Ahlak yasalarına uymamanın doğurduğu ceza korkusu, köken bakımından, anne sevgisinin yitirileceğinden duyulan korkudur. Daha sonra çocuğun babasıyla ve sevip otorite diye baktığı öbür kişilerle ilişkilerinde kendini açığa vurur bu korku, bir genişleme ve yayılma gösterir.
Sonunda, bir vicdan oluşur oluşmaz, ceza korkusu, çocuğun kendi vicdanından duyacağı korkuya dönüşür; vicdan da çocuğun otorite saydığı kişilerle özdeşleşmesinin, çevresinde yaşayan örnekleri içe aktarması ve giderek kişiliklerinden sıyırıp bunlara bir soyutluk kazandırmasının, ahlak yasalarını kendi öz yasaları diye görmesinin, ille yapılması gerekeni bir Tanrı buyruğu gibi benimsenmesinin sonucu gelişip ortaya çıkar.