“Bir Testi Su”, Osman Nuri Topbaş Hocaefendi’nin kaleminden, insanın kalbine küçük ama derin dokunuşlar yapan bir eser. Okurken fark ediyorsun ki; bazen insanın hayatını değiştiren şeyler büyük sözler değil, küçük ve samimi iyilikler oluyor. Bir testiden dökülen su gibi… Az gibi görünen ama susuz bir kalbi dirilten dokunuşlar.
Bu kitap, iyiliği büyük iddiaların tekelinden alıp günlük hayatın içine indiriyor. Bir tebessüm, bir gönül alma, bir suskunlukta gösterilen edep… Hepsi birer “bir testi su” kadar sade ama tesiri derin hâller olarak karşımıza çıkıyor. Okudukça insan, “Ben iyiliği neden bu kadar zorlaştırmışım?” diye kendine sormadan edemiyor.
Hocaefendi’nin üslubu yine incelikli ve şefkatli. İnsanı suçlamadan, küçük hatırlatmalarla yönünü düzelten bir anlatım var. Satırlarda, kalbi yormayan ama vicdanı diri tutan bir denge hissediliyor. İyiliğin gösterişe dönüşmeden nasıl yapılabileceği, riya ile ihlâs arasındaki ince çizgi, sade örneklerle kalbe yerleştiriliyor.
Bu eseri okurken, insanın içindeki “küçük şeyler önemsizdir” düşüncesi yavaş yavaş eriyor. Çünkü her küçük iyiliğin, görünmeyen bir yerde büyük bir karşılığı olduğu hatırlatılıyor. Okudukça insan, hayatına dönüp bakıyor: Ben kimin susuzluğunu giderebilirim? Kimin yorgun kalbine bir yudum ferahlık olabilirim?
Bu kitap hızlıca tüketilecek bir metin değil. Az az okunup, hayata taşınacak cümleleri olan bir eser. Bazı satırlar, insanın gününe eşlik eden küçük niyetlere dönüşüyor. Bir kapıdan girerken, birine seslenirken, birine sabrederken… Kitap, davranışın içine sızıyor.
Özetle: “Bir Testi Su”, iyiliği büyüklüğünden değil, samimiyetinden tanıtan bir kitap. Okuduktan sonra insanın içinden şu dua geçiyor: Rabbim, beni birilerine ferahlık olan o küçük testilerden eyle…