Ne soran var ne bilen..
Kim kimin derdini biliyor ki sanki? Benimkini soran mı vardı? Bana bir kişi bu kadar, bu yaşıma kadar sen neden böylesin diye sordu mu ki. Görünürde iyi, evim var, işim var, karım var, çocuklarım var, ailem var, para var... E niye mutsuzsun be Ethem, nedir sende olmayan, neden bu içindeki keder diye kimse sormadı. Dışarıdan baksan dünyanın en dertsiz tasasız adamı olmam gerekir.
Sayfa 196·Kitabı okudu
Soru:Üç imamımıza göre umrâ ve rukbânınhükmü nedir? Cevap:Umrâ câizdir. Hibe edilen şey artık hibe edilen kişiye, öldükten sonra da vârislerine ait olur. Rukbâ ise Imam Ebû Hanîfe ve Imam Muhammed'e [rahimehumullah] göre bâtıldır. İmam Ebû Yusuf [rahimehullah] ise câiz olduğunu söylemiştir. (Umra):Örneğin bir kişiye, 'Ömrün boyunca bu evi sana hibe ettim" demek. Hibe eden kişi, hibe ettiği kişi öldükten sonra evin tekrar kendisine ait olmasını şart koşmuştur. Bu hibe sahihtir. Fakat şart bâtıldır. Ev hibe ettiği kişinin mülkiyetine geçer, öldükten sonra da vârislerine kalır. )Rukbanin)"Senden önce ölürsem evim artık senindir. Fakat sen benden önce ölürsen ev tekrar benimdir" diyerek hibe etmek.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Nell
Kendi yazılarımı yazmaya çalışırken, canım anneme ve o muhteşem, tıka basa dolu buzdolabına ara sıra uğrasam da, artık evden ayrı yaşıyordum. Çünkü annemi ne kadar sevsem de kız çocuklarının, "kendi evim" diyecekleri bir yere ihtiyaç duyacağı bir zamanın geleceğine ikimiz de üzülerek de olsa hemfikir olmuştuk. Annem çok pratik bir insandır ve -nasıl desem- Carmel'e göre ya bir sorun vardır ya da hiç sorun yoktur. Bunlar dışındaki her şeye tepkisi, Uyduruyorsun, şeklinde olur.
Sayfa 17
Canzi, bir çekişme sırasında Haşmet'e "Dedelerimin kılıcı başucumda asılı" demiş. Haşmet bu sözleri pek farfara bulmuş, atma Recep! makāmında alay ediyordu. Halbuki benim için biricik bir hakîkattir. Sevdiğim, eserim, evim, ruh sükûnetim kaybolduktan sonra, baş ucuma asılı dedeler kılıcını keşfettim. O kılıcın iki mânâsı vardır. Biri: Vücûduma gönül yolundan pençe atan ecele karşı beni korumak. İkincisi: Yurduma borçlu olduğum vergiyi bana hatırlatmak. Duvardaki o kılıcı her dem can gözüyle görür, bâzı da elime alır, öpüp başıma koyduktan sonra üzerindeki âyeti okurum: "Ey îman edenler! Size Hak yolunda savaşa çıkın! buyrulduğu zaman neden gevşeyip ağırlaşıyorsunuz? Bilesiniz ki..."
Sayfa 114·Kitabı okudu
Bir Şair Bir Kitap
Alper Gencer - Şarkısızın Şarkısı susamıyorum sevgilim çünkü havada sesimi doğuran bir esir var bütün çilingirleri sofralara çekerek kapıda kalanlarla konuşmak istiyorum kapısında kaldıkları sahiden evleri mi? bir kilidi açmak kolay değil o kadar hırsızın belki de yoktur kabahati! ** selam ile insan insana iliklenir başında ortasında ve sonunda yine selam çünkü aranızda selamı yayın demiş efendim ** bu sonucu beğenmedim sebebi neyse kov! kes iplerini gel beraber vuralım kuklacıları vuralım ve bir tren yırtsın dünyanın perdelerini devrilsin ışık ve gerçek rengini giyinsin gül ** ben trenin içindeyim git kendine bir istasyon bak bırak onlar kendi koydukları kurallara inansınlar ** çektirdiğin fotoğraf neden hiç konuşmuyor ** bütün randevulara düzenli olarak geç kalmakta haklıydım gök bana göre değildi yeri zaten hiç sorma gök de kendine göreydi yerde zaten hiç durma çıktım bir kapısını bulup yaşadıklarımdan vardım ki seni sevdim seni sevdim evler arasından bir evdin
DERGAH
Ocak ayının sonunda anneme, doğum günüm için "kendi evim"e, Lozan'a döneceğimi bildirdim. "Peki ama seni orda tutan ne?'' diye sordu annem. "Odam, kitaplarım, dostlarım ve sevdiğim bir kadın" dedim.
Alıntı