eliffa

@everonica·
·
sabitlendi
Biz, toplama kampında yaşamış olanlar, barakalar arasında gezerek diğerlerini teselli etmeye çalışan ve elindeki son ekmeği paylaşanları hatırlayabiliriz. Sayı olarak az olabilirler ama her şeyi elinden alınmış bir insandan alınamayacak bir şey olduğunun yeterli kanıtını oluştururlar: İnsan özgürlüğünün son kalıntısı olan, koşullar ne olursa olsun kendi yolunu seçme tutumunu.
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

eliffa

, bir kitap okudu
Puan vermedi·368 syf.·
2025 1. kitabı
Ahmet Taner Kışlalı
9.4/10 · 218 okunma
Maveraünnehir seferi münasebetiyle Orhun kitabelerinde ilk defa Müslüman Arablar(=Tezik) zikredilmiştir. (İranlıların Araplara verdikleri Tâzî adından / Tayy adlı Arap kabilesinden / gelen Tezik, Türkler tarafından sonraları İranlılar için kullanılmıştır: Tacik).
Sayfa 115
Yaşlı bir Moğol bilge kişisi Cengiz Han’a şöyle demişti: “Bütün fetihlerinizi at üstünde yaptınız, ama ayağınızı yere basmadan oraları yönetebilir misiniz?” yüzyıllar sonra, bu sözlerin altında yatan gerçeği Napolyon şöyle ifade etmiştir: “Süngülerle her şeyi yapılabilir, ama üzerine oturulamaz!”
Sayfa 74·Kitabı okudu
Kemalizm-Ordu ilişkisini değerlendirmeden önce, genel düzeyde altın çizmemiz gereken bir nokta daha var: O da geleneksel sağ-sol ayrımının, askerlerin siyasal eğilimlerinin belirlenmesinde her zaman geçerli olmadığıdır. Askerlerin siyasal, tercihleri, belirli ideolojilerden çok belirli kurumlara ya da belirli olaylara yönelik olarak oluşur . Örneğin kralcı-cumhuriyetçi ayrımı veya laik ile anti-ne oldu be laik ayrımı askerlerin siyasal tutumlarının belirlenmesinde soyut bazı ideolojik değerlendirmelerden daha geçerli olabilir. Askersel yaşamın kendine özgü koşulları ve eğitim biçimi, sadece ya da solcu bir ideolojinin aynen benimsenmesine genellikle izin vermez. Örneğin Fransa’da 1900-1940 arasında milletvekilli yapmış olan askerlerin çoğunluğu sağcı sayılıyordu. Gelenekçi ve milliyetçiydiler. Ama sonun önerdiği toplumsal reformlara, ekonomik çıkar gruplarının temsilcileri kadar karşı çıkmıyorlardı. Türk yakın tarihi de bu açıdan aydınlatıcıdır: 27 Mayıs sürecinde Kemalizm’i 1960’lara taşımış olan ilerici bir anayasayı getiren de askerlerdi; 20 yıl sonra 12 Eylül pençesi altında Kemalizm’in hemen tüm kurumlarını yıkan, Atatürk’ün vasiyetini bile çiğnemekten çekinmeyen de…
Sayfa 74·Kitabı okudu