Kemalizm-Ordu ilişkisini değerlendirmeden önce, genel düzeyde altın çizmemiz gereken bir nokta daha var: O da geleneksel sağ-sol ayrımının, askerlerin siyasal eğilimlerinin belirlenmesinde her zaman geçerli olmadığıdır.
Askerlerin siyasal, tercihleri, belirli ideolojilerden çok belirli kurumlara ya da belirli olaylara yönelik olarak oluşur . Örneğin kralcı-cumhuriyetçi ayrımı veya laik ile anti-ne oldu be laik ayrımı askerlerin siyasal tutumlarının belirlenmesinde soyut bazı ideolojik değerlendirmelerden daha geçerli olabilir. Askersel yaşamın kendine özgü koşulları ve eğitim biçimi, sadece ya da solcu bir ideolojinin aynen benimsenmesine genellikle izin vermez. Örneğin Fransa’da 1900-1940 arasında milletvekilli yapmış olan askerlerin çoğunluğu sağcı sayılıyordu. Gelenekçi ve milliyetçiydiler. Ama sonun önerdiği toplumsal reformlara, ekonomik çıkar gruplarının temsilcileri kadar karşı çıkmıyorlardı.
Türk yakın tarihi de bu açıdan aydınlatıcıdır: 27 Mayıs sürecinde Kemalizm’i 1960’lara taşımış olan ilerici bir anayasayı getiren de askerlerdi; 20 yıl sonra 12 Eylül pençesi altında Kemalizm’in hemen tüm kurumlarını yıkan, Atatürk’ün vasiyetini bile çiğnemekten çekinmeyen de…