İnsanın sadece bilincinin kendisi hakkında bildikleri kadar olduğuna evrensel çapta inanıldığı için, kişi kendini zararsız zanneder ve kötülüğüne bir de aptallığı ekler. Korkunç şeylerin olduğunu ve olmaya devam ettiğini inkar etmez, ama bunları her zaman "ötekiler" yapar. Ve bu tür kötülükler yakın ve uzak geçmişte kaldıkları zaman, çabucak ve rahatça unutkanlık denizine gömülürler, arkasından "normallik" dediğimiz o kronik bulanık kafalılık geri gelir. Oysa çarpıcı gerçeğe göre hiçbir şey yok olmamış, hiçbir şey düzelmemiştir. Kötülük, suç, vicdanın derin rahatsızlığı ve karanlık kuşkular gözlerimizin önündedir, keşke görmeyi bilseydik.
Kitleler içinde bulundukları biçimden yoksun, kaotik ortamı telafi etmek için daima bir "lider" üretirler ve tarihte birçok örneğini gördüğümüz gibi, bu lider mutlaka sonunda kendi şişirilmiş ego algısının kurbanı olur.
Kitap trans bir bireyin hikayesini anlatıyor. Klasik amerikalı, liseli genç kız edebiyatını farklı bir bakış açısından görüyoruz. Yazarı da trans kadın olduğu için gerçekçi sorunlara değiniyor ama yer yer abartıya kaçtığı da oluyor.
İlk kez baş karakteri trans olan bir kitap okudum. Daha önce hiç fark etmediğim, varlığından haberdar bile olmadığım sorunlar hakkında düşünmemi sağladı. Kafamdaki bazı soru işaretlerini silen, yeni soru işaretleri yaratan ama kesinlikle empati kurmamı sağlayan bir kitap oldu. Bazı şeyleri tam olarak anlamak mümkün olmasa da düşününce en yakınımızdaki insanları bile anlayamadığımız zamanlar oluyor. Anlamasak bile empati kurmak için okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Ben ingilizce okudum. Dili kolay ve akıcıydı.
6.5/10