Net söylemeliyim ki bu yılın en iyi kitaplarından birini geride bıraktım. Pino Lella'nın gerçek hikâyesini, büyük oranda gerçek, biraz da kurguyla karşımıza getirip koyan Mark Sullivan, eserin hazırlık sürecinde epey bir emek sarf etmiş ve birçok konuyu uzun araştırmalar sonucunda bizzat açıklığa kavuşturmuş. Yani bu kitap bir hikâyeyi anlatıyor evet ama hem de o hikâyeyi öncesinde gömülü kaldığı yerden açığa çıkartıyor.
İkinci Dünya Savaşı İtalya'sında yaşanılanlara bakış attığımız, savaşın her iki tarafının da(hatta bu kitapta 3-4 taraf diyebiliriz) insanlıktan nasıl çıktığını, Nazi ve Faşistlerin metotlarında başvurduğu vahşetten sonra, savaşı kazanan tarafın da katıksız bir intikam hırsıyla nasıl uygulamalar yapabildiğini gördüğümüz bir roman bu. Aşk da, cesaret de, yeri gelince korkaklık da, kaçmak da, kovalamak da, hırsızlık da, sevgi de, en güzel duygular da en kötü duygular da var eserin içinde. Gerçekten bu dönem okumalarını sevenler için oldukça güzel bir kitap.