okunabilen ve güzel kapılar açan bir kitap bana göre. Okunmalı mı sorusuna cevabım yüzde yüz evet oldu. Kitapla kalın..
Dorian Gray’in PortresiOscar Wilde · Karbon Kitaplar Yayınları · 201999,2bin okunma
Reklam
8/10
·208 syf.··
2026 31. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 12:37
"Bir ölümü anlatmak, onu yaşamaktan daha kolay değil." "Babam öldü. Ne yapacağımı bilmiyorum." Nerden bilebilir ki insan, bir kaybın ardından ne yapması gerektiğini? Özellikle bu kayıp anne-baba ise. Çaresiz, kökünden sökülmüş ağaç gibi kalır. Georgi Gospodinov kansere yakalanan babasının son günlerini anlatırken en çok onun acı çekmemesi için dua eder. Çünkü bu acılar bizim tahmin edemeyeceğimiz kadar zorlu acılardır. Fakat babası her zamanki gibi onları rahatlatmak için "Korkacak bir şey yok" diyor. Babasının bu zorlu günlerini, ölümünü, geçmişte yaşadıklarını, ölümünden sonraki günleri anılara yolculuk halinde anlatıyor. Bir kitap için çok ağır bir konu ölümü anlatmak. Ölüme giden yolda yaşananları anlatmak. İyisiyle kötüsüyle, acısıyla kahkahasıyla geçen bir yaşamı yad ederken sona yaklaşan birini anlatmak... Bahçesine bağlı bir bahçıvanken artık onun da bahçenin bir parçası haline gelmesi, toprak olması... Topraktan gelen insanın nihayet gideceği yer de topraktır elbet. Yazar babasını anlatırken belki de birçok kişinin yarasına basmış, belki kabuk bağlayan yarasını kanatmış oluyor. Bu acıları yaşamamış birisi olarak ben de geleceği düşünüp bazı sayfaları yutkunarak okudum. Bu acıyı yaşayanlar kim bilir ne kadar zorlanmıştır. Bu yüzden sadece buna dayanabileceğine emin olan insanların okuması gerek kitabı bence. Yazar kendi babasını anlatmış belki ama aslında hepimizin ebeveynlerimizin de başına gelebileceklerden, bizim de başımıza gelebilecek şeylerden bahsediyor. Ama insan ne kadar ölüm ile ilgili şeyler okusa da asla hazır olamaz o günlerin geleceğine.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,6bin okunma
Yere Göğe Sığdırılamayan Bir Hayal Kırıklığı
5/10
·224 syf.··
2026 35. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 08:34
O kadar öfkeliyim ki dayanamayıp ilk defa beğenmediğim bir kitaba inceleme yazdım! Sabahattin Ali’nin kalemine, insan ruhunu işleme becerisine başka eserlerinde hayran kalmış ve gözü kapalı tam puan vermiş bir okur olarak, Kuyucaklı Yusuf’la kurduğum ilişki benim için tam bir öfke patlaması oldu. Belki hayatımın her şeye öfkelendiğim, kötü bir dönemine denk geldi bu kitap; belki de bitiremedikçe içimde büyüyen o gerginlik kitaba yansıdı. Ama emin olduğum bir şey var: Ben bu kitaptan ve özellikle Yusuf karakterinden nefret ettim. Edebiyat dünyasının bu romanı neden bu kadar büyüttüğünü, neden bu kadar beğendiğini asla anlamıyorum. Sabahattin Ali gibi bir yazar nasıl böyle bir karakter yaratmış, hayretler içerisindeyim. ​Kitabın sonunda Ahmet Oktay’ın bir yorumu var. Onun yazdıklarından anladığım kadarıyla, Yusuf’un bu halleri "yetim olmasına, üzerinde hissettiği baskıya ve özgür olamayışına" bağlanıyor. Evet, yetim olmasının onda bıraktığı hasarı anlayabiliyorum, buna bir sözüm yok. Ama bana göre Yusuf’un kitapta hiçbir derinliği yok. Karakter bana asla geçmedi; karşımda son derece tuhaf ve içi boş bir figür buldum. ​Beni asıl çileden çıkaran ve "Bu kadarı da olmaz" dediğim şey ise Yusuf ile Muazzez arasındaki ilişki oldu. Kitabın başlarında, küçücük hallerini okurken aralarındaki o tatlı abi-kız ilişkisini çok sevmiştim. Hatta okurken içten içe "Umarım bunların arasında bir şey yaşanmaz" diye dua ediyordum. Tamam, öz kardeş değiller ama sen onu kız kardeşin olarak büyütmüşsün. Küçücük bir kızın abisinden hoşlanmasını çocukça bir hayranlık diyerek bir tık anlayabilirim belki. Ama kocaman Yusuf’un, kendi ellerinde büyüyen küçücük bir çocuğa karşı bir anda bir şeyler hissetmeye başlamasını asla aklım almıyor. ​Üstelik bu hissetme durumu da tam bir fiyasko. Yusuf,
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,8bin okunma
Puan vermedi·76 syf.··
2026 22. kitabı
İç ses, diye söylendim Çocukken şöyle dua ederdim Tanrı’ya: Tanrım bana hiç erimeyen, Kırmızı bir bonbon şekeri yolla. Eski tül perdelerden gelinlik biçerdik Kardeşimle kendimize durmadan, Olmayan çayları, Olmayan fincanlardan içerdik. Olmayan kapıları açardık, Olmayan ziller çaldığında. Siyah papyonlu olurdu mutlaka Resim defterimizdeki damat. Yedi günde yarattığımız dünya Mutlu olurduk pastel koksa. Ve şimdi şöyle dua ediyorum Tanrı’ya: Olanlar oldu tanrım Bütün bu olanların ağırlığından beni kolla!
Ah'lar AğacıDidem Madak · Metis Yayıncılık · 202126,4bin okunma
Puan vermedi·420 syf.··
2026 14. kitabı
·
49 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 14:47
Ben Nermin Yıldırım'ın Altı harfli bir tatlısındaki kıza benzettim Süreyya'yı o hiç olmazsa yaşıyordu, Süreyya benim hayatıma almak istemediğim kendini beğenmiş(tam olarak öyle NY ile dalga geçer gibi konuşması Ayla'yı aptal bulması) bayık bir tip ruhum çekildi ya resmen hele ki bir anne olarak çocuğunu ''özgürleştirmek'' diye korkup kaçması Rıdava'nı bile daha çok hatırladın, aradın be kadın herkesten kaçıp hemde yanlızım ayakları...Mesude anlatamadı bi olayı oraları atlamak istedim.
Unutma Beni ApartmanıNermin Yıldırım · Doğan Kitap · 20166,2bin okunma
Reklam
Reklam