"cesur adımlarla."
10/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2026 39. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 15:06
"yaşanmış bazı olaylar vardır. gidecek başka bir yerleri olmadığı için zamanla insanlara ve nesnelere tutunurlar. bu anılardan bazıları zamanla solar, parçalanıp dağılır ya da ölür gider. ancak bazı şeyler asla ölmez. özellikle de istisnai derecede iyi ve istisnai derecede kötü anılar sonsuza dek yaşar." kitap lanetli olduğuna inanılan morrigan'nın ölümünün olacağı (zifiri gecede) günde jüpiter'le tanışması ve onunla nevermoor'a gitmesiyle başlıyor. morrigan'ın ait olma çabası, kişiliğinin baskılanması ve sevgiyi öğrendikçe kendisi olmaya adım atabilmesi ve bunun icin çabalaması... kitap, hayal gücünün çok ötesinde olmasına rağmen bu kadar gerçekçi hisler beslemesiyle beni kendisine cok bağladı. morrigan'ın düşüncelerinde ve hislerinde kendimi gördüm. ayrıca bir yetişkinin bir çocuğu ne kadar fazla etkileyebileceğini tekrar ve tekrar öğrendiğim bir kitap oldu. VE hayatımda bir jüpiter'e ihtiyacım olduğunu onunla bu kitapta tanışana kadar fark etmemiştim. ilk bakışta bir çocuk kitabı gibi gözüküyor ama aslında bundan çok daha fazlası nevermoor resmen evim olduu
Nevermoor - Morrigan Crow'un Büyük SınavıJessica Townsend · Domingo Yayınevi · 2019764 okunma
Yorumm
10/10
·528 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 23:23
KAZAZEDE-2 Yazarı: Şevval Demirdöğer Yayınevi: Pukka Sayfa Sayısı: 528 Merhaba. Askeri kurgu serisinin ikinci kitabındayız. Bakalım bu kitapta neler olmuş? Kimler nerelerde? Sezin, ikinci kez bir sivil yüzünden mesleği tehlikeye girer iken yanında olan Turan ve Keleş sayesinde bu zorlu yolu güvenle adımlıyor. Turan ise Sezin'in çevresinde dönen bu komploya anlam veremiyor. Neden Sezin'i meslekten uzaklaştırmaya çalıştıkları üzerine kafayı yormaya başlıyor. Sezin ve Turan'ın sevgili olduğunu öğrenen Keleş ise tam bir komedi idi. Nizami ve Şükrü'nün, Sezin'i Turan'dan uzak tutmaya çalışmaları, Göktuğ'un Turan'a sürekli Sezin benim ablam çıkışı... Ama en güzeli de Fırat'ın yaptığı abi konuşması.. Belki Sezin babası tarafından men edildi. Geri de bir aile bıraktı. Ama Keleş ona candan bir aile verdi. Kubat'ın Turan'a yardım etmesi ise beklemediğim bir yerdi. Tabi Turan'ın da Ziyafet ile Kubat arasındaki etkileşimi fark edip Kubat'a geleceği için soru sorması... Keleş tam anlamıyla bir aileden fazlası. Fahriye babaanne ve Sezgin'in Rize'den Sezin'i görmek için Tunceli'ye gelmeleri, Keleş'in Sezin için seferber olmaları... Ve Sezin'in yaşadıkları.. Çocukluğu zor yollardan geçen Yarbay olma hayali ile büyüyen bir kız çocuğu. Babasının yaptıklarını okumak, sonrasında en yakını Sezgin abisinin bir yardımını bile göremeyen Sezin'in yaşadıklarını okumak zor... Belki üçüncü kitap tam anlamıyla bizi üzecek bu yönden. Ama ben Sezin ile gurur duyarak okuyorum ve seri ilerlediğinde Üsteğmen Sezin Kaza'yı Yarbay Sezin Kaza olarak okumak için hevesliyim. Turan... Şu ana kadar okuduğum karakterler içerisinde ikinci fav erkek karakterimsin. (1 numara her zaman Yaman Alaz. ) Karakter o kadar güzel yazılmış ki ne yazsam az. Sezin'i sevmesi, onunla ilgilenmesi, koruması, arkasında dağ
1000k
Kazazede 2Şevval Demirdöğer · Pukka Yayınları · 2024892 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Benim evim Küçük Prens...
Puan vermedi·152 syf.··
2026 1. kitabı
Bu kitabı bana ilk 7 yaşımdayken vefat eden abim almıştı. Bu yüzden yeri çok farklı bende. Yıllar geçti şu an lise öğrencisiyim kitabı tekrar okuduğumda belki iki gün aklıma geldikçe ağladım. Ve şimdi her kaygılandığımda Küçük Prens'e (evime) giderim. Vazgeçmek istediğimde Prens'in gülünden asla vazgeçmediğini hatırlarım. İnsanlara gözlerimle değil, yüreğimle bakarım. Bu kitap bana tam olarak masumiyetin ne kadar masum bir şey olduğunu, sevgi için sonuna kadar mücadele edilmesi gerektiğini öğretti. Bana böyle bir iz bıraktığın için teşekkürler Abiciğim, teşekkürler Küçük Prens! Küçük Prens
Küçük Prens
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Çocuk Gezegeni · 2017280,1bin okunma
Yorumm
10/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2026 22:49
KALP SONUNU KENDİ SEÇER Yazarı: Payell Yayınevi: Parola Sayfa Sayısı: 496 Merhaba. Payell'den yine güzel bir kitabın yorumuna başlıyoruz... Ruken Kara; Turgut Kara'nın tekne kazıntısı, Karahan'ın son sabır testi, ablalarının küçük kardeşi Nazlı'nın minnak görümcesi... 28 yaşında teknoloji şirketinin ceosu aynı zamanda MİT için çalışan bir mühendis. Kenan isminde bir sevgilisi var çoğunluğu arkadaş olarak geçirdikleri yılları ile uzatmaların oynandığı bir dönemdeler. Oğuzhan Kara; Vatan için çalışan bir diplomat, MİT çalışanı aynı zamanda dünyaca ünlü bir şirketin gölgeler arasındaki sahibi. Hayatta sahip olduğu iki canlı onun dünyasıdır. Annesi ve kızı Leyla dışında hayatında bir kadın yoktur. Rusya da görevde iken çözülmeye yakın iken Türkiye ile iletişime geçer ve ülkeye temelli dönüş yapar. Ruken yıllar önce yurtdışına gitmesine izin verdiği Kenan'ın ülkeye dönmesi ile bir ilişki için adım atmaya karar verdikleri sırada MİT'ten gelen haber ile kendisini Ankara'da bulur. Görev süresince Oğuzhan Kara isimli mühendis ile aynı evde kalıp S400 lerin kodlarını yazacaktır. Bu süreçte Kenan'dan uzak kalması en çok abisi Karahan'ı memnun eder. Karahan'a göre Kenan kardeşini gerçekte sevmemektedir. Kadın erkek ilişkisinden çok arkadaş olarak takıldıkları için durumu kavrayamadıklarını fark etmiştir. Kardeşinin üzülmesini istemez. Ha bu arada Ruken görev içeriğini sakladığı için abisi Oğuzhan'ı bilmiyor. Kod yazım aşamalarında birbirlerinin karakterlerinden hoşlanmaya başlarlar. Ruken, Kenan için kendini Oğuzhan'dan uzak tutar, Oğuzhan ise Kenan'ın sevgilisi olduğunu düşündüğü için Ruken'e gitmez. Kenan ise Ruken'in Ankara'dan gitmesi ile kendini aile şirketindeki işlere verir. Bu sırada ortak iş yaptıkları bir kadın dikkatini çeker. Hazal; Ruken'in yılın başarılı ceo
1000k
Kalp Sonunu Kendi SeçerPayelll · Parola Yayınları · 202560 okunma
O KADAR KİMSEZİDİM Kİ YOKLUKLARINDAN MEDET UMUYORDUM.
Puan vermedi
Şermin Yaşar, Yazarlık kariyerine adım atmadan önce sosyal medyada “Oyuncu Anne” adıyla tanınmış olan Şermin Yaşar, anne-çocuk ilişkilerine dair tecrübeleri ve hassas tutumuyla alanında fark yaratan işlere imza atmış. 2017 yılından önce kitaplarını Çarkacı soyadıyla yayımlayan yazar, çocuk gelişimi alanındaki kitaplarının yanı sıra öykü dalındaki eserleriyle de hayran kitlesini giderek genişletmiştir. Bir Kadın, Bir Anne ve Bir Yazar Göçmen bir ailede dünyaya gelen Şermin Yaşar, Almanya’nın Başkenti Berlin’de 1982 yılında doğdu. Ailesinin Türkiye’ye dönme kararı üzerine çocukluk yıllarını Bilecik’in Kınık köyünde geçiren Yaşar, lisans öğrenimini tamamlamak üzere Isparta’ya taşındı. Burada Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olduktan sonra, yüksek lisans öğrenimi için Ankara’ya yerleşti. Ardından kariyerine reklam sektöründe metin yazarı olarak başlangıç yaptı. Yazarlığa olan tutkusunu mesleği sayesinde daha çok keşfetme ve geliştirme fırsatı bulan Yaşar, bu sayede kariyerinde yöneticilik pozisyonlarına kadar yükseldi. Biri annesiz büyümenin, diğeri evlatsız yaşlanmanın derdini anlatır. İki hayat, iki kayboluş, iki yara aynı evde buluşur. Bu roman, yaşlıların yok sayıldığı, insanın yalnız bırakıldığı, herkesin ancak kendine yetebildiği, en yakınlarına bile derman olamadığı bir çağın hikâyesi. Selime Teyze: Romanın merkezindeki karakter olan Selime Teyze, yıllarını annelik, fedakarlık ve sessiz emek üzerine kurmuş bir kadındır. Hayatı boyunca “önce başkaları” diyerek yaşamış, kendi ihtiyaçlarını ertelemiş, görünmez olmayı kabullenmiştir. Ancak yaş ilerledikçe ve kocasını kaybettikten sonra, bu görünmezlik artık gönüllü bir fedakarlık olmaktan çıkar, yok sayılmaya dönüşür, çocukları kendi hayatlarına odaklanır. Selime’nin en belirgin kişisel özelliği, sessiz bir
Edebiyat
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,8bin okunma
10/10
·136 syf.··
2026 17. kitabı
"Merhaba arkadaşlar bugün sizlere kayboluşlar, arayışlar ve imkansız kavuşmalar üzerine kurulu, sarsıcı bir hikayeden, Sıla Subaşı’nın Dönüş Yolu kitabından bahsetmek istiyorum. Zülal, bir gazetenin röportaj bölümünde çalışan, kendi sessiz dünyasında yalnız yaşayan bir kadındır. Rutin hayatı, posta kutusunda bulduğu gizemli bir mektubun kapağını aralamasıyla sonsuza dek değişir. Zülal, titreyen elleriyle mektubu açtığında karşısına bir isim değil, bir sığınak çıkar: "Evim'e." Bu, bir insana değil; geride bırakılan bir hayata, yitirilmiş bir aidiyete yazılmış sessiz ve yakıcı bir vedadır. "Bugün sensiz geçen doksan yedinci gün..." diye başlayan o satırlar, savaşın sadece şehirleri değil, insanın içindeki o güvenli kaleyi nasıl yerle bir ettiğini haykırmaktadır. Zülal okudukça, mektubun içinden sadece kelimeler değil; yollarda kaybedilen bir baba, bir adamın peşinden giderek evlatlarını yarım bırakan bir anne ve iki kardeşin çıplak ayakla, nereye gittiğini bilmeden yürüdüğü o karanlık, kanlı yollar dökülür. Mektupların ardı arkası kesilmedikçe Zülal’in merakı, yerini derin bir huzursuzluğa bırakır. Durumu paylaştığı muhabir arkadaşı Cesur’un meseleyi hafife almasıyla hayal kırıklığına uğrayan Zülal, çareyi polis memuru Umut’un kapısını çalmakta bulur. Tam da bu gizemin ortasında, ilginç bir yazarla yaptığı röportajın ardından ruhunu dinlendirmek için memleketine, anne ve babasının yanına gider. Ancak sığındığı o "baba ocağı", beklediği huzuru vermez. Memleketinde karşılaştığı tuhaf durumlar, babasına dair karanlık bir şüphenin tohumlarını eker. Bu şüphe bir virüs gibi tüm bedenini sararken Zülal, en güvendiği insanların aslında en büyük yabancılar olduğunu acı bir şekilde fark eder. Hiç beklemediği olaylar gün yüzüne çıkarken, ailesini aslında hiç tanımadığını
Dönüş YoluSıla Subaşı · Ceres Yayınları · 202529 okunma