8/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 20:53
Çağdaş İran Edebiyatının duru sesi deniliyor #FeribaVefi için. #UçupGidenBirKuş kitabını okurken hissettiğim şey, sanki bir evin içinde sıradan bir kadının, ev işlerine ve iki çocuğun bakımına yetişmeye çalışırken, üstelik kimse tarafından görülmeyen ve anlaşılmayan bir kadının, sıkışıp kaldığı hayatı onunla paylaştığım. Bu kadın isimsiz bir anlatıcı. Geçmişinden omzunda kalan yük ile, günümüzde sahip olduğu sorumluluklar ile ve gelecekteki belirsizliğiyle Tahran’dan bir kadın olsa da her ülkede, her toplumda niceleri var bu kadınların. Kitaptaki "kuş" metaforu, özgürlüğü arayan ama nereye uçacağını bilemeyen, kanatları ev içi sorumluluklarla bağlanmış kadının ta kendisi. Anlatıcı, herkesten ve her şeyden korkarak büyümüş. “Ben hep korktum; karanlıktan, bodrum katlardan, gölgelerden, Kadir amcadan, hatta annemden ve Mahbup teyzemden. Giderek kendimden bile saklanır oldum ve bir gün, kendime kim olduğumu sormak zorunda kaldım. Ben kaybolma duygusuyla büyüdüm; derin bir şaşkınlık hissiyle, bulunma umudumu bile yitirerek." Kalabalık sokaklar, komşuların bitmeyen gürültüsü, büyük idealleri olan sürekli ülkeyi terk etme planları yapan bir koca, iki küçük çocuk ve geçmişindeki uğultular.. Kitap, kimsenin kulak verme zahmetine katlanmadığı bir kadının kendi sesini bulma çabasını ele alıyor. Annesine göre babası katlanılmaz bir adamdı, hastalanınca bodrum kata yerleşti, bir çocuk gibi inlerken annesi bakmaya tenezzül etmedi kendisi ise korkup yorganın altına gizlendi ve o gece babası öldü, yetim gibi bir başına. Annesi sürekli sızlanan ve memnuniyetsiz bir kadın. En küçük kızına düşkün. Üç kardeşten büyüğü olan Şehla, çocukluğunda bile bir yetişkin gibi. Hiç evlenmiyor ve annesi ile yaşıyor. En küçükleri Mehin ise bir delifişek. Kendi çocuğu olmadığından bazen hayatında bir
Uçup Giden Bir KuşFeriba Vefi · Sel Yayıncılık · 2026227 okunma
Puan vermedi·344 syf.··
2026 30. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 12:41
Muhabbet’i bitirdim ve sanırım şimdiden yılın favorileri arasına girdi. Mektuplardan, mailleşmelerden oluşan yapısını çok sevdim. Seksenine merdiven dayamış olan Sybil Van Antwerp’in çeşitli insanlara yazdığı mektup ve mailler ile ona başkaları tarafından gönderilmiş mektup ve mailleri okuyoruz. Dolayısıyla parçalı ve katmanlı bir kurgusu var eserin. Biz bu mektupları okudukça boşlukları doldurup kendi yolumuzu kendimiz buluyoruz. Hayatının sonlarına yaklaşmış bir kadının kendisiyle olan hesaplaşmasını okuyoruz. Bunun etrafında bir yas meselesi bir evlat kaybı var. Bunun şekillendirdiği bir hayat var. Bir de bir anne kız ilişkisi var. En çok etkilendiğim taraf sanırım bu anne-kız ilişkisi oldu. Kitap bunu merkeze almıyor ama ben en çok bunun üzerine düşündüm kitabı okurken. Sevdiklerimizle, özellikle çocuklarımızla, ne kadar açık olabiliyoruz? Hislerimizi saklamak gerçekten onları koruyor mu yoksa araya duvarlar mı örüyor? Sybil karakteri bana yer yer Olive Kitteridge’i hatırlattı. Ben yaşını başını almış hafif gidik, lafını sakınmayan kadın karakterleri okumayı sanırım çok seviyorum. Dünyayı biraz yargılayan, biraz komik, biraz kırgın ama çok iyi gözlemleyen yaşlı kadınları okumak bana çok iyi geliyor. Alakası yok ama Mina Urgan’ın Bir Dinazorun Anıları’nı okurken de benzer keyifi aldığımı hissetmiştim. Bu arada Muhabbet’i bitirdiğimden beri ona buna mektup yazasım var Sybil için mektup yazmak sadece bir iletişim aracı değil kendini ifade etme biçimi doğrudan mektuplar. O mektup yazarken var oluyor gibi bir şey. Okuduğunuzda ne demek istediğimi anlayacaksınız.
MuhabbetVirginia Evans · April Yayıncılık · 202682 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Psikolojiniz yerindeyken okunması gereken bir kitap
9/10
·224 syf.··
2026 14. kitabı
Kitap evrenindeki acıları yüreğinizde hissedeceğiniz, sizi kendi yolculuğuna çıkaran bir kitap. Kendinizi herhangi bir karaktere yakın hissetmek bile istemeyeceğiniz kadar net hissettirilen duygular içerisinde sürükleyen bir kitap. Bir tarafta elinden gelenin en iyisini yaptığını yine de memnun edemediğini düşünen bir evlat, öbür tarafta her yaptığının hata olduğunu düşünerek içine kapanan bir anne. Psikolojik olarak çok yorucu fakat mutlaka okunması gereken bir kitap
1000Kitap
Iza'nın ŞarkısıMagda Szabo · Yapı Kredi Yayınları · 20245,4bin okunma
Yanlış Hesaplar Her Zaman Kötü mü Noktalanır?
9/10
·416 syf.··
2026 24. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 17:25
Evdeki hesabın çarşıya uymaması her zaman kötü mü sonuçlanır? Lucy Maud Montgomery'nin Yeşilin Kızı Anne-1 isimli kitabını okurken sürekli bu atasözü aklıma geldi çünkü olaylar erkek evlat edinmek istenirken gelen bir kız çocuğu ekseninde gelişmekte. Eser; Matthew ve Marilla Cuthbert kardeşlerin ev vs işlerinde yardımcı olması için bir erkek evlat edinmek isterlerken evlat olarak gelen bir kız çocuğunu ve devamındaki olayları ele almakta. Kitabı yaklaşık iki hafta önce okuyup bitirdim o yüzden bu incelememde bazı noktaları atlamış olabilirim. Eksiğim olursa affola, bunları belirtmeniz benim için eşsiz bir katkı olur. Bununla birlikte eserdeki bazı olaylara değineceğim için bu inceleme yazısı spoiler içermektedir. Daha çok gençler ve genç yetişkinlere hitap edecek şekilde yazılan roman; 8 kitaplık bir seri. İncelemeye konu olan bu ilk kitapta evlat edinilen Anne Shirley'in evlat edinildiği sıra olduğu 11 yaş ve 16 yaş aralığındaki olayları ele almakta. Olay kurgusu çok güzeldi. Herhangi bir mantık hatası gibi bir şeye rastlamadım. Olaylar okuru doyurucu bir biçimde sunulmuştu; ne çok gereksiz uzun ne de çok üstünkörüydü. Romanı okurken birçok duyguyu, düşünceyi hissedip deneyimledim. Yani anlatılanların okura hitap etmesi geçmesi çok güzeldi. Hissettiğim, deneyimlediğim temalara kitaptan örnekler verecek olursam: 1) Marilla ve Matthew'in erkek çocuk yerine yanlışlıkla bir kız çocuğu evlat edinmesinde hem Anne'in hem de Marilla&Matthew kardeşlerin yaşadığı hayal kırıklığını hissettim. 2) Anne ve Diana'nın tanışması ve arada sımsıkı bir dostluk bağının oluşması bana çocukluk arkadaşlığı gibi saf, temiz bir değeri tebessümle yad etmemi sağladı. 3) Anne'nin Diana'ya meşrubat ikram edecekken yanlışlıkla şarap ikram etmesi bazen hayatta hiç istemeden olsa da
1000Kitap
Yeşilin Kızı AnneL. M. Montgomery · Ephesus Yayınları · 202017,9bin okunma
6/10
·293 syf.··
2026 1. kitabı
·
98 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 20:54
Maggie O’Farrell’ın Hamnet romanı, ilk bakışta Shakespeare’in oğlunun hikâyesi gibi görünse de aslında bir annenin, bir ailenin ve kaybın derin izlerini anlatan çok güçlü bir eser. Kitap boyunca Agnes karakterinin sezgileri, sevgisi ve çaresizliği beni en çok etkileyen unsurlar oldu. O’Farrell, tarihi bir olayı anlatırken duyguları öylesine canlı ve gerçek hissettiriyor ki, okur olarak karakterlerin acısını ve sevgisini derinden hissediyorsunuz. Özellikle yasın insanlar üzerindeki farklı etkilerini anlatma biçimi oldukça başarılı. Hamnet, yalnızca bir çocuğun hikâyesi değil; sevginin, kaybın ve hatırlamanın zamana meydan okuyan gücünü anlatan etkileyici bir roman.
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,5bin okunma
Masumiyet Müzesi İncelemesi
Puan vermedi
Bu kitabı, dizisi çekilmeden önce okumuştum ve çoğu karakterin hayatın olağan akışına uygun davranmadığını düşünmüştüm. Dizisi çekilince neredeyse herkesin benimle aynı fikirde olduğunu gördüm. Öncelikle psikoloji alanına ilgi duyuyorsanız veya bu alanda eğitim görüyorsanız okumanızı tavsiye ederim. Ama kafa dağıtmak,stres atmak ya da güzel bir hikaye okumak istiyorsanız okumayın çünkü sinirleriniz bozulup daha çok strese girebilirsiniz. Takıntılı,gamsız,olaylara olması gereken tepkileri veremeyen insanları psikolojik yönden incelemek isteyenler için biçilmiş kaftan. Dili akıcı ama bütün roman boyunca Kemal'in şımarıklıklarını okumak beni biraz sıktı. Kemal babasından kalan mirası sayesinde bu kadar uzun süre aşk acısı çekme lüksüne sahip bir karakter. Üstelik çektiği acıyı kendi kendine yaratıyor. Birazcık cesur olsa mutlu bir hayatı olabilirdi. Hem Sibel ile evlenip bir yuva kurmayı hem de sözde "sevdiği kadın" olan Füsun ile onun gururunu hiçe sayıp dost hayatı yaşamayı istiyor. Yanlış anlaşılmasın fakirler aşk acısı çekemez demek istemiyorum ama Kemal orta veya az gelirli bir ailenin oğlu olsaydı bu kadar şımarık olamayacağı için kendi yarattığı acılarda boğulmazdı. Füsun'a gelecek olursak Kemal'e olan bağlılığını sağlıklı bulmuyorum çünkü Kemal onu hayal ettiği gibi sevmeyince intihar edecek kadar Kemal'e bağımlı bir hayat tarzı benimsemiş. Kendi ayakları üstünde durmak istediğini söylüyor ama aynı zamanda bunun koşulunu Kemal'in ona destek olmasına bağlıyor. Buna karşılık Kemal Füsun'u sevmiyor çünkü Füsun'un para kazanınca kendisini terk edeceğine inandığı için kızın önünü kesip mutsuz bir hayata mahkum ediyor. Ayrıca Füsun'u değil, hayalini seviyor. Füsun'un istekleri onun için önemsiz. Füsun'un evinden "izinsiz" aldığı eşyalarla bu hayali canlı tutmaya
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,4bin okunma