Sabahattin Ali'nin Gözünden Anadolu ve Anadolu İnsanı
8/10
·128 syf.··
2026 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2026 00:00
Sabahattin Ali’nin öykülerinde Anadolu’yu ve oranın insanını okumak, benim için sadece edebi bir yolculuk değil; adeta o toprakların kokusunu, tozunu ve sızısını iliklerine kadar hissetme deneyimi oldu. Yazarın her bir metinde insan psikolojisinin en kuytu köşelerine sızması, bunu yaparken de toplumsal adaletsizlikleri tokat gibi yüzümüze çarpması inanılmaz etkileyici. Karakterlerin o çaresizlikleri, verdikleri o sessiz hayatta kalma mücadeleleri ve sistemin katı çarkları arasında nasıl unufak oldukları satır aralarında öyle bir canlılıkla anlatılmış ki, insan her öykünün sonunda derin bir sessizliğe gömülmekten kendini alamıyor. ASFALT YOL Sabahattin Ali’nin bu öyküsünü bitirdiğimde boğazımda gerçekten çok ağır bir düğüm kaldı. Hani hayatta bir şeyi çok istersiniz, bütün kalbinizi, tüm iyi niyetinizi ortaya koyarsınız da sonunda o canla başla yaptığınız şey dönüp en çok sizi vurur ya; işte tam öyle bir hikaye bu. Okurken sadece sıradan bir yol yapım hikayesi değil, idealist bir insanın o temiz hayallerinin sistemin çarkları arasında nasıl paramparça olduğunu izledim resmen. Öğretmen köye ilk geldiğinde içi umutla, enerjiyle dopdolu. Kendisinin de köylü kökenli olmasıyla gurur duyuyor, hatta dürüstçe "içimde yabancı bir yere gidiyorum hissi yoktu" diyor. Buradaki psikoloji aslında hepimize çok tanıdık: "Ben onlardan biriyim, beni anlarlar, bağ kurabiliriz." Bu inanç, öğretmenin hayattaki en büyük dayanağı aslında. Kamyonun o bozuk yollardaki sarsıntısından sersemlemiş olsa bile, kafasında köylüyle kuracağı o sıcak köprü var. Ama daha ilk günden muhtarın o umursamaz bir tavırla "beş on gün dinlen hele" demesiyle, o aşılmaz soğuk duvarı ilk kez hissetmeye başlıyoruz. Köylü için okul ya da eğitim hayati bir ihtiyaç değil, sadece hayatın (harmanın, tarlanın) arasında
Edebiyat
Yeni DünyaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202533,7bin okunma
Puan vermedi·1216 syf.··
2018 66. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 04 Temmuz 2018 00:00
Yaşadığım gerilim inanılmazdı. Maraton koşmuş gibiyim resmen. Detaylı anlatım sayesinde gerilim iki katına çıkıyor. İşin ustası Mertcan AcarMertcan Acar okuyucuyu nasıl avuçlarına alacağını bildiğinden bir kat daha artmış. Önce sözü geçen 7 çocuğun başlarına gelenler teker teker anlatılmış. Sonrasında birbirlerinin kabuslarına şahit oluşlarına yer verilmiş. Öyle nefes kesici anlardı ki yaşadım adeta. Geçici zaferin ardından 27 yıl sonra tekrar kasabaya dönüşleri ele alınmış yeniden. Bu yüzden hiç hız kesmeyen, hep canlı tutan bir anlatıma sahip. Korkuyla birlikte yaşanan çocukluk, ilk arkadaşlık, kurulan dostluk çok güzel işlenmiş. Hepsinin hayatlarını ayrı ayrı yaşıyorsunuz. İtiraf ediyorum, akşam izlemeye cesaret edemeyip, gündüz filmini de izledim kitabını okumadan izleseydim, daha fazla gerilebilirdim. Ani görüntülerde yerimden sıçradığım doğrudur ama kitapta daha can alıcı sahneler olduğunu söyleyebilirim. Ana konudan ayrılmaması bir tarafa, karakterlerin yaşadıklarına kadar değiştirilmiş kurgu. Kitaba kıyasla, filmde yaratıkla karşılaşma çok basit kalmış. Kitap mı, film mi derseniz kesinlikle kitap keyifli okumalar diliyor ve kısa bir kesit bırakıyorum... "Derry, Amerika'nın küçük bir kasabası. Diğer kasabalardan farkı, kanalizasyon mazgallarının altında, yer altı borularının içinde yaşayan, insanların kabuslarında ya da gerçekte, korkularının vücut bulmuş haliyle karşılarına çıkıp, onların korkularıyla yaşam enerjisini besleyen bir yaratığa ev sahipliği yapması. Bu yaratık 27 yılda bir Derry'de kendini gösteriyor. Türlü ölümler, kayıplar, yıkımların ardından 14-17 ay arası döngüsünü tamamlayıp ara veriyor. İlk kez 58 senesinde döngüsünü tamamlayamıyor. Georgie' un ölümünün ardından, abisi Bill ve yaşadıklarının gerçekliğine inanmak istemeyen 6 çocuk daha yaratıkla
OStephen King · Altın Kitaplar · 20257,4bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·120 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 22:03
Kitap kendini bulma yolunda babasına karşı cephe almış her dönemde her kuşakta yaşanılabilecek bir durumu anlatıyor. Melih küçükken babasının onayını alamayan yaş aldıkça babasından uzak düşen bir birey. Annesi hayattayken yine bir şekilde o eve o babaya ve kız kardeşi Çiğdem’e bağlı kalabiliyor. Annesi vefat ettikten sonra Melih o evi artık kendine bir hapishane olarak görüyor ve bir an önce evden çıkıp kurtulmak istiyor. Çiğdem’in bir türlü anlamadığı şekilde oluyor bu çünkü o babasının ona olan tavrı ve Melihe olan tavrı çok farklıydı. Çiğdem annesinin tanımayan daha küçükken onsuz kalmış ve bu sayede babasıyla yakınlaşmış.Melih’in aksine Çiğdem o evi kendine hep ev olarak görmüş ve o yüzden onu hiç anlamamış. Melih’in bir tık abarttığını düşünüyorum çoğu yerde çünkü insan ailesiyle her türlü sorunlar yaşar her türlü şeyler olur ama babasından bu kadar uzaklaşması bana biraz zalimce geliyor. Evet herkes ailesiyle bir şekide sorunlar yaşıyor ama belkide bazıları bunları taşıyamıyor Melih’i yargılamak istemiyorum ama düşüncelerim bu yönde. Affedemediği bir babanın varlığını hep taşıyor. Öldüğünde o eve geri dönmesi gerekirsen fark ediyor belki bunu. Ki çok korktuğu önünden çekinerek geçtiği okuma odasından -babasının kütüphanesi- nasıl böyle kolayca girebildiğini düşünüyor . Babasının ordaki eşyalarını karıştırırken aslında bence babasına olan merakını görüyoruz burda. Babasını hiç bilmiyor tanımıyor ki ilerleyen kısımlarda görüyoruz ki Çiğdem de aslında tanıdığı babasını hiç tanımıyormuş. Her iki çocuk babalarının sırlarını Melih’in açtığı o odadaki çekmeceden sonra öğreniyorlar. Aslında hayatları boyunca neler kaçırdıklarını Melih’in annesine nasıl kör olduğunu Çiğdem’in babasını nasıl tanımadığına şahit olup onların nasıl kırıldığını hissediyoruz ….
Duygu ve Düşünce
İki Bıçağı BirbirineÇilem Dilber · Budala Kitap · 202629 okunma
8/10
·384 syf.··
2026 36. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 20:54
Uketsu’nun bu kitabı önceki iki kitabının tam bir mash-up ı olmuş diyebilirim. Tuhaf ResimlerTuhaf Resimler'de 5 farklı resmin tek bir olaya bağlanmasını okumuştuk. Tuhaf EvTuhaf Ev’de ise bir ev planı üzerinden gizem çözülmüştü. Ancak kitabın sonunda abimiz ortaya bir şey atmış, sonu biraz ucu açık bitmiş ve bende ikinci kitap kesin bu olayı ele alır beklentisi yapmıştı. Öyle olmadı. Bu kitapta 11 farklı dosya ve 10 yapı planı var. Yine diğer kitaplarda olduğu gibi okurken aynı zamanda çözmeye çalışıyorsunuz. Uketsu garip biri. Okurken tamam diyorsun bu böyle böyle olmuştur, kitaptakiler de aynı şeyi düşünüyor sonra çat bambaşka bir şey çıkıyor. Okurken tek bir yer hariç fazla şaşırmadım, o yerde de şaşkınlıktan ziyade şok mu desem bilemedim; çarpıldım üzüldüm ilginç şeyler yaşadım. Tuhaf Ev'de olduğu gibi bu kitapta da yazar kitabın içindeydi. İlk kitabı Tuhaf Ev’den sonra kendisine çok fazla garip ev hikayesi anlatıldığını, bazılarını çözemediğini ama birbiriyle bağlantılı olduğunu düşündüğü bu 11 dosyayı bir araya getirdiğini söyleyerek anlatımı çok daha gerçekçi kılmış. Bir an dedim kız bu nedir?? Kitabı değil ama içinde geçen meselerden bahsetmek istiyorum yanii DIIIIIIT BURADAN SONRASI SPOILER İÇERİYOR OLABİLİR . . . . . . Kitap her ne kadar bir mimari gizem eseri olsa da, alttan alta Japonya’nın karanlık geçmişine eleştiri yapıyor. Hikayede çocuk fuhuşu ve tarikatlar gibi ağır temalar işleniyor. Kitapta çocuk fuhuşunun geçtiği yıllar gerçekten de Japonya'da bu konuda cezai yaptırımların olmadığı ve maalesef bu durumun yaşandığı bir döneme denk geliyor. Japonya bu konudaki yasal düzenlemeyi ve cezaları ancak 1999 yılında getirebilmişti. Yazarın bu tarihi gerçeği kurguya yedirmesi çok başarılı. Tarikat meselesine gelirsek; lisedeyken özellikle Kore ve Asya merkezli tarikat
İnceleme
Strange BuildingsUketsu · Pushkin Vertigo · 20268 okunma
8/10
·494 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
Klassik Türk ədəbiyyatında iz qoymuş realist yazar Orxan Kamalın Yad Qızı romanını oxuyub bitirdim. Əsər Nazan adlı sadəlövh bir gənc xanımın acınacaqlı həyat hekayəsindən bəhs olunur. Yazar öz əsərində reallığın ən acı yönlərini, həyatın zəif xislətlilərə qarşı tətbiq etdiyi əzici gücü və mühitin onlar üzərindəki böyük təsirini olduqca aydın şəkildə nümunələndirir. Müəllif öz əsərində vurğulamağa çalışır ki, insan hər cür çətinliklərə və hər növ mühitə düşə bilər, ancaq yaşananların və ətraf-mühitin onun üzərindəki təsirində isə, həmin insanın öz xarakteri böyük rol oynayır. İnsan, ona yönələn zərbələr qarşısında zəiflik göstərdikcə, hər keçən gün bu zərbələrin həcmi də böyümüş olur. Odur ki həyat, qaynanası Həcər tərəfindən ailəsi dağıdılan fağır Nazanı, ağlına belə gətirmədiyi saysız çirkinliklərin içərisinə yuvarlayır. Halbuki Nazan, güclü bir iradə sərgiləyərək həyatını tamam fərqli bir yöndə də inşa edə bilərdi.((( Nazan xarakteri məni həm üzdü həm çox əsəbləşdirdi. Bir qadın necə key, sadəlöv olar.? öz həyatında heç bir söz haqqı olmayan qadının başına gələn hər şey öz sakitliyi və hər şeyə "hə" deməsinə görə olur. Bir növ qarşısına qoyulan hər şeylə razılaşan Nazan ona biçilən həyatı yaşayır.Taleyi ilə barışır və bütün olanlara alın yazısı kimi baxır. SPOİLER: Nazan təhsilsiz, evinə, yoldaşına, oğluna və ən əsası zamanın qayda-qanunlarına, ədalətsiz cəmiyyətin qanunlarına tabe bir insandır. Vəkil yoldaşı Məzhəri çox sevsə də, qayınanasının qorxusu ucbatından sevgisini göstərməkdən çəkinir. Gün ərzində yalnız qulluqçu kimi ev işlərini Nazan zamanla ərinin özündən uzaqlaşmasına səbəb olur. Məzhər, yoldaşının bu halını görür və klub qadını olan Jaləyə könül verir. Jalə yüngül əxlaqlı qadın olsa da, Nazanın halına acıyır və onun evdən qovulmasına səbəb olan
Yad QızıOrhan Kemal · Qanun Nəşriyyatı · 200915,1bin okunma
10/10
·184 syf.··
2026 15. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 05:31
Dostoyevski'nin bu romanında Makar Devuşkin karakteri yaşlı bir memur, yalnız bir hayat yaşar, son derece fakir ve apart gibi bir evde kira ödeyerek yaşamını sürdürür. Kaldığı ev daracıktır ve özgür bir yaşamı yoktur. Fakir ve eğitimsiz olduğu için acı çekmektedir. Varenka adlı genç ve yetim bir kadınla mektup arkadaşı olur, kadına karşı bir baba ve abi sevgisi hisseder, o kadına karşı mektuplarında çektiği toplumsal ve bireysel acıları vurgular. Bu her iki karakter yabancılaştıkları toplum içinde yaşadıkları bireysel yalnızlıklarını yazdıkları mektuplarla dile getirip bir nebze olsun karşılıklı olarak yalnızlık duygularını telafi etmeye çalışmaktadırlar. Kitabın Rusça orijinal adı Bedniyı Lyudi yani Yoksul İnsanlar ama Türkçe'ye İnsancıklar olarak çevrilmiştir. İngilizce'de Poor Folk olarak piyasada satılıyor. Rusça'da zengin bogatıy demek, bogatıy kelimesi aynı zamanda Rusça'daki bog kelimesinden geliyor. Bog ise Tanrı demek. Yani zenginlere tanrısallık sınıfı biçiliyor. Rusça’da fakir anlamına gelen bednıy kelimesinin etimolojik kökeni ise felaket, musibet, dert, sıkıntı gibi anlamlara gelen Rusça’daki beda kelimesinden gelir. Bednıy kelimesi sadece fakir anlamına gelmemekle birlikte felakete uğramış bir zavallı anlamına da gelmektedir.
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202376,8bin okunma