7/10
·296 syf.··
2026 6. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2026 06:48
Matlock, kitabın ilk bölümlerinde bütün dinlerin atasının Türklerin Tengri inancı olduğunu ve diğer milletlerin yönetici ve öğretici unsurunun Türkler olduğunu ve sonra zamanla asimile olduklarından bahsediyor. Verdiği bir çok bilgi ana akım (batılı) tarihçilere uymayan cinsten. Zaman zaman duraklayıp verdiği bilgileri internet üzerinden araştırdım ki gördüğüm kadarıyla bazı konularda çokta haksız sayılmaz. Kitabın ilerleyen kısımlarında bütün bunların İsa’ya bağlı olduğunu söylüyor ve kendi düşüncesiyle bir katolik inancı ortaya koyuyor. Tabii ki bu düşünceleri katoliklere ters geliyordur. Bana sorarsanız, babası olmadan doğduğunu söyleyen kişiler, denizi ikiye böldüğünü söyleyen kişiler, tanrıyla konuştuğunu, meleklerden haber aldığını söyleyen kişiler ne kadar doğruyu söylüyorsa yazarımız da o kadar doğruyu söylüyor. Bütün insanlarla, Tanrı arasında açık bir iletişim kurulmadığı sürece de “mesihlerin” “mesajlarına” kulak kabartıyor “Ademoğlu”. Ne diyelim; aslanlar kendi hikayelerini yazmadığı sürece avcılara inanmak zorundayız.
Ey Dünya İnsanları Hepiniz TürksünüzGene D. Matlock · Hermes Yayınları · 2021158 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 16. kitabı
“İnsan insana söz ile yakın. İnsan insana göz ile yakın. Göz göze değmez olduğunda, söz de söze değmez oluyor.” Gündelik Hayatın Sahnesi – Fatma Barbarosoğlu Selamlar Bugün, ismi gibi gündelik hayatın içinden… Sade ama düşündüren, akıcı ama yer yer insanın içini yoklayan bir kitapla geldim Kitaptan aldığım notlar, aslında biraz da kendime sorduğum sorular oldu. “Biz hepimiz Âdem’in kanı dökülen ve kan döken çocuklarıyız.” Irak’ta, Yemen’de, Filistin’de dökülen kanlar… Kanı döken de biziz, dökülen de biz. Nasıl bu hâle geldik ey Âdemoğlu? Nasıl bu kadar canavarlaşabiliyoruz? Dünya her gün yıkılıyor; belki de her gün yeniden kurtulmak için… İnsanlara olan güvenimizi ne zaman kaybettik? Nerede yitirdik? Bir komşumuza bile çocuğumuzu emanet edemez olduk. Hep zor hayatlardan şikâyet ederken bugünümüze şükretmeyi ne zaman unuttuk? Bir teşekkürü bile esirgeyen, nezaketi lüks sanan bir kibir çağında yaşıyoruz sanki. Çocukluğumuzdan kalan o cümleler nerede şimdi? “Ne çok kaldım…” Bir kahveye gelen komşuyla edilen sohbetlerde zaman akıp giderdi. İnsan insanın gamını alırdı. Şimdi ise “zamanımı aldı” diyoruz. Belki de kimse zamanımızı almıyor; biz birlikte olmayı bereketsizleştiriyoruz. Birlikte oturmayı, vakte bereket katmayı, misafir ağırlamayı, “daha nasılsınız?” demeyi ne zaman unuttuk? Ve görmezden geldiklerimiz… Neden bazı insanlar görünmez oluyor? Savaşları, açlıkları, kıtlıkları görmezden gelip hayatlarımıza ne de kolay devam ediyoruz. Başkalarının hayatlarına imreniyoruz bazen. Ama onların hiç mi derdi yok? Hiç mi ıstırap yaşamıyorlar? “Evin var da derdin mi yok?” sözü boşuna mı söylenmiş?
Gündelik Hayatın SahnesiFatma Barbarosoğlu · Profil Kitap · 20267 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·208 syf.··
Beğendi
·
2025 37. kitabı
Ey Ademoğlu; Sen aşkı yanlış anladın . Yüreğine dön bak! Asıl sahibi bulacaksın... İnsan hayatı kısa bir zaman değilde ne peki bizler sanki dünyada daimi mi kalacağız sanarız da hiç birşey yokmuş gibi devam eder dururuz . Ey insan hayat geçici seni yaratan yaradan var ki unutma. Hayat yolculuğunda insan dünyanın imtihan yeri olduğunu unutmamalı ki Tevbe kapısı açık merhametli bir yaradan var Allahualem
Gönül Kapısında Bir ElifNalan Güven · Timaş Yayınları · 2020153 okunma
10/10
·208 syf.··
2025 72. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 21 Temmuz 2025 00:00
“İlâhî Hadisler” insanın sadece aklına değil, doğrudan kalbine seslenen bir kitap. Okuduğunda ilimle birlikte gönül sükûneti buluyorsun; çünkü bu eser kuru bir bilgi kitabı değil, insanın Rabb’iyle kurduğu en samimi bağın kelimelere dökülmüş hâli. Hasan Hüsnü Erdem’in derlediği bu eser, kudsî hadisleri bir araya getiriyor yani Peygamber Efendimiz’in dilinden Allah Teâlâ’nın kelamını bize ulaştıran sözleri. Her biri kısa ama derin, sade ama sarsıcı… Adeta bir damla gibi, ama o damlanın içinde bir okyanus gizli. Bu kitap, bir yönüyle bir ilim hazinesi, diğer yönüyle bir kalp aynası. Çünkü her hadis, insanın kendi içini görmesini sağlıyor. “Ben hangi ameli Allah için yapıyorum?”, “Kalbim neyle meşgul?” diye sormanı istiyor. Kitabı okurken, sadece bilmekle kalmıyor, aynı zamanda hissediyorsun. Her sayfa, sanki Rabb’inden gelen bir mektup gibi: bazen uyarıyor, bazen teselli ediyor, bazen de seni yeniden hatırlatıyor kendine. “Ey kulum, ben ancak rızam için yapılan amelleri kabul ederim.” “Ey Âdemoğlu, bana dua et, seni bağışlayayım.” “Ey kulum, sen bana yaklaşmak istersen, ben sana daha hızlı yaklaşırım.” Bu sözleri okurken, kalbinin içinde bir şey yumuşuyor. Çünkü bu hadisler sadece dinî öğreti değil, doğrudan merhametin sesi. Allah’ın kullarına hitabındaki o sonsuz şefkati, bu kitapta kelimeler arasında değil, neredeyse nefesler arasında hissediyorsun. Kitabın dilinde gösteriş yok; her cümle sade ama taşıdığı anlam çok derin. Arapça metinleriyle birlikte verilmiş olması da ayrı bir güzellik çünkü her kelimenin asıl kaynağındaki ahengi hissedebiliyorsun. O ses, o melodi, o anlam… Hepsi birleşince, “İlâhî Hadisler” sadece bir okuma değil, bir tefekkür hâline dönüşüyor. Bu kitabı eline aldığında, sanki dünyadan biraz çekiliyorsun. Sayfalar ilerledikçe kalbin genişliyor,
Din
İlahi HadislerHasan Hüsnü Erdem · Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları · 202155 okunma
Aşk
Puan vermedi·261 syf.··
2025 8. kitabı
·
38 günde okudu
·
Okunma: 31 Ağustos 2025 00:40
Ey gönülleri aşk ile pare pare edip rezil ve rüsvay eden Allahın karşı konulmaz adıyla.... Aşk risalesi, O felekler şahının kaleminin aşkın nabzında atıyor oluşu.. Kitap Aşkın vechi, dili, şekli, kanununu anlatınca, evrenin kendiliğinden meydana gelmediğini düşündürüyor. Muhabbetin sırrının göğsün kapı aralığından sızması; aşka tutulmuş olanların yalnızca bir dili var ve yalnızca o dille konuşurlar edasıyla bir aşk risalesi.. 'İlah azizdir, O'nu kimse ihtiva etmez Biz ise O'nu kalbimize sığdırdık' İşte böyle kalbin mahiyetine doğru ilerlediğin Aşk risalesi.. Sevgiliyi müşahede ile ödüllendirilmiş bir kalem. Kitap, sevenin Sevgilisi için vasıflanması ve aşkın nuruyla şereflenip Maşuğun bende'si olmasını anlatır.. 'Güzeli sevmek İlahi bir özelliktir' Adeta sevginin insanı donatması ve eğitmesi, kişiye yakıcı bir gömlek giydirmesi anlatılır. Sevginin üç kısmı var. İlahi sevgi , Ruhani sevgi, Doğal Sevgi.. Kalpte bu üç sevgiyi bulan tecelliye en yakın olandır. Üç sevgiyle kainatı darmadağın edecek feleklerde kaybolacak ve alevleri, alevleri soğutan bir ateşle tekrar acziyetine bürünecek. 'Tevrat'ta Musa'ya vahyedilen şeylerden biri de şudur: 'Ey Ademoğlu! Senin hakkın için ben sevenim. Senin üzerindeki hakkım için de sen beni sev.' Melekler ve hayvanların dışında insana bahşedilen yegane şeyin ' Aşk ' oluşu.. İnsana saltanatın, şöhretin böyle noksan bir yerde, yeryüzünde giydirilmesi epey manidardır. Aşk risalesi bizi o kabiliyete (ki o içte bizatihi vardır) büründürmek için kalbin 'Allah'ın sevgisinin dışında olan sevgilerden' arındırılması gerektiğini, anlatır.. Sevenin ayrılık veya kavuşma ile ilgilenmeyişi ve daima sevgiliyi müşahede edişini anlatır. Kalbin daima hayret içinde oluşunu, herşeye karşı Sevgiliyi tercih edişini, sürekli uykusuzluğunu, gamını gizlemesini,
Aşk RisalesiMuhyiddin İbn Arabi · Litera Yayıncılık · 2015107 okunma
Cehennemin Anahtarı: Dilimiz
10/10
·248 syf.·
2025 9. kitabı
Kitabı bitirdikten sonra kendi kendime şöyle dedim: "Meğer cehennemin anahtarı dilimizmiş!" Hayatımızın yönü, çalkantılar, insanlarla olan ilişkilerimiz, hatta kendimizle olan ilişkimiz ve dahasını dilimiz şekillendiriyor. Sözlerimizle ya kendimizi kurtarıyoruz ya da felakete sürüklüyoruz. Kitabın kesinlikle okunması gerektiğine inanıyorum. İçinizdeki iman tohumu henüz çürümemişse, satırları okudukça içinizi tarifsiz bir korku sarıyor. Ve o andan itibaren, dilin belalarından uzak durmak için kendinize söz veriyorsunuz. Peki nedir bu belalar? Başta gelen, gıybet. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor: "Gıybetten sakınınız. Zira gıybet, zinadan daha şiddetlidir. Çünkü zina eden kişi tövbe eder, Allah da onu affeder. Fakat gıybet edilen affetmedikçe, gıybet eden affedilmez." Bu ne kadar sarsıcı bir uyarıdır! Zinayı bile aşan bir vebalden söz ediliyor. Çünkü gıybet, sadece Allah’ın affını değil, aynı zamanda kulun affını da gerektiriyor. Bu yönüyle, doğrudan kul hakkıdır. Gıybetle ancak cehenneme varılır. Ve ne acıdır ki bu yolculuk bazen büyük bir hevesle yapılır. Söz, baldan tatlı gelir. Karşımızdakini küçük düşürmek kolaylaşır. Eksiler, artılar konuşulur; bazen de araştırılır. Ama şu soruyu kendimize sormayız: "Bu görevi bize kim verdi?" Bir insanın hatalarını konuşmak, araştırmak ve yaymak bize ne kazandırır? Ruhumuza ne katar? Asıl yapmamız gereken, nefsimizi süzgeçten geçirmektir. Onun bizi değil, bizim onu yönetmemiz gerekir. Ve işte kitapta geçen o müthiş cümle: "Dilini koruyan kimsenin kusurlarını Allah örter. Gazabına hâkim olanı Allah azabından korur. Allah’tan özür dileyen kimsenin özrünü Allah kabul eder." Ve ardından gelen o altın söz: "Söz gümüşse, sükût altındır." Bu söz öylesine derindir ki... Meğer biz, baldan tatlı gelen konuşmalarla en
Dil Belâsıİmam Gazali · Semerkand Yayınları · 201417,1bin okunma