"...Bavulunu kapattı, artık gitmeye hazırdı. "Bence bu dünyanın en hüzünlü sesi" dedi yüzüne hiç bakmadan. Ne dediğini anlamamışcasına yüzüne baktı onun; "Giden kişinin bavulunun fermuar sesi; babam iş gezilerine giderdi, bu sesi sevmezdim" diye devam etti kadın.
Yüzüne bile bakmadı giderken; çok zordu. Oysa sevdiği kadına bakmak, yapmayı en çok sevdiği şeylerden biriydi; bitti. "Biz çiçeğimizi yanlış mevsimde diktik; elbette ya don vuracaktı ya toprak kavuracaktı. Bizimki de böyle bir sevda hikayesi olsun..." diyecekti, sustu. Bavulunu alıp, öylece çekip gitti."
-"Zamanın zamansızlığında"; yenilerden...-
Eylem Erdem Şengör
..."Asıl ustalık, hayat boyu acemi olduğunu unutmamaktır."
-Turgut Uyar-
En sevdiklerimden "Unuttuğum Çocuk" Acemi Dergisi 74.sayısında🌼
Eylem Erdem Şengör
“Toprağım eksikti belki... Pembe bir ortanca fidanıydım da aslında; mavi oldum sonra dikildiğim o toprakta. Büyümek için güneş istedim evet; daha çok yarı gölge alanlara ihtiyacım vardı ama. Aydınlıktan da, ‘aynılık’tan da hoşlanmadım pek; ondandır galiba.
Ben bir ortancayım! Rengim solsa, kurusa da çiçeğim; kendimi hep güçlü ve gösterişli hissetmek isterim. Kimi zaman değiştirilse bile rengim, ben hep hissettiğim gibiydim.
Yorgundum! Taşıyamayacağım ne çok yük eklenmişti boynuma. Ağır demedim, hiç ses etmedim. Kalbim kireç tutmasın diye, akıttım gözyaşlarımı hep içime içime... Çoğu zaman kendi gözyaşımda boğuldum ya; olsun! Bir ortanca kadar güçlü, güzel ve zarif olmaktı aslında tüm gayem.
Koca bir ömür geçti; mevsimler, zaman her şey değişti. Büyüdüm; vakti dolmuş ortancalar gibiyim.
Yaz bitti; mavi ortancalar gibi küskünüm şimdi... Eylem Erdem Şengör