"Öğretmenimizin yazılı ödevlerimizi okuyup okumadığını anlayacağım," dedi.
Pasydosta bize anlattığına göre, Osman sorulara, ilk bir kaç satır doğru yazdıktan sonra, Padişah Sultan İbrahim'e mektup yazmış. "Sayın Deli İbrahim Amca!" diye başlıyormuş mektuba. Uzun mektubun sonunda da öbür soruları şöyle cevaplandırmış:
"Beylerbeyi, Boğaziçi'nde bir iskeledir."
"Defterdar, defteri dar gelen adam demektir."
"Nişancı, bizim sınıftaki Çetin'in lakabıdır. Biz onunla Kör Nişancı diye alay ederiz. Çünkü top oynarken, kaleye gol atacağım diye, okulun bütün pencere camlarını kırmıştır."
"Acemioğlan, yine bizim sınıfta Rıza'dır. Çünkü bir türlü çattımattı oyununu öğrenemediği için her oyunda dayak yer."
Yaş ortalaması 8 olan çocuklar, öğretmenin, "Babanız çocuğunuz, siz de baba olsaydınız, büyük bir kabahat yaparsa, ona ne ceza verirdiniz ? " şeklinde yazılı anketini cevaplandırmaya çalışıyorlardı. Henüz sınav heyecanı bilmeyen, duygularını minicik elleriyle, olduğu gibi kağıda dökmeye çalışan bir yavrunun kurşun kalemi şu kelimeleri sıralıyordu: " Onu bir topal ata bindiririm. Üstüne çadır örterim. Çadırın tepesine bir bıçak asarım. At topalladıkça bıçak kafasına dokunsun, akıllansın. "