(...) Dün ilk defa, “Salih Mirzabeyoğlu’na Özgürlük” kampanyası çerçevesinde Bolu’ya giden arkadaşların müşahhas bir deliline ulaştıkları fenomen… Salih Mirzabeyoğlu‘nun bizzat yazdıkları ve görgü şahitlerinin yanında yaşadıkları delil kabul edilmiyor ya, o yüzden “ilk defa müşahhas delil” diyorum…Gönüldaşların kendi anlatımıyla, virgülüne dokunmadan, “Telegram”ın nasıl komplike ve neden anlatması zor bir işkence olduğunu gözler önüne seriyor… Adalet Bakanlığı alsın bunu, alsın bunu, bunu alsın, okusun:
"Bolu Kuruçay mevkiinde Kuruçay Kur’ân Kursu… Bolu F Tipi Cezaevi’nin hemen yakınında bir yer. Abdurrahman Hoca bu Kur’ân Kursu’nun hocası. Civarda şimdilerde yeni yapılmış olan Kuruçay Camii olmadığı için ezan okunan bir yer yok. Bu hoca da Kur’ân Kursuna eklemiş bir hoparlör ve namaz vakitlerinde ezan okuyor. Kumandan Mirzabeyoğlu’nun Bolu F Tipine getirildiği tarihlerden bir gün. Abdurrahman Hoca farkında bile değil Mirzabeyoğlu‘nun hemen diplerinde olan Bolu F Tipi Cezaevine getirildiğinin. Eski alışkanlığıyla, yâni her vaktin ezanını Kur’an Kursundan okumaya devam ediyor.
Bir gün kurs, Bolu polisi tarafından basılıyor ve alınıp sorgulanmaya götürülüyor Bolu emniyetine. Sorgulamada kendine: “Sen o okuduğun ezanla Mirzabeyoğlu ile mi haberleşiyorsun?” tipi değişik değişik sorular. Bir kaç günlük sorgulamadan ve bir daha ezan okumayıp Mirzabeyoğlu ile haberleşmemesi için yapılan tehditlerden sonra serbest bırakılıyor Abdurrahman Hoca. Ve artık Kuruçay Camii’nin inşaatı tamamlanana kadar Bolu F Tipi Cezaevi ve Bolu Kuruçay mevkii ezan sesine hasret…"
__Dün kurbanlarımızı Bolu F Tipi önünde kestik. Küçükbaşların kolay olmasından dolayı Bolu F Tipi önünde, büyükbaşların kesiminin ise biraz zor olmasından dolayı Kuruçay Kur’an Kursunda kurulan kurban kesim
“There is a slang injunction to ‘keep your eyes skinned.’ That being out of my power, I habitually ‘keep my ears skinned.’ You would be surprised to know how very little you hear, Louis, and how much you miss. In the last five minutes up there I have had three different newsboys’ account of this development.”
-Are you alright?
-I knew you could hear me.
-Beg your pardon?
-Knew you’d come to help. That’s why I don’t ever say your name out loud. Big bat ears of yours, knew they could hear every damn thing in this town.
Eşinin ifadesine göre, o gün işgalciler bağırıyordu: "Adnan el-Burs, aşağı in! Ya aşağı inersin ya da hastaneyi başına yıkarız." Eşi devam ediyor: "Hastanedeki hastaları, hastaneyi ve içindekileri düşünerek onlara zarar gelmesine sebep olmak istemedi, bu yüzden cesurca aşağı indi ve gitti, gitti, gitti... Ama Allah'a şükür. Allah'a şükür, şerefiyle ve onuruyla şehit oldu."