Eğer ağır duygular ve düşünceler altındaysanız biraz bekleyip acıyı anlamaya başlayınca okuyun derim klasik mutlluluk alma amacıyla birkaç kısmı aşk kaçış kitabı olur sizin için bence okunmalı özellikle bir iki hikaye aşırı iyi düşünülmüş ama bazıları fazla detaylarla boğulmuş
Merhabalar değerli kitapseverler, bugün sizlere Deniz Antalya'nın kaleminden çıkan Hüma adlı kitabı tanıtmak istiyorum. Hüma; öğretmenleri ve arkadaşları tarafından derslerinde başarılı olduğu düşünülen bir kız. Hüma, lise mezuniyetine gideceği sırada ortaokula başladığından beri sevdiği Ahmet tarafından davet bekliyor ama Hüma, Ahmet'ten beklediği teklif gelmeyince küstah Serdar'ın kavalyelik teklifini kabul ediyor. Serdar ve Hüma mezuniyet balosundayken bir ara Hüma, davetin yapıldığı salonun balkonuna doğru ilerlerken Ahmet ile karşılaşıyor ve aralarında sevgi dolu bir sohbet meydana geliyor. Bu sevgi dolu sohbet bir anda Serdar ortaya çıkınca kesiliyor ve Ahmet ortamdan uzaklaşıyor. Eğitimini tamamlamak isteyip hayalleri olan Hüma, babasının 500 bin TL borcu olduğunu öğreniyor ve Serdar'ın "Bu borcu ben kapatırım ama benimle evlen," teklifi ile karşı karşıya kalınca ailesini kurtarmak için Hüma, Serdar'ın teklifini kabul ediyor. Sonra neler mi oldu? Sonrası kitapta.
Serdar ve Hüma evlilikleri sırasında neler yaşayacaklar?
Hüma, Ahmet ile tekrar görüşebilecek mi?
Hüma'yı hayatında nasıl bir son bekliyor?
Bu soruların cevapları ise kitabın içerisinde saklı. Her bir sayfasını soluksuzca okuduğum etkileyici bir kitaptı. Yazarımızın kalemine sağlık, okuyucusu bol olsun.
Kitabı tasvir ederken ölüm yolculuğu demek istedim, çünkü Tolstoy bu eserinde yaşamı değil; hepimizin telaffuz etmekten hatta çoğu zaman düşünmekten kaçındığı ölümü konuşuyor. Öncelikle kitabı okumanın cesaret istediğini söylemeliyim, kitap çok çarpıcı bir şekilde ölüme giden yolda bir hastanın iç çekişlerini, tüm hayatını yeniden gözden geçirişini, yapamadıklarıyla yüzleşmelerini anlatıyor.
Karakterimiz Ivan İlyiç, toplumun ahlak ve görgü kurallarına tamamıyla uyarak yaşamını sürdürmüş bir sorgu yargıcıdır. Yazar, karakterin oldukça sıradan bir hayatı olduğunu satır aralarında sıklıkla vurguluyor. Sıradan hayatına renk katmak için kâğıt oyunları oynayan bir karakter Ivan. Evliliğini kurallara göre yapmış, yine o kurallara göre çocuk ve aile hayatını kurmuş. Yazar bize kitapta kurgulanmış ve planlanmış bir hayat sürmenin pişmanlığı ile hayatın son düzlüğünde karşı karşıya gelen Ivan üzerinden aslında hayatı anlamlandırmanın önemini gösteriyor. Ivan, insana yaşadığını hissettiren öfke, gözyaşı gibi insani duyguları ölüm döşeğinde yaşıyor ve giderken gitmek istemediğini görüyoruz. Çünkü belki de ölüme giden o yolda bütün o fiziksel ağrılarına rağmen insani özelliklerini gösterebiliyor. Ivan, aslında günümüz toplumunda “oku,mezun ol,iş bul,evlen,çocuk yap,emekli ol” şeklinde bize dayatılan yaşam sıralamasının peşinden yürümüş insanların hazin sonunu temsil ediyor. Hayatın içinde hata yapmaktan kaçmak, bir nevi yaşamaktan da kaçmaya çıkıyor. Robotlaştırıp tekdüzeleştirdiğimiz hayatta kurallara uymak adına, dışlanmamak ve topluluk içinde amiyane tabirle “sırıtmamak” adına verdiğimiz bu mücadeleye peki değiyor mu?
Evleniyorsun, hasta düşünce eşinin gözünde tüm çekiciliğini kaybediyorsun, çocuk yapıyorsun yaşlanınca seni hayatta tutmaya çabalamak yerine varlığını bir yük
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202261,1bin okunma
Başlangıç seviyesinde olan bir dark romandı. İçinizi ısıtacak güzel ve hoş bir kitap. Genel olarak beğendim. Hatta en beğendiğim sahnelerden biri de şuydu;
"Benimle evlen, ve bende savaşı bitireyim."
Kitap 6 bölümü dışında uzun aforizma psikojik dram günlük sözler dolu olsun kitap yazmak kolay yola devam meslektaşım ama nazicade tavsiyem kitabı kalın tutma sayfaları okuru bayar Miraç Çağrı AktaşBana Seni Seviyorum Deme Evlen Benimle
Hayata bosvermis yaralı, yalniz bir erkekle; hayatı doyasıya yaşamaya çalışan yaralı, yalnız bir kadının bir araya gelişi daha ne kadar güzel anlatılabilirdi. Bilemiyorum.
Susmayı çok fazla beceremeyen biri olarak bu kadar susabilen karakterlerin olduğu kitapların okumak hoşuma gidiyor. Affetmenin hafiflettiği de güzel anlatılmıştı.
İshak in bu kadar çok başkasının sözüne gidiyor oluşu beni sinirlendirdi. Aykut evlen diyor,evleniyor.
Nurten odasina çağırıyor, gidiyor.
Julide gidelim diyor, gidiyor. Ve evine don diyor, dönüyor.
Ama en başında babasına itaat etmesiyle alakalıdır belki de.
Kendi içinde o kadar çok mücadele ediyor ki dışına bir şey kalmıyor. İshak benim nezdim de Jülide den daha yaralı.
Velhasıl kitabı sevdim.
Sanırım Tarık Tufan da seviyorum
Kitaba benim puanım 10.
DüşerkenTarık Tufan · Profil Kitap Yayınları · 20188,5bin okunma