Birinde hiç ilgi çekmeyen ya da iğrenç görünen bir özellik bir başkasında neden büyüler insanı? Yıldırım aşkı dediğimiz şey bütün tutkular için geçerlidir.
Bizi bir araya getiren şey,acı çekmemiz.Sevgi değil.Sevgi asla boyun eğmez,zorlandığında da nefrete dönüşür.Bizi birleştiren bağ seçilebilir bir şey değil.Biz kardeşiz.Paylaştığımız şeylerde kardeşiz.Hepimizin tek başına çekmek zorunda olduğu acıda,açlıkta,yoksullukta,umutta biliyoruz kardeşliğimizi.Biliyoruz çünkü onu öğrenmek zorunda kaldık.Bize birbirimizden başka kimsenin yardım etmeyeceğini,eğer elimizi uzatmazsak hiç bir elin bizi kurtarmayacağını biliyoruz.Uzattığımız elde boş,tıpkı benimki gibi.Hiçbir şeyimiz yok.Hiçbir şeye sahip değilsiniz.Hiçbir şey sizin malınız değil.Özgürsünüz.Sahip olduğunuz tek gerçek ne olduğunuz ve ne verdiğinizdir.
İnisiyatifimizi beynimizin içine sıkıca kapıyoruz, sanki içine girip ‘Hiçbir şey yapmak zorunda değilim, kendi seçimlerimi kendim yaparım, özgürüm.’ diyebileceğimiz bir oda gibi. Sonra beynimizdeki o küçük odayı terk ediyoruz.
Doyum, diye düşündü Shevek, zamanın bir işlevidir. Zevk arayışı döngüseldir, yinelenir, zaman dışıdır. İzleyicinin, heyecan arayanın, rastgele cinsel ilişkide bulunanın çeşitlilik arayışı hep aynı yerde son bulur. Bir sonu vardır. Sona erer ve yeniden başlamak zorunda kalır. Bir yolculuk ve dönüş değildir, kapalı bir çevrimdir, kilitli bir odadır, bir hapishanedir.