Puan vermedi·129 syf.·
2026 2. kitabı
Kitabın sonuna kadar bir kadının iç döküşüne tanıklık ediyoruz . Osman’a söylemek isteyip de söyleyemediklerini, yazdığı mektuplara dökmüş. En güzel tarafı da buydu çünkü bu mektuplar aslında Osman’ın okuması için değil, kendi içini rahatlatmak için yazılmış :) Ayrılmakla ayrılamamak arasında kalmayı, kabullenmek isteyip kabullenememeyi, bazen öfkelenip bazen özlemeyi öyle doğal ve samimi anlatmış ki kitap bitmesin dedim :D Kitabın duygusal bir yanı var evet ama beni en çok yakalayan tarafı mizahı oldu. En kırgın yerlerini bile öyle tatlı, öyle kendine has bir dille anlatıyor ki birçok yerde gülümseyerek okudum :))) Sayfalar ilerledikçe bir ayrılıktan çok, bir kadının kendini yeniden buluşunu okuyoruz ve ben çok keyif alarak okudum.Uzun zamandır birinin iç sesini okumaktan bu kadar keyif almamıştım :D
1000Kitap
Bu Hikâye Senden Uzun OsmanAylin Balboa · İletişim Yayıncılık · 202213,7bin okunma
Denizin Altında Kaybolan Potansiyel
6/10
·280 syf.·
2026 79. kitabı
Selam. Beni yeterince tatmin etmeyen ancak oldukça masalsı olan bir kitaplayız bu gün. Fantastik öğelerle bezeli, Kore mitolojisinden ilham alan ve son yıllarda oldukça ilgi gören Denizin Altına Düşen Kız, özellikle atmosferi ve masalsı dünyasıyla dikkat çeken bir kitap. Ben de kitaba beklentilerle başladım ve okuma deneyimim boyunca hem beğendiğim hem de eksik bulduğum noktalar oldu. Axie Oh'un Denizin Altına Düşen Kız kitabını bitirdiğimde bu kitabın aslında kötü olmadığını düşündüm. Hatta yer yer çok güzel fikirleri, etkileyici sahneleri ve gerçekten ilgi çekici bir dünyası var. Ancak bütün bunlara rağmen bende büyük bir etki bırakmayı başaramadı. Bunun sebebi de sanırım yazarın kafasındaki fikirlerle bunları sayfalara aktarma başarısı arasındaki mesafe. Kitabın en güçlü yanı kesinlikle atmosferi. Denizler, ruhlar, tanrılar, efsaneler ve masalsı anlatım zaman zaman gerçekten büyüleyici bir hava yaratıyor. Özellikle bazı betimlemeler çok başarılıydı. Hatta kitabı okurken neden bazı insanların ona bir Ghibli filmi havası yakıştırdığını anlayabiliyorum. Eğer bu hikâye animasyon olarak izleseydim muhtemelen çok daha fazla etkilenebilirdim. Fakat aynı hissi kitapta alamadım. Çünkü atmosfer ne kadar güçlü olursa olsun hikâye ve karakterler onu desteklemekte zorlanıyor. En büyük sorunlarımdan biri anlatım dilindeydi. Özellikle büyükannenin hikâyeleri o kadar sık tekrar ediliyor ki bir noktadan sonra dikkat dağıtmaya başlıyor. Sürekli "büyükannemin anlattığı hikâyelerdeki kadınlar", "büyükannemin öğrettiği şeyler", "büyükannemin hikâyeleri" ifadelerini görmek karakterin kendi düşüncelerini geliştiremediği hissini yaratıyor. Üstelik bu sadece büyükanneyle de sınırlı değil. Dedem şöyle derdi, ağabeyim böyle söylerdi, büyükannem şunu anlatırdı... Bir süre sonra karakterin
Denizin Altına Düşen KızAxie Oh · Yabancı Yayınları · 2023848 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
UYANIŞ MI VAZGEÇİŞ Mİ?
10/10
·292 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Bu kitapla ilgili inanılmaz çıkarımlar varsayımlar sebep sonuçlar yazmak mümkün.. 1600'lü yıllarda yazıldığını düşünürsek hayran olmamak gerçekten elde değil. Don Kişot tanıdığım en şapşal, tatlı ve komik, kendi iç dünyasında bir adalet anlayışı olan illüzyonlardan var edilmiş bir karakter olmasına rağmen nasıl bu kadar gerçek hissettirebilir kendini bana bilmiyorum.. Retorik anlamda gelişmiş konuşma ve ikna becerisine sahip biri. Onun kitaplara ve okumaya düşkün olduğunu biliyoruz ve aslında bu kahramanlığa özenmesi gayet doğal değil mi?(haha bi an onun avukatı gibi hissettim) Uzun zaman sonra bir karakterin beni bu denli etkilemesi öyle ruhuma dokundu ki son sayfaları okumaya yüreğim zor el verdi.. Evet, hepimiz aslında kendi hayatlarımızın kahramanı değil miyiz.. onun da tam olarak yapmaya çalıştığı buydu. Birisi olmak, bir şeyler başarmak, en çok da kendine kanıtlamak istemesi her ne kadar aşık olduğu kadın için yaptığını söylese de bütün bunları kendini kanıtlama çabası mevcut. Süreklilik onu ayakta tutan şey, bir şeylerle mücadele ettiğine inanmak ve yenmek onu hayatta tutuyor. Peki kendini bulabildi mi Don Kişot bunu soruyorum kendime? Kendi yolumda ben de kendimi ararken, aslında bazen gerçeklere ben de nasıl göz yumdum diye sordum kendime. Zira gerçekler ağırdır kabullenmesi tıpkı köyüne dönmenin ona aslında bir hiç gibi hissettirmesi gibi. Bütün bu zaman boyunca kendini mi kandırdı yani? Gayesi hiç görmediği bir kadına olan kavuşma arzusu diye kendine inandırdığı.. Her şeye rağmen Don Kişot bize cesur olmayı ve korkmamayı öğretiyor aslında gerçek yenilmez bir savaşçı olmamasına rağmen öyle olduğuna inanması garip bir şekilde manipülatif etkiler yaratıp işe yarayabiliyor. Bir şeye ne kadar inanır öyleymiş gibi yaparsan ona dönüşmen gibi. Biraz da bu açıdan
Don KişotMiguel de Cervantes · Yapı Kredi Yayınları · 202127,5bin okunma
türkü
Puan vermedi·192 syf.··
2026 50. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 16:51
"Hayat herkesin kendi türküsüdür. Yaşadıklarını dinler, dinlediklerini söylersin. Dinleyebilene, görmek isteyene..." Gönüllerin bir türküyle birleştiğini hissettiren, ilk kitap olan Özgürce’nin devamı “Türkü"nün yorumuyla geldim bugün. İlk kitaptan tanıdığımız karakterlerin hayatında tam iki yıl geçmiş ve Özgür artık İstanbul’da tarih öğretmenliği yapıyor. Ancak kalıplara sığmayan yapısıyla okulun ezberci düzenine kendince karşı çıkıyor. Özgür’ün içine kapandığı bu dönemde, onunla aynı evi paylaşan Umut ve onlara abla şefkatiyle yaklaşan Özlem var hikayede. Özgür’ün kabuğuna çekildiği bu dönemde hayatına güzel dokunuşlar yapan dostu Luka çıkageliyor bir gün. Ve yine bir dost düğününde buluşmak üzere yakın arkadaşları Makedonya’ya bir yolculuğa çıkıyorlar. Burada hikayeye Filiz dahil oluyor. Bir türkünün ezgilerinde birleşiyor Özgür ve Filiz’in gönülleri. Kitapta bu ikilinin aralarındaki bağ biraz hızlı gelişiyor. Evet, sevgi birdenbire filizlenebilir ama ben o aralarındaki yakınlığın nasıl geliştiğini biraz daha sindire sindire, detaylıca okumayı isterdim. Bir zaman sonra Özgür’ün dostlarınında yardımıyla o hayal ettiği yaşam alanını gerçekleştiriyorlar. O hayalin birileri tarafından gerçekte bir gün gerçekleşmesini canı gönülden isterim. Kitabın sonlarına doğru hikaye hüzünlü bir sürece doğru gidiyor. Ve bir anda çekip giden Özge bir sebeple geri dönüp Özgür ile yüzleşiyor. Onun gidiş nedenini bu noktada daha net hissetmek isterdim. Hikayenin devamında ise hayatın getirdiği acı tatlı sürprizlerle yüzleşen karakterlerin bu süreçleri nasıl atlattığını ve yollarının nereye gittiğini okuyoruz. Açıkçası Özgürce’yi okurken o küçük Özgür’ün büyüme evresini, hayatı öğrenişini ve o satırlardaki derin cümleleri okumak bana daha keyifli gelmişti. Bu kitap ise daha çok
TürküÖzgür Şencan · Karina Yayınevi · 202519 okunma
SUÇ VE CEZA POLİSİYE ROMAN MI?
8/10
·704 syf.··
2026 4. kitabı
Başlıktaki soruyu duyduğunda tüylerinin diken diken olacağından emin olduğum H. W. Auden’e göre, Suç ve Ceza bir sanat eseridir ve bir sanat eseri olmayan polisiye romanla asla mukayese edilemez. Auden iddiasını şöyle temellendirir: Suç ve Ceza, okuyucunun “başka birinin acısını” paylaşmasına imkân tanıdığı için bir sanat eseridir. Polisiye ise bir fantezi olup okurun gerçeklerden kaçmasını, hayal dünyasına sığınmasını sağlar. Bu nedenle polisiye roman bir sanat eseri olamaz. İnsanın ister istemez “Neden?” diye sorası geliyor. Gerçeklerden kaçmamızı sağlayan bir roman neden sanat eseri olamasın? Evet, sanat, Tolstoy’un da dediği gibi, bize hayatı sevmeyi öğretir. Düşündürür, hissettirir, bilgilendirir eğitir ama aynı zamanda eğlendirir de. Bir süreliğine de olsa hayatın gerçeklerinden kaçmamızı, eğlenmemizi, acılarımızı unutmamızı sağlayan bir roman neden sanat eseri olma onuruna erişemesin? Neyse ki günümüzde polisiye romanların sanat eseri olabileceği konusunda en ufak bir tereddüt yok. Peki, o zaman başlıktaki soruya dönersek, Suç ve Ceza’nın polisiye roman olması mümkün mü? Polisiye romanların da sanat eseri olabileceklerini kabul ettiğimize göre şimdilik bu sorunun cevabı “evet” gibi görünüyor. Ancak, Suç ve Ceza’nın polisiye bir roman olup olmadığı, onun sanat eseri olup olmamasıyla bağlantılı değildir. Suç ve Ceza’yı polisiye roman yapacak veya yapmayacak olan kriterler polisiye roman türünün yapısıyla alakalıdır. Yazımın devamını Dedektif Dergi'den okuyabilirsiniz: dedektifdergi.com/polisiye-edebiy...
Edebiyat
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,4bin okunma
Puan vermedi
Dünyayı nasıl deneyimlediğimize dair güçlü kaynaklar olan duygular iç dünyamıza ve uzaklara ayna tutuyor. Kitapta hayatınızda ilk defa duyacağınız ya da sıklıkla deneyimlediğiniz toplam 154 duygu yer alıyor . Bu duyguların çoğu farklı coğrafya veya kültürlere özgü, hiç düşünmediğimiz ama "evet evet böyle de bir duygu olabilirmiş" dediğimiz duygular. Örneğin ; Lappel de vide ( boşluğun düşme değil atlama çağrısı) , awumbuk( misafir gidince içini kaplayan hüzün ) .. Akıcı bir şekilde okunacak bir kitap değil bana göre , molalı bir şekilde okunmalı, ek araştırmalar yapılmalı . Günün sonunda diyoruz ki ; "bütün duyguları anlatacak kadar kelime yok, zaten anlatmaya gerek de yok" . Hissedelim..
Duygular SözlüğüTiffany Watt Smith · Kolektif Kitap · 2020497 okunma